TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

'Cirom artıyor ama yüzüm gülmüyor'

Tokatlı sanayici Orhan Diren perakende ticaret yasasının bir an önce çıkmasını istiyor

Dimes; Tokat'ta kurulu, meyva suyunda ilk ve en büyük pazar payına sahip, sütte ikinci büyük oyuncu olan, şarap da üreten 55 yıllık yerel bir kuruluş. İzmir'deki Tetrapak fabrikasıyla il dışına çıkmış ve hijyen açısından dünyanın ilk 10 üretim tesisinden biri olmuş. 350 kişilik istihdam yaratıyor. 400 milyon liralık ciroya sahip, 92 pikeye 28 milyon dolarlık ihracat yapıyor.İhracatı bu yıl 40 milyon dolara çıkacak.
ÜÇ UYARI GELDİ: Grubun başında ikinci kuşaktan Orhan Diren var. Tokat'a Vakıfay'ın Vargel eğitim bursunun ilk töreni ve ilk şube açılışı için gittiğimizde Orhan Diren'i de ziyaret ettik. Yıllarca içtiğimiz meyve sularının üretim sürecini izledik. Meyve suyuna ve süte dayanıklılığı nasıl kazandırdıklarını gördük. Orhan Diren "Ürünlerimizin raf ömrünü uzatmayı hiçbir katkı maddesi kullanmadan yapıyoruz. Aile sofrasına koyamayacağımız ve çocuklarımıza yediremeyeceğimiz hiçbir şeyi de üretmiyoruz" diyor. Orhan Diren görmüş geçirmiş biri, iki dönem milletvekilliği yapmış ve tarım politikaları konusunda tecrübeli bir isim. Sohbetimizden akılda kalan üç önemli noktanın altını çizmek mümkün: Ülkede nasıl bir tarım politikası yürütülmeli, üreticilerin market zincirlerinin altında ezilmemesinin sağlanması için perakende ticaret yasasısının mutlaka çıkarılması gerektiği ve borsada ideal halka açılmanın nasıl olabileceği konularında Tokatlı sanayiciden iyi uyarılar geldi. Kendi sözleriyle üç ana konudaki görüşlerini şöyle toparlamak mümkün:
PLANLI ÜRETİM GEREKLİ: "Türkiye'de meyve suyu üretimi 12 litreye yaklaştı. Fena değil. Ancak mevcut meyve üretimi ihtiyaca yetmemeye başlıyor. Biz bu nedenle yılda 1 50 bin fidan dağıtıyoruz. Bu gidişle yakında sektör hammaddesiz kalacak. Don olduğunda veya diğer hava koşullarının etkisiyle üretim düştüğünde, dışardan ithal ediyoruz. Ama şimdi her yıl ithal etmek durumunda kalacağız. Kıbrıs'tan, Brezilya dan, israil den, Küba dan ithal ediyoruz. Portakal yere düşüyor, toplayıp pazara indiren yok. İlginç bir plansızlıktır gidiyor. Karşımızda planlı bir üretim yok. Arazi toplulaştırması yapılmadıktan sonra meyve üretiminde fazla yol alınamaz. Baksanıza GAP'taki toprağı bile sularken çoraklaştırdık. Direnajlar şimdi yapılıyor. Halbuki toprağa suyu vereceksin, alttan toplacaksın. Toprak bebek gibidir, aynı özenle bakacaksın.
PERAKENDE YASASI ÇIKMALI: Bu topraklarda en kaliteli üzümleri yetiştirme avantajımız var. Ama Fransa 8 milyar dolarlık şarap ihraç ederken, Türkiye 12 milyon dolarda kalıyor. En modern sigara fabrikası da Tokat taydı, kapatıldı. Yapısal sorunlarımız yanında bazen bilgisizlik, bazen de duyarsızlıktan dolayı tarımsal potansiyelimizi heba ediyoruz. Mesela 5 yıldır bir perakende ticaret yasasını çıkaramadık. Üretici olarak süpermarketlerin, zincir mağazaların esiri olduk. Benim şimdi işlerim kötü değil. Üretimim artıyor, cirom artıyor. Sanayici olarak ne güzel iyi bir şey, başka ne istenir. Ama kârlılığım düştü, hatta bazen hiç kârsız satmak zorunda kalıyorum, orada görüneyim diye. Üretimim ve cirom artıyor ama sanayici olarak yüzüm hiç gülmüyor.
HALKA AÇILACAĞIZ: 1997'de halka açılmaya teşebbüs ettik. Hatta talep topladık. O zaman 8 trilyon veya satışa koyduğumuz hisselerin 2.5 katı kadar bir talep geldi. Ama Asya krizi geldi çattı. Bütün piyasaları vurdu. Paraları alıp hisseleri verseydik, o düşüş trendi içinde bizim hisse senetlerimiz de değer kaybedecekti, hisselerimiz belki de yarı yarıya düşecekti. Bunu gördüğümüzden yapmadık, kendimize yakıştıramadık, halka arzı geri çektik. Şimdi ya sermaye fonlarından yararlanacağız ki, teklifler var ya da halka açılacağız. Yoksa uzun vadede bu faiz yükünün altından kalkılmaz. Yabancı fonları ortak etmek geçici bir rahatlık sağlıyor ama görüşümize göre dışarıdan temin edilecek fonlarla kalkınamayız. Daha kalıcı çözüm olarak sermayenin tabana yayılmasını görüyoruz. Bunu yapacağız gibi."

Yukarı