TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bütün hikâye 50 milyar $ için

Bir dönemler aynen böyleydi. IMF'den her sene stand-by yapıp kredi kullandığmız 1960'ları hatırlamam. O dönemde ekonomi basını yoktu. Ama 1980'li yılların başını hatırlıyorum. Ekonomi basını da zaten gelişmeye başlamıştı.
Önce hesapsız kitapsız harcamayı kriz izler ve arkasından bunun altından nasıl kalkacağımız tartışması gelirdi. IMF'nin davet edilmesi, görüşmelerin başlaması ve ekonominin fotoğrafının çekilmesi, stand-by'ın süresi, alınacak kredinin miktarı basına sızar, konuluşurdu. Daha sonra da niyet mektubu yazılırdı. Burada performans kriterleri belirlenir ve IMF'ye taahhüt edilirdi. Devamında IMF İcra Direktörleri Kurulu toplanıp programı ve verilecek krediyi onaylardı. Her taksit, uygulama devam edip performans kriterleri tutturuldukça, İcra Direktörleri Kurulu'nun kararıyla ödenirdi. Her aşama ayrı bir tartışma ve olay konusuydu.
Böyle bir süreçte haberler, yorumlar, demeçler, söyleşiler, tartışmalarla IMF ekonomi medyasının temel malzemesiydi. Hatta işadamlarının konuşmaları, demeçleri de hep IMF'ye atıfla gerçekleşirdi. Bu nedenle 1994-2002 arasında çok yoğun bir IMF edebiyatı ve jargonu gelişti.
BİR DÖNEMİN SONU: Aslında bugün son ödemesi yapılan borcun stand-by anlaşması Mayıs 2008'de tamamlandı. Dolayısıyla IMF'li dönem 5 yıl önce Mayıs 2008'de bitti. 19 yıl sonra yeniden IMF'ye borçsuz duruma geldik. Yapılan stand-by anlaşması sayısını 19'da, kullandığımız toplam kaynak miktarını 50 milyar dolarda dondurduk.
IMF'den kredi kullanmak, kendi yağınla kavrulamamak ve bunun için dış dünyaya da avuç açmak demek. Ekonomi rayındaysa, işler yolundaysa kimse IMF ile anlaşmaya gitmez. Çünkü kredi kullanılması, program yapmak ve buna IMF'nin onayını almak, sonra da belli aralıklarla uygulamanın denetlenmesine ve kamuya açıklanmasına razı olmak demekti.
Son küresel krizin en belirsiz dönemlerinde ihtiyaten IMF ile yeni bir program için görüşmeler yapıldı. Türkiye piyasaları da, 2008 sonrası IMF anlaşmasını 8 kez alıp, 7 kez sattı. Ama gerçekleşme olmadı. Dün Bakan Ali Babacan o dönemi değerlendirirken, "2009'un başlarında dünya konjonktürüne ve Türkiye'nin durumuna bakarak böyle bir anlaşmanın gerekli olmadığına" karar verdiklerini söyledi.
GEÇMİŞLE FARKI: IMF'ye borç 19 yıl önce de yoktu, peki şimdikinin farkı nerede?
■ Bu kez, Merkez Bankası rezervinde görülmek kaydıyla IMF'ye 5 milyar dolarlık kaynak tahsis etmemiz önemli bir fark.
■ İkinci fark da, 2014'ten itibaren 24 ülkeyi temsilen Türkiye, IMF'nin İcra Direktörleri Kurulu'na girecek. Geçmişte Türkiye kredisine onay verilen ülke iken, yeni dönemde onay veren ülke konumuna gelecek.

SONUÇ: "Borç, ağır bir yüktür." Hz. Muhammed

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
15 Mayıs 2013 Çarşamba, 13:07 Misafir devlet borcu,milletin(vergilerle ödüyoruz),borcudur..imf borcu bitti ama -426 milyar dolar(tcmb-uluslararası yükümlülüğümüz) devlet-millet borcumuz var..bir borcu bitirirken,diğerlerinin ne hale geldiğini görmek lazım..
Yukarı