TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İki köprü töreni, iki farklı Türkiye

29 Mayıs'ta bir köprünün daha temelini attık. Asya ile Avrupa'yı üçüncü kez birleştirecek köprü Yavuz Sultan Selim adını aldı. 11 5 km'lik çevre otoyolu ile 3 milyar dolara mal olacak köprü 2 yıla yetiştirilecek. Yeni köprü gidiş-gelişli 4'er ve bir de gidiş gelişli demiryolu 10 şeritli olacak. Dünyada asma köprüler arasında 59 metreyle en geniş, 320 metrelik kulesiyle en yüksek köprü olmaya aday.
BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ:Diğerleri de inşa edildiği tarihlerde asma köprüler arasında dünyanın sayılı köprüleriydi. Boğaziçi 1973'te dünyanın en büyük 4.asma köprüsüydü. 3 yılda inşa edilip Cumhuriyet'in 50. kuruluş yıldönümüne yetiştirildi. Devletin inşa ettiği bu köprü 44.5 milyon dolara mal oldu. Açılıştaki coşkuyu televizyondan izlemiştim.
FATİH KÖPRÜSÜ: İkinci köprünün temel atma ve açılış törenine ise bizzat katıldım. 29 Ekim 1985'te Kavacık'ta mütevazı bir törenle temeli Başbakan Özal attı. Anadolu Ajansı çalışanı olarak tören yerine kolaylıkla ulaştık. Haberi de zaman kaybetmeden, cep telefonu ve bilgisayar bağlantısı olmadığından, araçtaki telsizi kullanarak geçtik. 3 yıl süren inşaatta Türkiye'den STFA ve yanında üç Japon şirketi yer aldı. Yapımı yine devlet üstlendi ve inşa maliyeti 144.4 milyon doları buldu. Rakamlar Özelleştirme İdaresi'ne ait.
YAVUZ KÖPRÜSÜ: Son köprü hepsinden büyük. Açılış töreni de bunu yansıtıyor. Hava, kara ve denizyoluyla törene gelmek mümkündü. Helikopter pisti de, otopark alanı da, iskele de inşa edildi. Nadir bir araya gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşleri ile tören alanına girdiler. Havayoluyla malum protokol geldi. 1, 2, 3 numarayı son yıllarda ilk kez bir arada gördüm. Denizyoluyla İstanbul'un ilçelerinden toplu taşımayı gözlemledim. Bir ara irili ufaklı 50 tekne ve gemi saydım. En zoru karayoluyla gelmekti. Çünkü otomobiller birkaç kilometre yukarıda bırakılıyor, törene ancak iki servis aracı değiştirerek gidilebiliyordu. Futbol sahasından büyük ve beton dökülerek yapılan alan protokol ve halk diye ikiye ayrılmıştı. Ben halkın arasındaydım. Turnikelerden geçişte herkes dikkatlice aranınca uzun kuyruklar oluştu. Geçişten sonra güneş şapkası ve kumanya dağıtımı vardı. İçinde sandviç ve meyve suyu ile bir de sertifika yer alıyordu. İnşa edilecek köprünün maket görüntüsü yanında "Boğaz'ın yeni incisi, oradaydım" ifadeli sertifikayı ben de aldım. Alanda kümelenmiş paketli sular, kurulu tuvalet ve çöp toplayıcıları da unutulmamıştı.
OLAN SİMİTÇİYE OLDU: Ancak bu hazırlıklar kalabalıktan istifade satış yapmak isteyen simitçileri vurdu. Çünkü tören alanına inmek bir yana, satış yapamadan geri dönmenin en zoru yokuş yukarı kan ter içinde el arabasını itmekti.
Yavuz Köprüsü'nün maliyeti 3 milyar dolar. Geçmiştekiler ile karşılaştırmak imkânsız. Aradan 28 yıl geçmiş, ne yapılan aynı, ne de dolar aynı dolar. İşin içinde artık devlet de yok. Konsorsiyum parayı kendi getirecek, inşaatı yapacak ve sonra işletip parasını geri alacak. Tek fark burada değil, yukarıda aktarmaya çalıştım. 28 yıl arayla yapılan iki köprü töreni önüme iki ayrı Türkiye fotoğrafı koydu.

SONUÇ: "Her değişim daima başka değişimlere ihtiyaç gösterir." Niccola Machiavelli

Yukarı