TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

BU PLAN SERMAYE DOSTU TÜRKİYE İSTER

Türkiye'nin 1960 sonrası başlattığı beş yıllık kalkınma planlarının sonucusu ve10'uncusu Mecllis'e sunuldu. 2014-2018 dönemini kapsayacak 10. Plan verilerine göre, Türkiye ekonomisi büyümede daha iddialı olacak. Bunu finanse edebilmek için hem yurtiçi tasarrufları artıracak hem de yurtdışı kaynakları çekmeye devam edecek. Sonuçta son beş yılda ortalama yıllık yüzde 3.3 gerçekleşen büyüme önümüzdeki beş yılda yüzde 5.5'e çıkacak. Buna bağlı olarak istihdam düzeyi 25.9 milyon kişiden 4 milyon artışla 29.9 milyon kişiye çıkacak. İşsizlik oranı yüzde 9.2'den yüzde 7.2'ye düşecek. Kişi başına gelir, dolar bazında yüzde 60'a yakın artışla 16 bin dolara doğru yükselecek.
Peki bunlar nasıl sağlanacak? Planda yer alan diğer hedefler neler?
■ Büyüme vitesini yükseltmek için kaynak artışı şart. Toplam yurtiçi tasarrufların milli gelire oranı bu yılki yüzde 14.4'ten yüzde 19.0'a çıkarılacak. 5 puana yakın iyileşme ekonominin finansmanını rahatlatacak.
■ Bunun dışında en önemli varsayımlardan biri dış kaynakları kullanmaya devam etmek. Bu yıl için milli gelirin yüzde 6.5'i düzeyinde bir cari açık bekleniyor. 2014-18 döneminin ortalaması ise yüzde 5.8 bekleniyor. Cari açık verilmeye ve bunun dış kaynaklardan finansmanına devam edilecek.
■ Dışarıdan gelen sermaye ile döviz bolluğu olacak ki, dolar beş yıllık dönemde çok sınırlı artsın. Ortalama dolar kuru bu yıl 1.8303 olarak alındı. 2018'de ise 1.9722 öngörüldü. Beş yıllık artış sadece yüzde 7.74. Yüzde 4-5 aralığında yıllık enflasyonlara karşılık TL gelecek yıllarda da değerlenecek. Döviz kuru enflasyona yetişemeyecek. İhracatçılar zorlanacak, ithalatçılar sevinecek. Bu sonucun olabilmesi için de, küresel piyasalardan sermaye akımlarının devam etmesi, Türkiye'nin sermaye dostu politikalar izlemeyi sürdürmesi gerekiyor. Türkiye her ne kadar sermaye çekmek istese de, dünya koşullarınınında sermayeyi buraya doğru itmesi lazım. Demek ki, gelecek yıllarda parasal genişlemeden normalleşmeye gidilen sürecin iyi yönetileceği ve Türkiye'ye etkisinin daha az olacağı
varsayılmış.
Bunlar birer varsayım. Gerçekleşme ihtimali elbette var. Ama gerçekleşmemesi de mümkün. Çünkü bunlar dünyanın genel gidişine, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik istikrarına yakından bağlı. Hedeflere varmak her şeyden önce yurtiçi tasarruf artışına ve dışarıdan kaynak girişine bağlı.

SONUÇ: "Yolunuzun ilerisini göremiyorsanız, dönemece gelmişsiniz demektir." Myrtle Reed

 

TURİZM HIZ MI KESECEK?

Bütçede faiz dışı harcamaların milli gelire oranı yüzde 36 düzeyinde kalmasına karşılık faiz harcamalarının 1 puan daha azalması öngörüldü. Faiz harcamaları 2018 yılında 2.3'e inecek. Bu da düşük kamu borçluluk oranı ve düşük faiz yanında artan milli gelirle mümkün. 2006'da faiz harcamaları milli gelirin yüzde 6.1 olduğu dikkate alınırsa faiz dışı harcama artışının bütçe açığını niye büyütmediği ortada. Faiz ödemelerinden elde edilen tasarruflar bütçede diğer harcamalara aktarılıyor. İhracatta ise yıllık ortalamada yüzde 11.9'luk artışla 2018'de 277.2 milyar dolara çıkılması öngörüldü. Buna karşılık ithalat da artıyor. 2006'da milli gelirin yüzde 26.5'ine ulaşan ithalat 2018'de yüzde 31.5'e yükseliyor. Sonuçta dış ticaret açığı değişmiyor. İşin tuhafı bu açığı azaltacak olan turizm gelirlerinde reel artış da beklenmiyor. 2018'de 40.9 milyar dolarlık turizm gelirinin milli gelire oranı yüzde 3.18. 2006'da bu oran yüzde 3.32 idi. 12 yılda bırakın reel büyümeyi daralma var. Anadolu'da hemen hemen bütün illerin turizme asıldığı ve yatırım yaptığı bir dönemde ortada niye net bir başarı yok, araştırmaya değer.

Yukarı