TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Reklam yasağı da özel hastaneleri kesmez

Özel hastaneler, ticarethane olmaktan çıkıp, ellerine geçen fırsatları vatandaşı soymak için sonuna kadar değerlendiren, zora düşenleri aldatan, hatta hasta eden hane pozisyonuna terfi edeli epey bir zaman oldu. Özel çatısı altındaki sağlık kurumlarının birçoğunda nedense "denetim ve müeyyide" korkusu diye bir şey yok. Uzun bir süredir sağlık konusunun bu tarafına, bir de Türkiye'de "AR-GE tesislerimiz var" diye arz-ı endam eden endüstri yönüne değinmek istiyordum. Sağlık Bakanlığının, özel sağlık kuruluşlarının yapacakları tanıtım ve bilgilendirmelerle ilgili yeni düzenlemeler yapması vesile oldu.
Türkiye'de milli denebilecek ilaç sanayi yok. Bunun için ne Sağlık Bakanlığı ne de ilaç sanayi tarafında bir kıpırdanma var. Yerli ilaç sanayicileri, yeni ilaç bulmak, geliştirmek dendiğinde "Bulunacak molekül kalmadı" mazeretinin arkasına saklanıyorlar. Kendi sanayi tesislerini de ülkenin en önemli AR-GE departmanına sahip gibi gösterebiliyorlar. Gerçek şu: Bizimkiler, ruhsat süresi dolmuş ilaçları bulup geliştirmekten öte bir şey yapmıyorlar. Yani "ARAŞTIRMA" diye bir şey yapmıyorlar, "GELİŞTİRME"de fena sayılmazlar. Yabancı ilaç sanayi devleri de bu keşmekeş ortamda Türkiye'de daha etkin olup milli ilaç sanayi yerine yerli ilaç sanayiinin sağlam temellerini atıyorlar...

***

MOLEKÜL YOKSA NİNENİZİN İLAÇLARINA BAKIN

Şimdi reklam yasağıyla birlikte, özel hastaneler, faaliyetleriyle ilgili halkın güvenini, bilgi ve tecrübe eksikliğini istismar edici tanıtımlar yapamayacakmış. Kısa süre önce de çeşitli bitkilerle, kremlerle vatandaşın her türlü derdine çare arayan bir şirketin ürünleri toplatıldı. Ancak gözden kaçan başka hususlar var.
Ve benden bir örnek. Burnumda, tam gözlüğün çerçevesinin değdiği yerdeki ben rahatsız ediyordu. Doktorumun ameliyat teklifine sıcak bakmadım. Kütahya'dan bitki özleriyle bu benleri ağrısız, sızısız ve de iz bırakmadan tedavi eden biriyle tanıştım. Tedavi ettiği birkaç kişinin de referansıyla tedavi oldum.
Bizim ilaç sanayi bu detaylarla pek ilgilenmez, incelemez, mamule dönüştürmez. Ama dünya devi bir yabancı şirket, kısa süre önce ayaktaki mantarları tek dozla kesin tedavi eden ilacı geliştirip, ciddi gelir sağlayınca gözleri fal taşı gibi açıldı. Evet, o mantar ilacını kullananları da biliyorum, sorunları kalmadı. Bizim ilaç sanayi ise uyuyor.
Ve başka bir örnek: Yıllardır metal ortopedik tabanlık kullanan birisi olarak, ayak ağrısı meselesini Skechers Shape UP ve MBT ayakkabılarıyla tamamen ortadan kaldırdım. Memnuniyetim tarifsiz. "Hadi molekül kalmadı" yeni ilaç da bulamıyorsunuz. Bunun için elin hazır ilaçlarını geliştirip, ciro yapmaya çalışıyorsunuz. Lütfen biraz da etrafınıza bakın. Endemik türde bitkileri olan, yer üstü ve yeraltı madenleri bulunan bu ülkeden dünyaya armağan edeceğiniz belki geleneksel bir tedavi yöntemi bulursunuz. Hadi bakalım...

***

YASAĞIN İYİ YANLARI OLUR MU?

Özel sağlık kuruluşları tarafından tıbbi deontoloji ve meslek etiği kurallarına aykırı, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış -zaten kanıtlamaya kalksalar da burunlarından getirirler- ürünler için tanıtım yasağı yerinde, ama tek başına yasakla olmuyor. Ciddi müeyyideler, denetim mekanizmaları gerekiyor. Bir de bu ürünleri inceleyin be kardeşim. Bazıları rağbet gördüğüne göre bir hikmeti var mı, yok mu? Yetkili makam olarak konuşun.
"Bilimsel olarak kanıtlanamayan tedavi" diye bir ibare uyduruyorlar, ama bu ülkede sanki bilimsel araştırma yapılmış da bu sonuca ulaşılmış gibi gösteriyorlar. Asırladır rutin bir şekilde ve geleneksel yöntemlerle kullanılan tedavi enstrümanlarının kaçını araştırdınız? Yıllardır bebeklerin tedavisinde kullanılan "Parasetamol"a ne oldu? Araştırma yapılmamışıydı?
Ve bir not: Hastanelerde yaşayacağınız fatura sorunları için Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun şikâyet hatlarına güvenmeyin. Tedavi gördüğünüz veya hizmet aldığınız kalemler faturada olmayabilir, üzerine bir bardak su için. Çünkü uğraşması daha zor.

Yukarı