Advertisement

Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 virüsü tüm dünya ekonomilerinde olduğu gibi ülkemiz ekonomisi üzerinde de tesirini göstermektedir. Peki bu durum ve sonrasında yeni düzende iş dünyası nasıl şekillenecek. Gelin birlikte bu soruyu masaya yatıralım.

Çin’den tüm dünyaya yayılan virüs sonrası ülkeler bu ölümlü virüse karşı kendilerini karantinaya aldı. Ülkelerin önceliği ölümleri sınırlı sayıda tutabilmek, kendi öz kaynaklarını içeride tutarak ekonomik olarak direnç göstermek ve mümkün olduğunca virüsün etkilerini en aza indirgemek oldu. Doğal olarak bu tedbirler ülke ekonomilerinde küçülmelere, mevcut birikimlerde de azalmaya sebebiyet verdi. Hamdolsun sürecin başından beri doğru politikalarla ülkemiz Türkiye bu kaotik ortama karşı doğru refleksler gösterdi. Sonuçta ülke olarak krizlere karşı bağışıklık sağlamış bir milletiz. Anında tepkimizi ortaya koyuyoruz. Bu başarıda idari tedbirlerin yanısıra, milletçe özverili ve dayanışma içinde olmamızın da büyük katkısı bulunmaktadır.

İçinde bulunduğumuz bu durum adeta bir savaş ortamı. Bombaların, silahların olmadığı ama ölümlerin, yıkımların olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Sınırlar kapanmış, dar bir çerçevede ticaretin yapılabildiği, mevcudun korunmaya çalışıldığı bir ortamdayız. Global ekonominin yüzde üç daralacağı dünyamızda ülke ekonomimizin de yüzde 5 kadar küçülmesi bekleniyor.

Peki bu durumda iş dünyası ne yapmalı?

Hükümetimiz tarafından alınan ve açıklanan önlemlere riayet etmemiz durumda yakın bir zamanda yani bayram sonrası kısmı normalleşmeye geçeceğiz.

Normalleşmeyi ve tedbirlerini iki aşamalı olarak ele almalıyız:

1- 2020 yılı normalleşme, asıl normalleşme öncesi toparlanma, fedakârlık, hazırlanma, akut-acil sorunları giderme, faaliyete geçme yılı olarak kabul edilmelidir.

2- 2021 yılı da normalleşme, ekonomik (finansal ve reel ekonomide ) toparlanma ve büyümeye geçme yılı olarak kabul edilmelidir. Asıl normalleşme ve büyüme 2021 yılıdır.

Bu bağlamda aşağıda belirttiğim konu başlıkları üzerinde özel çalışmalar yapmamız gerekmektedir;

Talebi Canlandırma: Üretimi ve tüketimi canlandırma birlikte ele alınmalıdır. TOBB nefes kredileri, diğer girişimci-esnaf kredileri ile üretime finansal yakıt verilirken; tüketim tarafındaki ekonomik gelir kayıpları nedeniyle talebi canlandırmak açısından doğrudan parasal yardımlar sağlanmalıdır. Sınırlı gelire sahip vatandaşlarımıza harcamaları için doğrudan parasal yardım ile birlikte uzun vadeli faizsiz tüketici kredisi verilmelidir.1000 tl'lik yardımlar sürdürülmelidir yıl sonuna değin...Özel bankaların tutuculuğu giderilmelidir.

İşsizlik : Olağan koşullarda sıkıntılı bir konumuz olan işsizlik, Koronavirüs salgını sırasında derinleşmiştir, daha da akut hale geleceği beklenmektedir. Yüzde 13'lerde olan işsizlik oranının salgın nedeniyle 20'lere tırmanacağı beklenmektedir. İşsizlik yardımları ivedi artırılmalıdır. Bakanlığınızın koordine ettiği "Yazılım Uzmanlığı" benzeri meslek kazandırma eğitimleri artırılmalıdır.

Sağlık Sektörü: Koronavirüs Salgını mücadelesi sırasında küresel rekabet avantajına sahip olduğumuz bir sektör olduğunu kanıtlamıştır. Liyakatin maksimum düzeyde gözetildiği sektörümüzde, teknolojik donanım ve bunların ülke içi üretim yetkinliği bugün ve gelecek açısından bizlere umut vermektedir. Hükümetimizin uzun yıllara varan süreçteki sağlık sektörü yatırımları, tabire caizse salgın sırasında meyvelerini vermiştir.

Sağlık sektörü, 2021 yılından itibaren ekonomimizin ve sağlık turizmini geliştirmenin en önemli unsuru olmaya adaydır. Bu sektördeki başarının unsurları belirlenip diğer sektörlere benchmark olması sağlanmalıdır.

Turizmi canlandırma: kısa ve uzun vadeli ele alınmalıdır. Sektörü diri tutmak vatandaşlarımızı dinlendirmek bakımından iç turizmi canlandırmalıyız. Tatil kredisi ,taksitle tatil benzeri çalışmalar yapılmalıdır. Tarımı, inşaatı, hizmeti ve sanayiyi etkileme konumuna sahip turizm sektörü canlı tutulmalıdır.

Ayrıca Koronavirüs Salgını sonrası çalışma kurallarını-ilkelerini içeren Çalışma Klavuzu; Bilim Kurulu ve sektör temsilcileriyle işbirliğinde sektör sektör hazırlanarak sektör mensuplarına gönderilmelidir.

Şunu asla unutmayalım ki, Şu an ne olduğu konusunda ruminasyona değil salgın bittiğinde ne oluşacağına odaklanmamız bize geniş bir pencere açacaktır.

Bu bağlamda virüs sonrası gelişecek sektörlerin neler olduğuna bakmamız gerekmektedir. Ayrıca şunu da özellikle belirtmek isterim ki, firmalarımız kaynak çeşitlerini arttırmalı. Tek bir kaynak çeşidinin olağanüstü durumlarda sıkıntılar yaşayabileceğini bu süreçte gözlemledik.

Gelelim yeni ekonomi düzeninde gelişecek olan sektörlere;

Otonom robotic sistemler, e-ticaret, ilaç sektörü, evde sağlık hizmetleri, medikal, interaktif sağlık hizmeti, Uzaktan eğitim teknolojisi modelleri, organik gıda sektörü, tarımsal ürün pazarı, interaktif fuarcılık, ev içi oyun ve eğlence sektörü, özel birebir eğitim, yenilenebilir enerji dallarında yeni dünya düzeninde süratle gelişme beklenmektedir.

Bu sektörlere ilişkin gerekli altyapı oluşturularak insan kaynakları oluşturulmalıdır. Birçok firmada bu alanlara yönelmelidir.

Evet iş dünyası olarak biz inanıyoruz ki, Dünya markaları bu süreçle birlikte Türkiye’ye yönelecektir. Özellikle üç ana sektörde Türkiye tarihi günlerini yaşayacaktır. Otomotiv, tekstil ve gıda. Bu bağlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde uluslararası markaları Türkiye’ye davet etmeli onlarla aynı masaya oturmalıyız. Bir yandan da yukarıda saydığımız sektörlere ilişkin gerekli iş gücünü oluşturmalı ve bu sektörlerde söz sahibi olmak için adımlarımızı şimdiden atmalıyız.

Son olarak şunu belirtmeliyim ki, her büyük kriz beraberinde büyük çözümleri de getirmiştir. Bu çözümleri keşfeden ülkeler yeni düzenin yükselen yıldızları olmuştur. Ülkemiz Türkiye bu potansiyele oldukça sahip. Bizler Türkiye’nin kendisi için dezavantaj olan bu durumu avantaja çevirerek 2021 yılında yükselen bir değer olacağına inanıyoruz.

Orhan AYDIN

ASKON Genel Başkanı