Bakan Şimşek: Savaşın etkileri 'yönetilebilir' düzeyde
-
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından gerçekleştirilen Londra yatırımcı sunumu, Türkiye ekonomisinin bölgesel risklere karşı dayanıklılığını ve makroekonomik istikrar ve reform programının kararlılıkla devam ettiğini ortaya koydu.
-
Şimşek bölgesel çatışmaların ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin "negatif ancak yönetilebilir" olduğunu, enerji arz güvenliğinin tehlikede olmadığını belirtti.
Bakan Şimşek, uygulanan ekonomi programının önceliklerinde bir değişiklik olmadığını ve programın planlandığı gibi ilerlediğini vurguladı.
Sunumda, Türkiye’nin mali disiplini koruma ve sürdürülebilir cari dengeyi tesis etme konusundaki kararlılığı yinelendi.
Bölgesel çatışmaların ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini "negatif ancak yönetilebilir" olarak nitelendiren Şimşek, enerji arz güvenliğinin tehlikede olmadığını belirtti.
Özellikle uygulanan eşel mobil mekanizması sayesinde, akaryakıt fiyatlarındaki artışın %75’inin absorbe edildiği ve bu sayede enflasyona doğrudan geçişin sınırlandırıldığı vurgulandı.
Dezenflasyon süreci ve rezervlerdeki güçlenme
Sunumda dezenflasyon sürecine dair iyimser veriler paylaşıldı. Kira enflasyonunda yavaşlama başlamış olup öncü göstergelerin düşüşün süreceğine işaret ettiği belirtildi.
2026 yılında kuraklık riskinin keskin bir şekilde azalmasının gıda dezenflasyonunu destekleyeceği ifade edildi
Rezervler noktasında, Mayıs 2023’ten bu yana brüt rezervlerde 79 milyar dolar, swap hariç net rezervlerde ise 103,5 milyar dolar artış kaydedildiği vurgulandı.
Türkiye'nin brüt dış finansman ihtiyacının ve brüt dış borcunun GSYH içindeki payının düşüş eğiliminde olduğu ifade edildi.
Bankacılık sektörünün güçlü varlık kalitesi ve sermaye yeterliliği ile sağlıklı yapısını koruduğu belirtildi.
Stratejik avantajlar ve savaş sonrası fırsatlar
Bakan Şimşek, Türkiye'nin jeopolitik risklerden etkilenme ihtimalinin "son derece düşük" olduğunu, güçlü caydırıcılık kapasitesi ve NATO üyeliğinin bu konuda en büyük güvence olduğunu ifade etti.
Orta vadede ise savaş sonrası dönemde Türkiye için ciddi fırsatlar doğacağı öngörüldü.