Bayer, 85 milyar dolarlık üre pazarına göz dikti
-
Bayer, havadaki azottan yararlanabilen tahıllar geliştirmek için gen düzenleme teknolojisine yatırım yapıyor. Gübre kullanımını ve ithalata bağımlılığı azaltmayı hedefleyen proje ile Bayer'in 85 milyar dolarlık üre pazarından pay alma fırsatı da sağlayabileceği belirtiliyor.
Ortadoğu’daki savaşın gübre tedarikindeki kırılganlığı ortaya çıkarması, bu alandaki çalışmalara hız kazandırdı.
İran-ABD-İsrail savaşıyla bağlantılı olarak Hürmüz Boğazı'ndaki arz kesintileri gübre fiyatlarını artırırken, sınırlı sayıda tedarikçiye bağımlılık konusu pek çok ülke ve şirketin Ar-Ge ve yatırım stratejilerini de etkiliyor.
Bloomberg'in haberine göre Alman ilaç ve tarım teknolojileri şirketi Bayer, buğday, mısır ve pirincin daha az gübreyle yetiştirilmesini sağlayabilecek bir teknoloji için ticari lisans aldı.
California Üniversitesi Davis kampüsünde geliştirilen teknoloji, tahılların DNA’sının düzenlenmesine dayanıyor. Amaç, bitki köklerinin topraktaki bakterilerle ilişki kurmasını sağlamak. Bu bakteriler, havadaki azotu bitkinin kullanabileceği forma dönüştürüyor.
REKLAM
REKLAM
Buğday, mısır ve çeltik için geliştiriliyor
Araştırmacılar, onlarca yıldır daha az sentetik gübreyle yetişebilen tahıllar geliştirmeye çalışıyor. Sentetik gübreler küresel gıda üretiminin yaklaşık yarısını destekliyor. Ancak aynı zamanda önemli bir sera gazı emisyonu kaynağı oluşturuyor.
Soya ve diğer baklagiller, köklerindeki bakteriler aracılığıyla havadaki azottan yararlanabiliyor. Buna karşılık, dünyada günlük kalori alımının yaklaşık yarısını karşılayan mısır, buğday ve çeltik sentetik azotlu gübreye bağımlı.
Bayer’in Kamu İlişkileri ve Sürdürülebilirlik Başkanı Matthias Berninger, teknolojinin normalde gübreye bağımlı ürünlerde yeni olanaklar yaratabileceğini söyledi. Berninger, bu hedefi tarım araştırmalarının uzun süredir ulaşmaya çalıştığı önemli eşiklerden biri olarak nitelendirdi.
REKLAM
REKLAM
UC Davis, DNA üzerinde hassas değişiklikler yapılmasına olanak tanıyan CRISPR teknolojisinin öncülerinden Nobel ödüllü Jennifer Doudna’nın kurucuları arasında bulunduğu bir enstitünün de araştırma ortağı.
85 milyar dolarlık pazardan pay hedefi
Bayer’e göre, azot bağlama teknolojisinin tarımda kullanılması sera gazı emisyonlarını ve gübre ithalatına bağımlılığı azaltabilir. Bununla birlikte, teknolojinin 2030’lardan önce piyasaya sunulması beklenmiyor.
Berninger, bu yaklaşımın Bayer’e 85 milyar dolarlık üre pazarından pay alma fırsatı da sağlayabileceğini belirtti. Avrupa Birliği’nin üre ithalatının hâlâ yaklaşık dörtte birini Rusya’dan yaptığını ifade etti.
REKLAM
REKLAM
AB’de yasa koyucular, bu yılın başlarında gen düzenlenmiş bitkilere ilişkin düzenleme çerçevesini kabul etti. Böylece daha dayanıklı ürünlerin yetiştirilmesine olanak sağlayacak mevzuatın önündeki son engel aşıldı.
Berninger, Avrupa’daki düzenlemelerin gen düzenlemeye daha açık hale gelmesinin, dünyanın temel gıda kaynakları olan üç tahılda gübre bağımlılığını azaltacak teknolojilerin önünü açtığını söyledi.
Gübre kullanımındaki düşüş, çiftçilerin Bayer’in tohum ve bitki koruma ürünlerine ayırabileceği kaynağı da artırabilir.
Sırada sera dışındaki denemeler var
Teknolojide bir sonraki aşama, sera dışındaki gerçek üretim koşullarında yapılacak denemeler olacak.
REKLAM
REKLAM
Bayer, bu ayın başlarında Stanford Üniversitesi’nden doğan Switch Bioworks şirketiyle de ortaklık kurdu. Bu şirket, bitkinin DNA’sını değiştirmek yerine köklerde yaşayan mikroorganizmaları genetik olarak düzenliyor. Hedef, bitkilerin azottan yararlanmasını artırmak.
Bayer, her iki teknolojiyi de tarımsal üretimin getirisini artırma ve gübre kullanımını azaltma çalışmalarının bir parçası olarak görüyor.
Berninger, teknolojilerin beklendiği gibi çalışmama ihtimalinin de farkında olduklarını belirtti. Ancak fırsatın büyüklüğü nedeniyle bu alandaki çalışmaları yoğunlaştırmanın zamanının geldiğini söyledi.