DEİK Başkanı Olpak'tan 'İhracat için asıl tehlike Çin' uyarısı
-
DEİK Başkanı Nail Olpak, ABD'nin Çin'e yönelik ek tarifelerinin ardından Çin'in ABD'ye 2024 yılında 462,6 milyar olan ihracatının yüzde 29,22 azalarak 327,49 milyar dolara gerilediğine dikkat çekerek, "Çin, ihracatını ASEAN, Afrika, Orta Doğu ve Avrupa Birliği pazarlarına yönlendirdi. Bu durum Türkiye'nin yakın coğrafyadaki önemli ihracat pazarlarında rekabet baskısını artırdı" dedi.
-
Türkiye'de ihracatçının finansamana erişim, kur dengesi ve maliyet baskısını ağırlıklı sorun olarak gördüğünü belirten Olpak, kur artışı tek başına çözüm olmadığına dikkat çekti.
-
İthalatı ihracatından yüksek olan bir ülkede kur artışının kısa vadede ihracatçı açısından avantaj yaratabileceğini belirten Olpak, ancak bunun iç fiyatlara da yansıyacağını söyledi. Olpak, kurt artışının orta vadede bile çok çözüm olarak görünmediğini dile getirdi.
OLCAY BÜYÜKTAŞ
Çin’in alternatif pazar arayışı Türkiye için rekabet baskısını artırıyor.
DEİK Başkanı Nail Olpak, ABD’nin Çin’e yönelik ek tarifelerinin ardından Çin’in ihracatını ASEAN, Afrika, Orta Doğu ve Avrupa Birliği pazarlarına yönlendirdiğini belirterek, bu durumun Türkiye’nin yakın coğrafyadaki önemli ihracat pazarlarında rekabet baskısını artırdığına dikkat çekti.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından hazırlanan “ABD’nin Uyguladığı Tarife Sonrası Çin Dış Ticaretinin Analizi” başlıklı çalışma, ABD’nin Çin’e uyguladığı ek tarifelerin ardından küresel ticarette yaşanan değişimi ortaya koydu. DEİK Başkanı Nail Olpak’ın değerlendirmelerine göre, Çin’in ABD pazarındaki kaybı telafi etmek amacıyla alternatif pazarlara yönelmesi, Türkiye açısından özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yeni bir rekabet alanı oluşturdu.
REKLAM
REKLAM
Çalışmaya göre, ABD’nin Çin’den ithalatı 2024’te 462,63 milyar dolar iken, 2025’te yüzde 29,22 azalarak 327,49 milyar dolara geriledi. Çin’in ABD ithalatındaki payı yüzde 13,8’den yüzde 9,4’e düşerken, ABD’nin Çin’in toplam ihracatı içindeki payı da yüzde 14,70’ten yüzde 11,14’e indi.
Çin, 2024’te Meksika’nın ardından ABD’nin en büyük ikinci tedarikçisi konumundayken, 2025’te Meksika ve Kanada’nın gerisinde kalarak üçüncü sıraya geriledi.
Çin’in ihracatı alternatif pazarlara kaydı
ABD pazarındaki daralmanın ardından Çin’in ASEAN, Afrika, Orta Doğu ve AB pazarlarına yönelik ihracatını artırdığı görüldü.
REKLAM
REKLAM
Çin’in ASEAN bölgesine ihracatı 2024’te 586,23 milyar dolardan 2025’te 666,2 milyar dolara yükseldi. Afrika’ya ihracat yüzde 25,9 artışla 224,77 milyar dolara ulaşırken, Orta Doğu’ya ihracat yüzde 9,7 artarak 258,71 milyar dolara çıktı. Çin’in AB’ye ihracatı da yüzde 8,63 artışla 560,77 milyar dolar oldu.
Avrupa pazarı ve Kuşak Yol riski
Olpak, Çin’in Avrupa Birliği pazarına yönelik ilgisinin diğer bölgelere kıyasla henüz güçlü olmadığını, ancak uzun vadede AB pazarına erişimin Türkiye açısından önemli bir rekabet unsuru oluşturabileceğini söyledi.
Bu noktada Çin’in Kuşak ve Yol Projesi’ne de dikkat çeken Olpak, projenin Çin mallarının Avrupa’ya ulaşım süresini önemli ölçüde kısaltma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.
Güney Koridor veya Ümit Burnu üzerinden 30-45 günü bulan lojistik süresinin, projenin tamamlanmasıyla yaklaşık bir haftaya kadar inmesinin beklendiğini aktaran Olpak, bunun Türkiye’nin lojistik avantajı açısından değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Olpak, Çin mallarının Avrupa’ya daha kısa sürede ulaşmasının Türkiye’nin mevcut lojistik üstünlüğünü zayıflatma riski taşıdığını belirterek, Türkiye’nin yalnızca Çin mallarını Avrupa’ya taşıyan trenlerden elde edeceği taşımacılık gelirine odaklanmaması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’den Avrupa’ya giden trenlerin dönüşte de Türk ürünleriyle doldurulmasının önemine işaret eden Olpak, ABD’nin tarifeleri ile Çin’in Kuşak ve Yol Projesinin birbirinden bağımsız değil, daha bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin yakın pazarlarında rekabet artıyor
Olpak’ın değerlendirmelerine göre, Çin’in alternatif pazarlardaki ihracat artışı Türkiye’nin geleneksel olarak güçlü olduğu pazarlarda rekabet baskısını artırıyor.
Çin’in 2025’te BAE’ye ihracatı 72,9 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’nin BAE’ye ihracatı 9,28 milyar dolar seviyesinde kaldı. Çalışmada, Çin’in BAE’ye ihracatının ivmeli biçimde arttığı, Türkiye’nin ihracatının ise 2023’ten bu yana yatay seyrettiği belirtildi.
REKLAM
REKLAM
Mısır’da da Çin’in ihracatı 2023’ten itibaren yükselerek 2025’te 19,97 milyar dolara çıktı ve ülkenin ithalatındaki payı yüzde 18,56’ya ulaştı. Türkiye’nin Mısır’a ihracatı ise 4,07 milyar dolar olurken, pazar payı yüzde 3,61 düzeyinde kaldı.
Cezayir’de ise Türkiye’nin ihracatı 2025’te yüzde 14,6 azalarak 2,46 milyar dolara gerilerken, Çin’in ihracatı 13,91 milyar dolara yükseldi. Böylece iki ülkenin Cezayir’e ihracatı arasındaki fark 2025 itibarıyla 11,45 milyar dolara çıktı.
Olpak, Çin’in ticaret rotasındaki bu değişimin Türkiye açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme olduğunu belirtti.
REKLAM
REKLAM
Kur artışı tek başına çözüm değil
İhracatçıya verilen desteklerin artırılması gerektiğini belirten Olpak, döviz bozdurma sürecindeki düzenlemelerin yanı sıra içeride maliyet ve fiyat dengesinin de bozulduğunu söyledi.
Fiyatlardaki artışların matematiksel olarak açıklanamadığı bir dönemden geçildiğini belirten Olpak, kur artışının kısa vadede çözüm gibi görünse de orta vadede yeterli olmayacağını ifade etti.
İthalatı ihracatından yüksek olan bir ülkede kur artışının kısa vadede ihracatçı açısından avantaj yaratabileceğini belirten Olpak, ancak bunun iç fiyatlara da yansıyacağını söyledi. Olpak, “İhraç ülkedeki alıcı hemen, ‘Sizde böyle bir kur değişimi oldu, devalüasyon oldu, sen buradan kazanca girdin, gel bana indirim yap’ diyecek. Bu, orta vadede bile çok çözüm olarak görünmüyor” ifadelerini kullandı.