Advertisement

ÇAĞLAR KUZLUKLUOĞLU/BLOOMBERG HT ARAŞTIRMA

Enerji Günlüğü Yazarı Hüseyin Ortak, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı sonrası gündeme gelen yaptırımlarla Avrupa Birliği ülkelerinde yaşanmaya başlanan enerji krizine boyutu, tarihçesi ve çözümüne ilişkin soruları yanıtladı.

- Dünya ve Avrupa ekseninde savaş öncesinde doğal gazın stratejik konumu ve tarihçesi ne idi? Neye dönüştü?

19.Yüzyıl başlarının önemli askeri figürlerinden olan Carl von Clausewitz’in Savaş Üzerine adlı eserinin en bilinen önermesini hafif bir değişiklikle ifade edersek: Savaş, siyasetin başka araçlarla devamıdır. Peki ya ekonomi? NATO ve Rusya arasındaki gerginlik, Almanya’nın Kuzey Akım 2 Boru hattının onay sürecini askıya aldığını duyurmasıyla yeni bir boyut kazandı.

Gazprom’un sahibi olduğu büyük bölümü Baltık Denizinin altından geçen 1.200 km uzunluğundaki boru hattı tam kapasite çalışması durumunda Avrupa’da yaşayan 26 milyon kişiye ısınma sağlayacaktı. Yaklaşık olarak 11 Milyar dolara mal olan Kuzey Akım 2 hattı projesinin yarısı Rus Gasprom diğer yarısı da iki Avrupa şirketi olan Shell ve ENGIE gibi Batılı enerji firmaları tarafından finanse edilmişti.

Bildiğiniz gibi geçen yolun Haziran ayından itibaren Avrupa’da doğal gaz fiyatlarında büyük oranda bir artış görülmüş, Avrupa’daki hane halkları havaların soğumasıyla bu artıştan kaynaklanan yüksek faturalarla karşılaşmışlardı.

Doğalgazda tedarikçi sınırlı sayıda

- Gelinen noktada en iyi senaryoda barışın sağlanması enerji konusunda yaşanan krizi çözer mi? Eskiye dönüş mümkün mü?

Tam kapasiteyle çalışması durumunda Avrupa'daki yükselen enerji fiyatları ve azalan doğalgaz miktarına çözüm olası beklenen projenin durdurulmasıyla birlikte Avrupa’da uzamasından korkulan enerji krizinin ve doğalgaz arz artışının gerçekleşmesi belirsiz bir tarihe ertelenmiş oldu.

Avrupa Doğalgaz tedarikinde sadece Rusya’ya mı bağlı bunun cevabını hem evet hem de hayır şeklinde verebiliriz.

Avrupa’nın Rusya dışında iki ana tedarikçisi var. Bunlardan birisi Norveç. Norveç Avrupa’ya ürettiği doğalgazın tamamını satıyor ve talebin sadece bir kısmını karşılayabiliyor. Bu yönüyle bakıldığında Norveç’in mevcut kapasitesini kısa dönemde artırması mümkün görünmüyor. Diğer tedarikçi ise ABD.

2018 yılında ABD (Donald Trump yönetimi ve Avrupa Birliği’nin en yüksek yürütme organı olan Avrupa Komisyonu arasında enerji işbirliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla birlikte AB ülkeleri, doğalgaz tedarikini çeşitlendirmek amacıyla ABD’den daha fazla LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ithalatına yöneldi. Bu anlaşama dünya doğalgaz ticaretinde sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin payının hızla büyüdüğü doğalgaz fiyatlarının da düştüğü bir konjonktürde yapılmıştı. Bu yönüyle AB’nin Rusya’yla uzun vadeli fiyat anlaşmalarıyla yaptığı doğalgaz ithalatına göre daha düşük maliyetle doğalgaz tedarikine yönelik bir manevraydı.

Dünyada LNG ticareti, boru hatlarıyla yapılan doğalgaz ticaretine kıyasla çok daha kısa vadeli, deyim yerindeyse spot fiyatlarla yapılıyor.

Bu maliyet avantajından olsa gerek AB, Kuzey Akım 1 boru hattındaki alım kontratlarını yenilemedi ve spot alıma yöneldi. Dananın kuyruğu da Rusya’nın gerilimli olduğu Ukrayna üzerinden geçen Kuzey Akım 1 boru hattını bakıma aldığını yani Avrupa’ya servis ettiği doğalgaz miktarını azalttığı açıklamasıyla beraber koptu. Avrupa’da doğal gaz fiyatlarında yukarı yönlü bir ralli başladı.

Çözüm krizin çözülmesine bağlandı

- Enerjide küresel arz krizi geçici mi? Mevcut çatışma ortamı buna nasıl bir parantez açıyor?

Tarihçesini kısaca özetlemeye çalıştığım ve arzın yetersizliğinden kaynaklanan krizin çözüm anahtarı olarak görülen Kuzey Akım 2 boru hattından doğalgaz alımı, Almanya’nın bu günkü açıklamasıyla, akıbetini Rusya ve NATO arasındaki krizin çözülmesine bağlanmış oldu.

Boyutu büyüyen gerilim, AB’nin yaşadığı enerji krizini derinleştirecek bir etki üreteceği görülüyor.

- Enerji ihracatçısı ve ithalatçısı ülke/bölgeler gözüyle son durumun en belirgin stratejik sonuçları nelerdir?

Enerji krizinin müzmin bir soruna dönmesi ise AB ekonomisi ile AB ülkelerinin sanayi üretimini doğrudan etkileyen bir konudur.

Prusyalı General Clausewitz’in yazdığı Savaş Üzerine adlı kitap askerlerden çok siyasetçilerin okuduğu kitaplardandır.

Clausewitz zafer olgusunu iki başlık altında inceler: Taktik zafer ve stratejik zafer. Taktik zaferler için fiziki olgulardır derken, “stratejik zafer manevi bir olgudur” der.

Zafer hakkındaki bu sınıflamayı bir yönüyle de savaşların taktiksel kazananının olabileceği ama stratejik kazanan olmasının çok güç olduğunu bir cümle olarak da anlayabiliriz.

Tıpkı Rusya ve NATO arasındaki bu gerilimin taktik sonuçlarının kesin görünmesine rağmen stratejik sonuçlarının belirsizliğini koruduğu gerçeği gibi.