İrfan Donat

Ya iklim değişecek ya da biz

Geçen hafta, Hükümetler arası İklim Paneli (IPCC), “1,5 Derece Küresel Isınma Özel Raporu” yayımlandı.

6 binin üzerinde bilimsel çalışma incelenerek 40 ülkeden 91 yazar ve editör tarafından hazırlanan böylesine önemli bir raporun kamuoyunda hak ettiği ilgi ve karşılığı bulduğu kanısında değiliz.

Raporda küresel tarımsal üretimin geleceğine dair önemli bulgular var.

İklim değişikliğinin gıda güvencesi üzerindeki baskısı aşikar.

Tarım iklim değişikliğine, iklim değişikliğinin de tarım sektörüne bir etkisi söz konusu.

Yani etkileşim karşılıklı.

İşte bu çerçevede, söz konusu rapor önümüzdeki döneme dair önemli ipuçları veriyor ve ciddi uyarılarda bulunuyor.

Gelin isterseniz tüm dünyayı yakından ilgilendiren bu meseleye dair raporda tarım ve gıda sektörü adına öne çıkan noktalara bir göz atalım.

50 sayfalık raporda, özellikle dünyanın 13 farklı yerinden iklim değişikliğinin tarım ve gıda sektörünü nasıl etkilediğine dair son derece çarpıcı veriler ve örnekler mevcut.

Okyanusya: 1,5°C’lik ısınma, Okyanusya’da yağmur ve sıcaklık rejimlerini değiştirerek, daha şiddetli tropik tayfunlara ve yükselen deniz seviyesine sebep olarak geçim kaynaklarını tehdit edecek. 2°C’lik ısınmada ise dünya çapında kıyı çizgilerinin yüzde 70’inden fazlasında deniz seviyesi artışı 20 santimden fazla olacak ve bu da tuzlanma, artan su baskınları ve erozyona sebep olacak, bunu da tarım ve gıda sektörünü ciddi anlamda etkilemesi bekleniyor.

Japonya: Japonya’nın Merkezi Çevre Konseyi’ne göre, 1,5°C’lik ısınmada, sıcaklığı 30°C veya daha fazla olan günlerin sayısı yılda 12 ila 27 gün kadar artacak. Eğer iklim değişikliğine karşı hızla adımlar atılmazsa, 20. yüzyılın sonuna kıyasla yıllık ortalama sıcaklık 4°C’den fazla artabilir. Ülkede ayrıca sellerde artış, çoğu tarım ürününün ve biyoçeşitliliğin olumsuz etkilenmesi, yükselen deniz seviyeleri ve yaşanacak daha güçlü tayfunlar yüzünden sahil şehirlerinin karşı karşıya kalacağı risklerde artış yaşanacak.

Filipinler: Filipinler sıkça tropik firtınaların rotasında kalır. Bu fırtınaların bazılarının şiddeti en yüksek kategori olan 5 şiddetinde bir kasırgaya yaklaşabilir. Denizlerin giderek ısınması bu problemi daha da ağırlaştıracak, özellikle fırtınaların aktif cephesine maruz kalan sahil toplulukları tehlike altına girecek.

2°C ve ötesinde bir ısınma durumunda tarımsal mahsul verimi iklim değişikliğinden olumsuz etkilenecek. Şimdiden sıcaklıklardan olumsuz etkilenen pirinçte, sıcaklık kaynaklı strese daha duyarlı olduğu aylarda kayıplar büyük seviyeye çıkacak.

Tayland: Her yıl yaşanan sıcak günlerin (günlük ortalama sıcaklığın >35° C olduğu günler) sayısının artması bekleniyor; bu da her yıl ortalama 2-3 ay süren sıcak dönemi uzatacak. Yıllık toplam yağışın bazı bölgelerde %20 artması bekleniyor.

1,5°C’lik ısınmadan kaynaklanacak deniz seviyesindeki artış yüzünden kıyı çizgisi 10 ila 35 metre içeriye doğru kayabilir. Taylandlıların yüzde 30’undan fazlasının geçim kaynağı tarıma bağlı. Son on yıllarda kuraklıklar ve seller yüzünden tarımsal alanların dörtte biri olumsuz etkilendi ve mahsulde yıllık 425 milyon euroya varan kayıplar yaşandı.

Kenya: Bu yüzyılın ortalarında sellerin ve kuraklıkların Kenya’ya yıllık maliyetinin GSYH’nın yaklaşık yüzde 2,4’ü kadar olacağı; su kaynaklarındaki bozulmanın da ilave bir yüzde 0,5 yıllık maliyet ekleyeceği öngörülüyor. 1,5°C’lik ısınma senaryosuna kıyasla, 2°C’lik ısınmada, Kenya’nın temel gıda ürünleri olan mısırın ve fasulyenin veriminin yüzde 25 daha az olacağı tahmin ediliyor. Ayrıca yüzyılda bir görülen fırtına dalgalarının yüzde 10 şiddetlenmesi, deniz seviyesinde 1 metrelik artışla birlikte sahil şeridindeki toprakların, tarım alanlarının ve şehirlerin yaklaşık yüzde 40’ının yok olmasına sebep olacak.

Senegal: 2040 yılına kadar 2°C’lik bir ısınma, Afrika’daki tüm ana mahsuller için kayıplara neden olabilir. Mısır ekin alanları yüzde 40 azalacak.

Brezilya: Brezilya’nın kuzeydoğu bölgesi için 1,5°C’lik veya 2°C’lik ısınma arasındaki fark, kurak iklim koşullarında kayda değer bir artış ile kuraklık riskinin daha fazla artması arasındaki fark demek olacak. Ayrıca Brezilya’nın ana mahsullerinin verimi de azalacak: Mısır (-%28), fasulye (-%26) ve pirinç (-%24). En kötü etkilenen mahsul ise ülkenin ana ihraç ürünü olan soya fasulyesi olacak; bunun veriminde yüzde 39’a kadar azalma görülecek.

İtalya: Akdeniz bölgesinde çoğu yer gibi, İtalya’nın güneyi de geniş bir yelpazede olumsuz iklim etkileriyle karşı karşıya. Bunlar sahil şeridinde deniz seviyesinde yükselmeden, sıcak hava dalgalarının şiddetleri ile sıklıklarının artmasına ve turizm gelirlerinin azalmasına kadar değişiyor. Bölgede tarım ciddi bir risk altında. İtalya’nın güneyinde sulama amaçlı su rezervuarları üzerindeki yağışın %5 ila %20 azalması bekleniyor; sıcaklık arttıkça bu düşüş de kayda değer ölçüde artacak. İtalya’nın güneyinde vektörle bulaşan hastalıkların sıklığının da artması bekleniyor. 1,5°C’lik ısınmada turizmin göreceli bir şekilde istikrarlı olması öngörülürken, 2°C’lik ısınmada, yoğun sezonda kayda değer bir azalma yaşanması bekleniyor.

ABD / Louisiana: Birkaç on yıl içinde Louisiana’da her yıl sıcaklığın 35°C’nin üzerinde olduğu gün sayısının 35 ila 70 arasında olması bekleniyor; bu günlerin sayısı şu anda 15. Yükselen deniz seviyesi ve artan sıcaklıklar, Louisiana’nın balıkçılığını de tehdit ediyor. Louisiana’nın ticari balık yetiştirme ve av sahalarının yüzde 75’ini destekleyen sulak alanların kaybı da hızlanacak.

ABD / Montana: Montana ve Dakota’da önümüzdeki 70 yılda, sıcaklığın 38 °C üzerinde olduğu gün sayısının iki misline çıkması bekleniyor. Yükselen sıcaklıklar nedeniyle önümüzdeki 50 yıl içerisinde sulamada su kullanımı yüzde 25 civarında artacak. Yağış rejimi değişecek, şiddetli fırtınaların sıklığının da artması olası; bu ikisi birleştiğinde sel riski de artacak.

ABD / Kaliforniya: İklim değişikliği, Batı’da son otuz yıldır orman yangınlarının yaktığı alanı ikiye katladı ve 31 bin kilometrekarenin üzerinde alanın yok olmasına sebep oldu. Bu durum sıcaklıklar arttıkça daha sık görülecek. ABD’nin çoğunluğu gibi Kaliforniya’nın da 1.5°C - 2°C ye ulaşmasının ortalamadan 10 - 20 sene önce olması bekleniyor. Kuru yazlar, ölümcül kontrol edilemeyen yangıları arttıracak ve kıyı bölgelerinde tarımı olumsuz etkileyecek.

Peki dünya 1,5 derece ısınınca neler olacak?

1,5 derece Dosyası’nda yer alan “Neden 1,5°C Altında Kalmalıyız?” bölümü 1,5°C ve 2°C’lik ısınmanın ne gibi etkileri olacağını inceliyor ve bu etkileri sıcaklık, yangınlar, fırtınalar, deniz buzu ve deniz seviyesi artışı, gıda, sağlık ve ekonomi başlıklarıyla değerlendiriyor.

İşte öne çıkan noktalar:

*** Eğer 1,5°C’lik ısınma eşiğini geçip 2°C’ye doğru ilerlersek, birçok yer ilave 0,5°C’den çok daha fazla ısınacak, hatta bazı bölgelerde 2–2,5°C’ye kadar daha fazla ısınma gerçekleşecek.

*** 1,5°C’lik ısınma senaryosunda, dünya çapında şimdikinden iki kat mega-şehir aşırı sıcaklardan etkilenecek. 2050 yılına kadar sıcak hava dalgalarından etkilenen insan sayısı 350 milyon artabilir.

*** 2°C’lik bir artışta, 1,5°C’lik bir ısınmaya nazaran, her yaz büyük Avrupa şehirlerinde sıcaklık nedeniyle gerçekleşen ölümler yüzde 15 ila yüzde 22 artacak.

*** Akdeniz’de, 1,5°C’lik ısınma durumunda tatlı su kaynaklarının yüzde 9 azalması öngörülürken, 2°C’lik ısınma için bu azalmanın yüzde 17 olması bekleniyor.

*** 1,5°C artış sınırında kalınırsa dünya çapında yangın olasılığının 2010-2039 arasında yüzde 37,8 artacağı, 2070-2099 arasında (>3,5°C) ise yüzde 61,9 artacağı öngörülüyor.

*** Buzullardaki mevcut hacmin yüzde 28 ila yüzde 44’ü sürdürülemez durumda; mevcut iklimde bu hacim er veya geç eriyecek. 1,5°C ve 2°C’ye kadar ısınma durumunda ise buzulların erimesi sonucunda “0,15 ila 0,2 metrelik” deniz seviyesi artışı gerçekleşecek. Bu 2030 yılında sahil şeridinde yaşayan 400 milyon insanın risk altında olduğu anlamına geliyor.

*** 2°C’lik ısınma çok sayıda ülke için öngörülen ekonomik büyümenin ciddi ölçüde azalması demek; kişi başına ortalama GSYH 2100 yılına kadar yüzde 13 azalabilir.

Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında hazırlanan “IPCC 1,5°C Küresel Isınma Özel Raporu”, Paris Anlaşması’nda ifade edilen 1,5°C sınırının sürdürülebilir kalkınma için kritik öneme sahip olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.

Raporun bulguları, 1,5°C eşiğini aşmamak için, yaşamın her alanında düşük karbonlu teknolojilerin hayata geçirilmesi ve ekonomik yapıların değişmesi gerektiğini gösteriyor.

Unutmadan…

Rapor, Aralık ayında Polonya’da hükümetlerin Paris Anlaşması’nı değerlendirmek üzere bir araya gelecekleri Katowice İklim Değişliği Konferansı için temel bir bilimsel veri niteliğini taşıyacak.

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com

Yukarı