Advertisement

Koronavirüs (COVID-19) salgını tüm dünyayı eş zamanlı olarak etkisi altına alırken, sosyal ve ekonomik yaşamın sistematiği öngörülemez şekilde değişmeye başladı. Bu sürecin devamında yeni bir dünya düzeni bizi beliyor ve ülke olarak buna hazır olmak zorundayız. Çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...

Bundan önce, 1918'de Avrupa’yı etkisi altına alan ve sonra dünyanın birçok ülkesini saran İspanyol gribi salgını iki yıl boyunca sürmüş, sosyal ve ekonomik yıkıma neden olmuştu.

Büyük Buhran ya da Kara Perşembe olarak anılan 1929 tarihli ekonomik kriz de dünyayı etkisine almış, Kuzey Amerika ve Avrupa merkezli başlayan buhran, dünyanın geri kalanını da adeta kasıp kavurmuştu.

Covid-19 nedeniyle bugün de maalesef çok sayıda insan hayatını kaybetti, sosyal ve ekonomik yaşam sekteye uğradı.

Aslında bu devletlerin de bir imtihanıydı ve süper güç dediğimiz ülkelerin kriz yönetimindeki çaresizliğine maalesef hep birlikte şahit olduk.

Bir adet maskenin petrolden çok daha kıymetli olduğunu, sadece finans merkezi olmak ya da savunma sanayinde güçlü olmanın yetmediğini gördük.

Ülke olarak pandemiye karşı Sağlık Bakanlığımız başta olmak üzere, ilgili kurumlarımızın aldığı önlemler sayesinde bu süreç iyi yönetildi ve yönetiliyor.

Tabi bu sürecin ilk aşamasında pandemiyi yenmek varken, ardından yeni bir dünya düzeninin bizi beklediğini de bilmek durumundayız.

Ülke olarak sağlık alanında iyi bir imtihan veriyoruz, inşallah bu sinerjiyle alınan tedbirler ve desteklerle ekonomi alanında da bu imtihandan başarıyla çıkarız.

İlk günden buyana atılan adımlar çerçevesinde vergi ertelemesi, kısa çalışma ödeneği ve düşük maliyetli işletme kredileri ile sunulan imkanlar çarkların dönemsine önemli katkılarda bulunuyor.

Bu dönemde TOBB'un iştiraki olan Kredi Garanti Fonu (KGF) mekanizmasının önemini bir kez daha gördük. 15 Temmuz’un hemen ardından o sıkıntılı günleri KGF sayesinde atlattık ve bunun üzerine ülkemiz yüzde 10 ihracatını artırdı, 1,5 milyon insana istihdam sağlandı.

Bugün de salgının ekonomiye etkilerini azaltmakta KGF sunduğu kaynaklarla önemli bir işlevi yerine getiriyor. KGF kefaletlerin bakiye tutarı 250 milyar TL'den 500 milyar TL'ye yükseltildi ve bu model ülkemizde iyi işletiliyor.

Sanayiciler olarak bizim de bu dönemde önceliklerimizden bir tanesi de istihdamı korumak oldu. İşçi işveren hepimiz aynı gemideyiz dedik ve Kısa Çalışma Ödeneğinden de faydalanarak istihdamımıza, insanımıza sahip çıktık. Böylesi zor bir dönemde insanımızın işine devam etmesi, üretimin sürmesi tabi ki her zamankinden çok daha önemli.

Çünkü bu süreci başarıyla atlatanlar, toparlanma ve normalleşme ile yeni dünyanın güçlü aktörleri olacaklar.

Pandemi öncesi ülkemizle ilgili ekonomik kırılganlıklardan, güven endeksindeki düşüşten bahsedilirken, başarıyla yürütülen bu süreç ve diğer ülkelerle bağların güçlenmesiyle pandemi sonrası ticari ilişkilerin de çok daha gelişeceğine inanıyorum. Bunun da sanayimize ve ihracatımıza olumlu yansımalarının olacağı kanaatindeyim.

Burada altı çizilmesi gereken husus, dünyadaki Türkiye algısının güçlenmesidir.

Bugün tüm dünyadaki tedarik siteminin yüzde 28’i Çin’e bağlı hale gelmiş durumda ve Covid-19’un tedavisinde kullanılan ilaçların hammaddesinin büyük kısmı dahi Çin ve Hindistan’dan temin ediliyor.

Bu yönüyle sağlık alanındaki başarımızla dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden birisi olabiliriz. İlaç sanayine yönelik hammadde veya yarı mamul ürün geliştirebiliriz. Bu manada günün zorluklarını fırsata dönüştürebiliriz.

Görünen o ki bu yeni dünyada iş süreçleri de artık değişecek. Özellikle Türkiye olarak daha sistematik çalışmaya başlayacağız. Önceden biz Avrupa’nın hızlı tedarikçisiyken bundan sonra programlı tedarikçisi konumuna gelebiliriz.

Normalleşmeyle birlikte Çin’e yönelik yaptırımların olması muhtemel görünüyor ve Çin’den duygusal olarak da bir uzaklaşma söz konusu.

Tüm bu gelişmelere bakıldığında yeni dünya düzeninde ibre Türkiye’den yana görünüyor.

Tabi ülke olarak bizim de kendimizi sorgulamamız, “yeni normaller” ile yeni bir konumlandırmaya hazır olmamız çok önemli. Burada değer algılarını da değiştirmek zorundayız. Bilim insanlarına, sağlığa, eğitime, teknolojiye ve Ar-Ge’ye daha çok önem vermeliyiz. Özellikle dijitalleşmeye ve teknolojiye daha fazla yatırım yapmalıyız.

Şirketlerimiz de güncel koşullara kendini hazırlamalı, yeni teknolojilere adapte olmalı, süreci iyi yönetmeli ve talepleri iyi analiz etmeliler.

Gaziantep de bu süreçte üretim çeşitliliği ve insan kaynağı ile eminim çok daha öne çıkacak.

E-ticaretle de nihai tüketiciye yönelik üretim yapan işletmelerimizin satışlarını daha da artıracaklarına inanıyorum.

Sağlık alanında maske ve koruyucu tulumların kumaşının üretiminde büyük bir potansiyele sahip olan şehrimiz, maske ve koruyucu tulumların üretiminde de önemli bir merkez haline gelecek.

Tabi ki sağlık her şeyin başında geliyor. Tek temennimiz de bu zor günlerin bir an önce aşılması ve aşı ile kesin tedavinin geliştirilmesi.

Biz ülkemize ve milletimize inanıyor, koşullara bağlı kalmaksızın çalışmaya devam ediyoruz.

Bu vesileyle yaşatmak için kendi yaşamalarını ortaya koyan, gece gündüz demeden fedakarca çalışan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, hasta olan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.

Adnan ÜNVERDİ

Gaziantep Sanayi Odası YKB