Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Kalkan: Bankacılık sektörünün reforma ihtiyacı yok

Kalkan: Bankacılık sektörünün reforma ihtiyacı yok

  • Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, Türk bankacılık sisteminin yapısal reformlara ihtiyaç duymadığını söyledi

Kalkan: Bankacılık sektörünün reforma ihtiyacı yok
28 Eylül 2011, 13:58 Güncelleme :

Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, Türk bankacılık sisteminin yapısal reformlara ihtiyaç duymadığını söyledi.

Kalkan, İstanbul Finans Zİrvesi'nin ''Finans Sektöründe Düzenleme ve Reform'' başlıklı oturumunda, İstanbul Finans Merkezi Projesinin Türkiye'nin en önemli projelerinden biri olduğunu ifade ederek, Vakıfbank'ın da bu anlamda önemli bir karar alarak bankanın merkezini İstanbul'a taşıdığını hatırlattı.

Dünya ekonomisindeki gelişmelere değinen Kalkan, gelişmiş ülkelerde yaşanan büyüyememe sorununun tüm küresel ekonomiyi olumsuz etkileme ihtimalinin son dönemde giderek artan bir endişe kaynağı haline geldiğini söyledi.

Bu sorunun önümüzdeki dönem için dünya ekonomisi ve finansal piyasaların gidişatının temel belirleyicisi olacağının altını çizen Kalkan, bu süreçte Türkiye ekonomisinin krizde olduğu gibi kriz sonrasında da parlak bir performans sergilediğini kaydetti.

Küresel krizin Türkiye'ye yüklediği maliyetlerin göreli düşük kalmasına karşın, kazandırdığı deneyimin son derece önemli olduğunu vurgulayan Kalkan, küresel krizden çıkarılan derslerin Türkiye'nin son dönemde dünya ekonomisinin büyüme dinamiklerini belirleyen gelişmekte olan ülkelerden ayrışarak daha güçlü ve sağlam bir yapıya kavuşmasına ışık tutacağını söyledi.

Süleyman Kalkan, Türkiye'nin bu altyapı ile mevcut koşullarda yeni ve çok daha güçlü hamle yapabilme açısından önemli bir kavşakta bulunduğunu ifade etti.

Yaşanan krizin güçlü ve sağlıklı bir finans sektörünün küresel ekonomi için ne kadar önemli olduğunu gösterdiğinin altını çizen Kalkan, şunları kaydetti:

''Son dönemde küresel ekonomik görünüm ve finansal piyasaların gidişatı bizlere küresel krizin altında yatan finansal kırılganlıkların köklü çözümlere ihtiyaç duyduğunu gösterdi. Tüm bu yaşananlardan çıkarılması gereken temel ders ise kanaatimce; finansal sistemlerin dünyanın hiçbir yerinde dengesini kaybetmesine izin verilmemesi gerektiğidir.''

Avrupa bankacılık sisteminin giderek derinleşen sorunlarına işaret eden Kalkan, ABD'de kredi mekanizmasının krizle birlikte uğradığı şoku üstünden atamamış olmasının da orta ve uzun vadede ekonomik açıdan açmazlara işaret ettiğini söyledi.

Türkiye'ye bakıldığında dinamik ve istikrarlı büyüme görünümünün arkasında en güçlü yapılarından birinin sağlam bankacılık sektörü olduğunu belirten Kalkan, 2001 sonrasında kararlılıkla sürdürülen yapısal reformların Türk bankacılığına ve ekonomisine kazandırdıklarının önemli olduğunu anımsattı.

Kalkan, ABD ve Avrupa'da Türkiye'nin aksine bankacılık ve finans sektörünün ekonomideki yavaşlamanın ana kaynağı olduğunu anlattı.

-''TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN REFORM NİTELİĞİNDE BİR DEĞİŞİME İHTİYACI BULUNMAMAKTADIR''

AB'nin içinde bulunduğu duruma değinen Süleyman Kalkan, akla gelen ilk çözümün sorunlu ülkelere etkili biçimde yeterli fonun sağlanması olarak görüldüğünü, bununla birlikte belirsizliklerin öteleneceğini söyledi.

Avrupa'da ve ABD finans sisteminde yapılacak yeni düzenlemelerin ulusal düzeyde olmasının gerek uygulama gerekse sonuçlara ulaşılması açısından da yararlı olacağını düşündüğünü dile getiren Kalkan, ''Türk bankacılık sektörünün yapısal reformlara ihtiyacı bulunmadığı gerçeğini de bir kez daha vurgulamak isterim. Bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik rasyosu Temmuz 2011 itibariyle yüzde 17 seviyesindedir. Takipteki kredilerin toplam kredilere oranı 2001 krizi sonrası 2003 yılında bulunduğu ortalama yüzde 14,65 seviyesinden bugün yüzde 2,9'lara kadar düşmüştür. Kredilerin mevduata oranı bugün yüzde 97'nin üzerine çıkmış durumdadır'' diye konuştu.

Bankaların bilanço dışı işlemler ve döviz pozisyonları itibariyle de dengeli bir görünüme sahip olduklarını belirten Kalkan, ''Dolayısıyla Türk bankacılık sektörünün reform niteliğinde bir değişeme ihtiyacı bulunmadığı gibi sermaye yeterliliğine ilişkin standartlar itibariyle de gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça sağlam durumda olduğu görülmektedir'' diye konuştu.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Yardımcısı İbrahim Peker de Türkiye'nin gelişmekte olan bazı ülkelerden ayrıştığını söyledi.

Türkiye'nin tahvillerinin durumuna bakıldığında, Türkiye'ye benzer ülkelerin endekslerine göre çok daha düşük reel faizlerle borçlanabilir durumda olduğunu belirten Peker, özellikle 2007 sonundan itibaren Türkiye'nin benzer ekonomilerden çok daha hesaplı borçlanabilen yapıya kavuştuğunu kaydetti.

Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) sigorta primine ilişkin yeni düzenlemesiyle ilgili, ''İnşallah bankaları, tüm sistemi sıkıntıya sokacak herhangi bir şey olmayacaktır. Ben öyle bir şey beklemiyorum. Belirtilen oranların da o anlamda sıkıntı yaratacağını düşünmüyorum'' dedi.

Kalkan, İstanbul Finans Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ''Finans Sektöründe Düzenleme ve Reform'' başlıklı oturumda soruları yanıtlarken, 2001 krizinde Türk bankacılık sektöründe yapılan düzenlemelerin son derece önemli olduğunu ve bugün dünyada, Avrupa'da yaşanan krizlere de örnek teşkil etmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

2001 krizinden sonra Türkiye'nin bu işi ciddiye aldığını, çok önemli, özellikle de risk yönetimi açısından gerekli ve yapıldığı için de şükrettikleri düzenlemelerin getirildiğini belirten Kalkan, ''O dönemde bankacılar olarak yapılan bu düzenlemelerden şikayet ediyorduk. 'icraya bu kadar müdahale olur mu, bu kadar düzenleme fazla değil mi' diye şikayet ediyorduk, 'Düzenleme esas olacak, icra ikinci planda kalacak' diye şikayet ediyorduk. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin yaptığının son derece doğru olduğunu görüyoruz. ABD ve Avrupa'nın özellikle bunun üzerinde durması gerektiğini düşünüyorum'' şeklinde konuştu.

Kalkan, TMSF'nin sigorta primine ilişkin yeni düzenlemesinin bankalara maliyetine ilişkin bir soru üzerine de, ''Kriz dönemi içerisinde Türkiye'de bankacılık otoriteleri daima büyük bir sorumlulukla hareket etmişlerdir. Aynı anlayışın devam edeceğini düşünüyorum. İnşallah bankaları, tüm sistemi sıkıntıya sokacak herhangi bir şey olmayacaktır. Ben öyle bir şey beklemiyorum. Belirtilen oranların da o anlamda sıkıntı yaratacağını düşünmüyorum'' dedi.

-''HİÇBİR ZAMAN BU KADAR KARMAŞIK DÜZENLEME VE REFORMLA KARŞILAŞMADIK''-

HSBC Grup Yasal Uyum Küresel Başkanı David Bagley de bir taraftan reformlara diğer taraftan da çok güçlü sermayesi ve likiditesi bulunan bankalara ihtiyaç olduğunu belirterek, ''Hiçbir zaman bu kadar fazla birbiriyle örtüşen, bazı yerlerde ayrışan bu kadar karmaşık düzenleme ve reformla karşılaşmadık'' görüşünü dile getirdi.

Basel 3 ve diğer likidite kurallarının uluslararası standartlara ihtiyacı bulunduğunu ifade eden Bagley, bir soru üzerine şunları kaydetti:

''Eğer ki bu düzenleyici baskılar ve değişiklerden depresif olacak bir insan olsaydım, herhalde sinir krizi geçirmiş olmam gerekiyordu, şu anda yaşadıklarım çerçevesinde... Birtakım siyasi baskıların ve bölgesel baskıların olduğunu da biliyoruz.''

CMS Hasche Single Ortağı Andreas Zanner ise Avrupa piyasasında halka arza ilişkin katılımcılara bilgi verdi.

Zanner, geçen hafta bulunduğu Londra'da, halka arz piyasasının bu yıl için ''ölü'' olduğuna ilişkin için yorumlar yapıldığını aktararak, kendisinin bu tür yorumlara katılmadığını, hisse senedi piyasasında çok çekici ve cazip yatırım imkanları bulunduğunu anlattı.

Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkelerde hisse senedi piyasasına kote olunmasına ilişkin bilgiler de veren Zanner, AB'de düzenlenmiş bir piyasada kote olunması için uyulması gereken bir yönerge olduğunu, bu yönergeye göre hareket edilmesi gerektiğini kaydetti.

Zanner, şirketlerin halka arz için doğru ve uygun zamanlamayı yapması gerektiğini dile getirerek, halka açılmak isteyen şirketlerin kendini anlatabilmesi ve yatırımcıları kendisine çekebilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, dünya ve Avrupa'daki krizin Türkiye'ye etkilerine ilişkin, ''Şu kesin; iyiyiz, çok iyi işler yaptık. Bununla yetinemeyiz. Bu, iyi bir şey ama sürekli de hazırlıklı, ihtiyatlı olmak gerekiyor. Çünkü dışardaki rüzgar çok şiddetli. Otoritelerin bu anlamda gerekli hazırlıkları yaptığını düşünüyorum. Gereken neyse yapılacak'' dedi.

Kalkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de bankacılık sisteminde ciddi, köklü bir reform ihtiyacının olmadığını düşündüğünü, dersine oldukça iyi çalışmış bir bankacılık sistemi ve otorite bulunduğunu vurguladı.

Türkiye'deki bankacılık sektöründe dünya ve Avrupa'daki kriz dönemi boyunca son derece pozitif bir yaklaşım sergilendiğini, sistemi sıkıntıya sokacak hiçbir şey yapılmadığını ifade eden Kalkan, aynı yaklaşımın devam edeceğini düşündüğünü söyledi.

Süleyman Kalkan, şunları kaydetti:

''Türkiye, tabii ki iyi gidiyor, pozitif anlamda ayrışıyor. Türkiye'ye baktığınızda kriz derken, tamamen dış kaynaklı krizden bahsediyoruz. Ama şu kesin; iyiyiz, çok iyi işler yaptık. Ancak bununla yetinemeyiz. Bu, iyi bir şey ama sürekli de hazırlıklı, ihtiyatlı olmak gerekiyor. Onu hiç elden bırakmamak lazım. Çünkü dışardaki rüzgar çok şiddetli. Otoritelerin bu anlamda gerekli hazırlıkları yaptığını düşünüyorum. Gereken neyse yapılacak.

Türkiye'nin kendi içinden kaynaklanan bir problem yok. Dışardaki hareketin ölçüsüne, boyutuna bakarak tepki gösterilecektir. Ben sıkıntı olacağını düşünmüyorum.''

-''(KREDİ BÜYÜMESİNDE) BAŞLANGIÇTAKİ GİBİ DÜŞÜNÜLMÜYOR''-

Yurt dışı faaliyetlerine ilişkin de Kalkan, ''Bizim Avrupa'da zaten bir bankamız var. Avrupa normlarına göre çalışan bir banka... Her piyasada her zaman için fırsatları kolluyoruz. Her zaman fırsatlar olabilir'' yorumunu yaptı.

Kredilerdeki büyüme ve yüzde 25 sınırına dair de Kalkan, şunları kaydetti:

''Yılın ilk döneminde bunu yoğun bir şekilde tartıştık, konuştuk. Ama artık bunun bir problem olmayacağı anlaşılıyor. Otoritelerin de yaklaşımlarının bu anlamda daha yumuşadığını görüyoruz. Kredi genişlemesine bakıldığında, sistemin de geneli itibariyle yüzde 25 sınırını aşmayacağını anlıyoruz. Dolayısıyla bir problem olmayacak. Bizim açımızdan da zaten bir problem söz konusu değil.''

Önümüzdeki yıl kredi büyümesinde yüzde 25 gibi bir sınırlama olup olmayacağı sorusuna Kalkan, ''Bu sene sonu için bile bu anlamda bir şey yapılacak mı, o bile çok belli değil. Dolayısıyla artık başlangıçtaki gibi düşünülmüyor'' dedi.

İlgili Haberler