"Sipariş var, ancak ihracatçılar değerli TL yüzünden fiyat tutturamıyorlar"
-
Tİm Başkanı Büyükekşi: "Sipariş var, ancak ihracatçılar değerli TL yüzünden fiyat tutturamıyorlar. Bunun engellenmesi için MB faizleri daha da düşürmelidir"
İSTANBUL (A.A) - 26.10.2010 - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Merkez Bankasının faizleri indirmesinin döviz kurunu olumlu yönde etkileyeceğini düşündüklerini belirterek, ''Gecelik faiz oranlarında yapılan indirimlerin kur üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Politika faizlerinin inmesi gerekir'' dedi.
Büyükekşi, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın konuk olduğu TİM Genişletilmiş Başkanlar Kurulunda yaptığı konuşmada, ABD Merkez Bankası FED'in bilançosunu 800 milyar dolardan 2,4 trilyon dolara çıkararak, büyük bir likiditeyi piyasaya saldığını hatırlatarak, bu paranın yeni pazarlar arayışında olduğunu, bunun sonucunda gelişmekte olan ülkelere aktığını söyledi.
Bu paranın, ülkelerin finansal istikrarını bozduğunu kaydeden Büyükekşi, ''Türkiye, makroekonomik anlamda güçlü duruşu yüzünden gelişmekte olan ülkeler içinde daha fazla etkileniyor. Bu yoğun para girişine nasıl bir çözüm bulacağız? Bol paranın bu yıkıcı etkilerinden sanayicileri, ihracatçıları nasıl kurtaracağız? Bu konuda önlem alamazsak uzun vadeli büyük sıkıntılar yaşayacağız. Hem bazı sektörlerimizi kaybedeceğiz hem de bazı sektörlerin yatırım yapıp gelişmesini engelleyeceğiz'' dedi.
Büyükekşi, dış ticaretinden bağımsız olarak çok büyük fonlar Türkiye'ye girdiği için dalgalı kur rejiminin tam işlemediğini belirterek, şöyle konuştu:
''İthalat ile kur arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bunun sonucunda da dış ticaret açığımız yüzde 78,9 oranında artarak 41,9 milyar dolar seviyesine ulaştı. Yıl sonunda ise 60 milyar dolar seviyesini aşması beklenmektedir. İlk sekiz aydaki cari açığımız bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 220 artarak 27,9 milyar dolara çıktı. Yıl sonunda ise 40 milyar doları aşmasını bekliyoruz. Doğrudan yatırımların sadece 4,1 milyar dolar olduğu bir dönemde, 27,9 milyar dolarlık cari işlemler açığının portföy yatırımları ve banka kredileri ile finanse edilmesi ekonomimiz için kırılganlık oluşturuyor. Bugün Brezilya'dan Kore'ye birçok ülke, ihracat sektörlerinin önünün tıkanmasını engelleyici önlemler alıyor. Buna örnek olarak, en son geçtiğimiz günlerde Brezilya'nın sıcak para girişine koyduğu yüzde 6'lara varan vergiyi gösterebiliriz. Kore ise bankaların borçlanmasına sınırlama getirdi. Şirketlerin özkaynakları ile orantılı bir yabancı borçlanma sınırlanmasının da önümüzdeki dönemde tartışılacağını görüyoruz. Her ülkenin kendi özel şartları var ve kendi şartlarına göre önlem almaya çalışıyor. Türkiye'nin önlemler paketinin ne olacağını açıkçası merak ediyoruz.''
Türkiye'de dış ticarete konu olamayacak alanlara yatırım bulunduğunu ve buralarda varlık fiyatlarında şişme olduğunu kaydeden Büyükekşi, üretim dışı yapay zenginliklere yönelmenin yıkıcı olabileceğine değindi.
Büyükekşi, Merkez Bankasının rezervlerini artırmasını istediklerini ifade ederek, şu görüşleri dile getirdi:
''Merkez Bankası 4 Ekim'den bu yana günlük 100 veya 140 milyon dolarlık alımlar yapıyor. Bu alımların net döviz rezervlerini artırma hedefi ile devam etmesi gerekir. Merkez Bankasının faizleri indirmesinin döviz kurunu olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyoruz. Gecelik faiz oranlarında yapılan indirimlerin kur üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Politika faizlerinin inmesi gerekir.
Doların değerinin daha da düşeceği beklentisi ve yüksek nominal faizlerin varlığı dolayısıyla yüksek girişler var. En son Dünya Ekonomik Forumu eski yöneticisi Prof. Stephane Garelli'nin açıklamalarını okuduk; 'Dolar daha da düşecek, şimdi Türkiye zamanı' diye açıklamalar yaptı. Bu tür açıklamalardan sonra ihracatçıların moralleri bozuluyor. Yeni yıl bütçelerini yaparlarken ciro içinde ihracatın oranını düşürüyorlar. Sipariş var, ancak ihracatçılar değerli TL yüzünden fiyat tutturamıyorlar. Sipariş almıyorlar. Bunun engellenmesi için de Merkez Bankası faizleri daha da düşürmelidir. Bizim kanaatimiz, 6 aylık bir süre içerisinde politika faizlerin yüzde 5 seviyesine indirilebileceği doğrultusunda.''
Mehmet Büyükekşi, kur dışında rekabetçiliği etkileyen alanlar olduğunu belirterek, ''Uzun vadede eğitim başta olmak üzere insan kaynağımızı, ulaşım ve lojistik altyapımızı, sanayimizin katma değer yapısını değiştirmemiz gerekiyor. Ülkeyi, insanı her türlü altyapıyı 'upgrade' etme ihtiyacımız var'' diye konuştu.
Uzun vadede, Türkiye'nin temel bakış açısının, dış ticarete konu olacak alanlara yatırım olması gerektiğini vurgulayan Büyükekşi, ''Biz, 2001 krizi sonrasında ray değiştirdik. Olumlu sonuçlarını gördük. Şimdi de büyük bir kriz yaşıyoruz. Yeniden ray değiştirme ihtiyacımız var. İş gücü maliyetlerinin düzenli olarak arttığı bir ortamda sanayide ray değiştirici bir dönüşüm ihtiyacı çok açıktır. Bu bağlamda Ar-Ge teşviklerinin daha da artması gerekiyor. Mevcut sektörel teşviklerin de Türkiye'nin 2023 hedefleri ile uyumlu şekilde genişletilmesi gerekiyor'' dedi.
Büyükekşi, teşvik politikasının tamamlayıcı bir ayağının da kısa vadede desteklerin artması olduğunu, ihracatçılara kullandırılmak üzere merkezi bütçeye 600 milyon lira konduğunu anlatırken, ihracatın yüzde 1'i kadar kaynağın bütçeye konmasını istediklerini ifade etti.
İhracatçının finansman kaynaklarının genişletilmesi gerektiğine değinen Büyükekşi, ihracat kredi garanti fonuna ihtiyaç duyulduğunu, döviz istikrar fonu kurulması gerektiğini, ihracatçılar için Eximbank'ın yeniden yapılandırılmasının büyük önem taşıdığını açıkladı.