Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Dr. Ali Çınar Benzin fiyatları sandığa yansıdı: Trump kaybetti, Wall Street kazandı mı?

Benzin fiyatları sandığa yansıdı: Trump kaybetti, Wall Street kazandı mı?

05 Kasım 2026, 09:46 Güncelleme :

Amerikalı seçmen 3 Kasım'da sandığa giderken yalnızca siyasi tercihlerini değil, cüzdanındaki hesabı da yanında götürdü. Yüksek benzin fiyatları, hayat pahalılığı ve ekonomik belirsizlikler Cumhuriyetçilere pahalıya mal oldu. Demokratlar hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirirken Başkan Donald Trump, görev süresinin kalan iki yılında çok daha zorlu bir Washington ile karşı karşıya kaldı. Ve seçimlerin ertesi sabahı beklenmedik bir tablo ortaya çıktı. Trump sandıkta kaybederken Wall Street yükseldi. Peki siyasi yenilgi neden yatırımcılar için olumlu bir gelişme olarak görüldü? Daha önemlisi, Amerikan ekonomisini önümüzdeki iki yılda neler bekliyor?

Seçmenin mesajı: Ekonomi ve hayat pahalılığı

Seçim sonuçlarının arkasındaki ekonomik rahatsızlık kamuoyu araştırmalarına da yansıdı. NBC News'in 3 Kasım çıkış anketlerine göre seçmenlerin yüzde 89'u hayat pahalılığını oy tercihlerinde önemli veya belirleyici bir unsur olarak değerlendirdi. Associated Press-NORC'nin eylül sonunda gerçekleştirdiği araştırmada ise Amerikalıların yüzde 65'i yüksek fiyatlardan Trump'ın politikalarını sorumlu tuttu. Başkanın hayat pahalılığıyla mücadelesini onaylayanların oranı yalnızca yüzde 17'de kaldı.

Özellikle İran savaşıyla bağlantılı enerji maliyetleri ve yükselen benzin fiyatları, Amerikan ailelerinin bütçesini zorladı. Benzinin galon fiyatının 4 doların üzerine çıkması, otomobile bağımlı Amerikan toplumunda doğrudan hissedilen bir ekonomik baskı yarattı.

Elbette Cumhuriyetçilerin kaybını yalnızca benzine bağlamak doğru değil. Sağlık harcamaları, konut maliyetleri, yönetimin ekonomi politikaları ve genel siyasi memnuniyetsizlik de seçmen davranışında etkili oldu. Hatta Trump’ın seçmenleri küçümseyici açıklamaları. Ancak sandıktan çıkan mesaj açıktı: Borsa yükselse bile vatandaş günlük yaşamında ekonomik iyileşme hissetmiyorsa bunun siyasi bir karşılığı oluyor.

Trump kaybetti, Wall Street neden yükseldi?

Seçim sonuçlarının ardından Nasdaq vadeli işlemleri bir aşamada yüzde 2,4, S&P 500 vadeli işlemleri ise yüzde 1,4 geriledi. Ancak vadeliler sabaha doğru kayıplarını geri aldı ve Wall Street yükselişle açıldı. Açılıştan kısa süre sonra Dow Jones yaklaşık 1.045 puan (yüzde 2) yükselirken S&P 500 yüzde 1,25, Nasdaq ise yüzde 1,3 değer kazandı. Yükseliş gün içinde de sürdü.

Yatırımcıların dikkatini çeken gelişme, Washington’da oluşan yeni güç dengesi oldu. Demokratların Kongre’nin her iki kanadını da kontrol etmesi, Trump’ın yeni vergi düzenlemelerini, büyük harcama paketlerini ve bazı tartışmalı ekonomik girişimlerini hayata geçirmesini zorlaştırabilir.

Piyasalar açısından bölünmüş yönetim bazen olumlu karşılanıyor, çünkü siyasi gücün paylaşılması ani ve kapsamlı politika değişikliklerini sınırlayabiliyor. Ancak bunun kalıcı bir avantaj olup olmayacağını zaman gösterecek.

Seçim sonrası sektörlerde de ayrışma yaşandı. First Solar ve Sunrun gibi yenilenebilir enerji şirketleri yükselirken savunma sanayii ve bazı yapay zekâ veri merkezi şirketlerinin hisseleri geriledi. Petrol piyasasında ise Brent, İran savaşının seyrine ilişkin beklentilerle gün içinde yüzde 1,5 kadar düşerek 102 dolar civarına indi.

Yapay zekâ yatırımları da sandığa yansıdı

Seçimlerin dikkat çekici gelişmelerinden biri, yapay zekâ veri merkezlerine yönelik yerel tepkilerin siyasi sonuçlara yansımasıydı. Texas, Georgia ve Ohio gibi eyaletlerde elektrik tüketimi, su kullanımı ve altyapı maliyetleri tartışma konusu oldu.

Teknoloji şirketleri milyarlarca dolarlık yatırım planları açıklarken yerel halk farklı bir soru sormaya başladı: Bu yatırımların elektrik faturalarına ve çevreye maliyetini kim karşılayacak? Demokratların başarısı yapay zekâ yatırımlarının duracağı anlamına gelmiyor. Ancak veri merkezlerinin enerji ihtiyacı, çevresel etkileri ve yerel topluluklarla ilişkileri önümüzdeki dönemde daha fazla denetime konu olabilir.

Önümüzdeki iki yıl: Washington'da kilitlenme mi, ekonomik istikrar mı?

Trump'ın önündeki en büyük engel artık Kongre olacak. Yeni vergi indirimleri, büyük bütçe paketleri ve savunma harcamaları Demokratlarla müzakere gerektirecek. Kongre komisyonlarının yönetimin faaliyetlerine ilişkin soruşturmaları da artabilecek. Buna karşılık Demokratlar da sınırsız yetkiye sahip değil. Trump'ın veto hakkı devam ediyor. Ticaret ve dış politika alanlarında yürütmenin mevcut yetkileri de önemini koruyor.

Asıl sınav bütçe görüşmelerinde yaşanabilir. ABD'nin büyüyen kamu borcu, borç tavanı tartışmaları ve 2027'den itibaren hükümetin kapanması ihtimali piyasalar açısından önemli riskler oluşturuyor. Demokratlar bütçe müzakerelerinde taviz isteyebilir, Beyaz Saray ise kendi ekonomik önceliklerini korumaya çalışabilir.

Önümüzdeki iki yılda üç gelişme belirleyici olacak: İran savaşının ve petrol fiyatlarının seyri, Federal Rezerv'in enflasyon karşısındaki faiz politikası ve Washington'daki bütçe pazarlıkları. Yapay zekâ ve enerji altyapısına yönelik yatırımların devam edip etmeyeceği de büyüme açısından yakından izlenecek.

Bugün yatırımcıların olumlu karşıladığı siyasi kilitlenme, yarın bütçe krizi nedeniyle aynı piyasaların en büyük endişesine dönüşebilir. Trump seçimde önemli bir siyasi kayıp yaşadı. Ancak Amerikan ekonomisinin önümüzdeki iki yıldaki performansını yalnızca Kongre'deki sandalye dağılımı belirlemeyecek.

Wall Street seçimden kendi hesabına olumlu bir sonuç çıkarmış olabilir. Fakat asıl mesajı veren, benzin pompasının başında ve market kasasında hesabını yapan Amerikan seçmeniydi. Önümüzdeki iki yılda Washington'daki siyasi mücadelenin ekonomik karşılığını da yine o seçmenin cebine yansıyan rakamlar belirleyecek.