Yeni bir tartışma: Kredi kartı faizlerine tavan
Kredi kartı faizleri artık yalnızca bankaların ve düzenleyicilerin değil, kamuoyunun ve siyasetin de açıkça tartıştığı bir alan. Bu tartışma, sadece ABD'yi değil, küresel ölçekte kartlı ödemelerin ve kartlarla finansmanın geleceğini de etkileyecek gibi görünüyor.
ABD’de kredi kartı faizleri uzun süredir sessiz ama derinleşen bir sorun alanı. Enflasyon, yüksek politika faizleri ve borçlanma alışkanlıkları bir araya geldikçe, kredi kartları milyonlarca Amerikalı için günlük hayatın vazgeçilmez ama pahalı bir finansman aracına dönüştü. Şimdi bu alana siyaset doğrudan müdahil oluyor.
Gündeme gelen öneri net: Kredi kartı yıllık faiz oranlarına yüzde 10 seviyesinde bir tavan getirilmesi. Bugün ABD’de ortalama kredi kartı faizlerinin yüzde 20–22 bandında olduğu düşünüldüğünde, bu öneri mevcut seviyelerin neredeyse yarısına işaret ediyor.
Mevcut tablo, kredi kartlarının ABD finansal sistemi içindeki özel konumunu da ortaya koyuyor. Değişken faizli yapıları nedeniyle merkez bankası politikalarına doğrudan bağlı olan bu ürünler, bankalar için yüksek getirili bir alan yaratırken aynı zamanda temerrüt riskini de bünyesinde taşıyor. Kredi kartları bu yönüyle, kısa vadeli ve pahalı ama uzun süre “kontrol edilebilir” kabul edilen bir borçlanma aracı gibi çalışıyor.
Bu nedenle bankacılık sektörü faiz tavanı fikrine sert tepki veriyor. Bankalara göre böyle bir düzenleme yalnızca tüketici lehine bir adım değil; kredi kartı iş modeline doğrudan bir müdahale anlamına geliyor. Faizlerin sınırlandırılması, daha riskli müşteri gruplarının sistem dışına itilmesine, kart ürünlerinin sadeleşmesine ve bazı kullanıcıların denetimsiz borç kanallarına yönelmesine yol açabilir.
Ancak tartışmayı yalnızca bankaların tepkisi üzerinden okumak eksik kalır. Bu başlık, basit bir faiz oranı meselesinden ziyade daha geniş bir soruya işaret ediyor: Yüksek faizli tüketici finansmanı, modern ekonomilerde giderek büyüyen bir sosyal kırılganlık alanına mı dönüşüyor? Kredi kartları, konut kredileri kadar sıkı düzenlenmeyen ama en yaygın kullanılan borçlanma araçları arasında yer alıyor. Bu durum, serbest piyasa ile tüketici korunması arasındaki sınırın yeniden tanımlanmasını kaçınılmaz kılıyor.
ABD’de hane halkı borcunun artması ve kredi kartı temerrüt oranlarının yükselmesi, bu konunun neden siyasetin gündemine taşındığını da açıklıyor. Bugün konuşulan yüzde 10’luk tavan hayata geçmese bile, kredi kartı faizlerinin artık yalnızca teknik bir bankacılık detayı olarak görülmediği açık.
Sonuç olarak, gündeme gelen bu öneri henüz bir yasa değil; ancak güçlü bir işaret. Kredi kartı faizleri artık yalnızca bankaların ve düzenleyicilerin değil, kamuoyunun ve siyasetin de açıkça tartıştığı bir alan. Bu tartışma, sadece ABD’yi değil, küresel ölçekte kartlı ödemelerin ve kartlarla finansmanın geleceğini de etkileyecek gibi görünüyor.