TVRadyo
Gazi Erçel
Gazi Erçel

Uluslararası Yatırım Pozisyonu'nda son durum

Merkez Bankası, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini dün açıklandı.
Türkiye ekonomisinin döviz varlıkları ile döviz yükümlülüklerinin tamamını kapsayan bu verilere göre 2011 yılı sonunda varlıklarımız 176.6 milyar dolar, yükümlülüklerimiz ise 500.2 milyar dolar.
Aradaki 323.6 milyar dolarlık fark (net UYP), bu kadar miktarda döviz yükümlülüğümüz ya da döviz borcumuz olduğuna işaret ediyor.

GEÇEN YILA KIYASLA DÜŞÜŞ VAR AMA...
Bu verilere göre döviz yükümlülüklerimiz ile varlıklarımız arasında 2010 yılına göre 38.3 milyar dolar azalış ortaya çıkmış. Bunun 7.1 milyar doları döviz varlıklarındaki, 45.4 milyar doları ise döviz yükümlülüklerindeki azalmadan kaynaklanıyor.
Ayrıca 2010 yılı sonundaki yükümlük-varlık farkının (361.9 milyar doların) milli gelire oranı yüzde 49.5 iken, 2011 yılında yüzde 42'ye inmiş.
Anlamı, geçen yıl Türkiye'nin net UYP'si iyileşmiş görünüyor.
Döviz varlıklarımız içinde ağırlığı döviz rezervleri (88.2 milyar dolar), bankalar ile diğer sektörlerin efektif ve mevduatları (46.2 milyar dolar) ile yurtdışına yapılan doğrudan yatırımlar (23.9 milyar dolar) oluşturuyor.
Döviz yükümlülükleri arasında ise yurtiçinde doğrudan yatırımlar (140.4 milyar dolar), portföy yatırımları (109.2 milyar dolar) ve yurtdışından alınan döviz kredileri (185.3 milyar dolar) öne çıkan kalemler oluyor.
Dikkatimi çeken bir nokta,
yükümlülüklerdeki azalışın tamamına yakın kısmının yurtiçinde doğrudan yatırımlardaki 45.6 milyar dolarlık düşmeden kaynaklanması.
Bu bana biraz garip geldi. Nedenine baktım. Tablonun altındaki dip notunda bu yatırım stoklarının yıl sonu verilerinin piyasa fiyatları ve kur değişimleri dikkate alınarak yeniden değerlendirildiği belirtiliyordu.
Anlaşılan o ki; yılın sonunda reel olarak değer kaybeden TL ile yapılan hesaplamalar, yurtiçi doğrudan yatırımların değerlerini düşürerek net UYP'de düşme olduğu şeklinde bir imaj yaratmış.
Dolayısıyla 2011 yılı sonundaki net UYP değerindeki 38.3 milyar dolarlık azalışı bu durumu dikkate alarak yorumlamak gerekiyor.

SON 15 YILDAKİ GELİŞİM
Net UYP'nin 1996 ila 2011 yılları arasındaki gelişmelerini grafikten izlemek mümkün.
Milli gelire oranla 1996 yılında yüzde 22.6'dan 2001 yılına kadar sürekli artarak yüzde 43 düzeyine erişen net UYP, 2005 yılına kadar düşme eğilimine girmiş, kriz yılı olan 2008 yılını saymazsak 2010 yılında yüzde 49.5 oranına erişmiş. 2011 yılında ise yüzde 42 şeklinde gerçekleşeceği bekleniyor.
Rakamsal olarak ise 1996 yılında Türkiye'nin döviz yükümlülükleri, varlıklarından sadece 54.8 milyar dolar fazlayken, 2011 yıl sonunda 323.6 milyar dolara çıkmış.
Son yıllarda erişilen yüksek büyüme oranları ise net UYP'nin bu denli yüksek rakamsal artışının olumsuz görünümünü engellemiş.
Kanımca net UYP'nin daha fazla eksi bakiye vermesini önlemek için iki yol var:
Birincisi, iç tasarrufları artırarak cari açığı frenlemek, ikincisi ise Merkez Bankası'nın rezervlerini artırmak.
Özellikle ikinci noktayla ilgili olarak, Türkiye geçmişte Merkez Bankası'nın rezervlerini 200 milyar dolara yükseltebilseydi, şimdi net UYP 120 milyar dolar daha az olacaktı.

 

 

Yukarı