Advertisement

Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve süreç içerisinde tüm dünyaya hızla yayılarak etkisi altına alan Kovid-19 salgını insanlığı değişik bir tabloyla karşı karşıya bıraktı. Salgın sonrası hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını idrak ettiğimiz şu günlerde kimsenin gidişatını çok net bilemediği bir geçiş süreci yaşayacağımız kesin görünüyor. Gerek ülke gerek iş dünyası olarak Kovid-19 salgınından sonra oluşacak yeni dengeleri analiz ederek buna uygun tedbirler alıp salgın sonrası normalleşme sürecine uyum sağlamaya çalışıyoruz.

Ülkemiz bir yandan salgınla mücadeleyi güçlü sağlık sistemi ve fedakâr sağlık çalışanları ile başarılı bir şekilde yönetip sosyal yardımlaşmalarıyla model ülke olurken; diğer taraftan salgın sonrası normalleşme sürecinde yeni oluşacak dünya düzeni ve dengelere karşı pozisyon almaya çalışıyor. Toplumsal refah için sağlık ve ekonominin birbirinden ayrılmaz bir bütünün parçaları olduğunu biliyoruz.

Ülkemiz bugüne kadar salgını başarılı bir şekilde yöneterek güçlü sağlık sistemi ve sosyal devlet yönünü tüm dünyaya gösterdi. Bundan sonraki dönemde Kovid-19 salgını sonrası oluşacak normalleşme sürecini bugünden iyi analiz etmemiz ve yeni süreçte krizi fırsata çevirecek adımları atmamız gerekiyor.

İş dünyası olarak salgın sonrası dünya ekonomisinin nereye ve nasıl evrileceğini henüz net olarak söyleyemiyoruz ancak ekonomi politikalarından şirket yönetimine, tüketim harcamalarından tüketici davranışlarına her şeyin değiştiği bir dönem olacağını öngörebiliyoruz.

Kovid-19 tedbirleri kapsamında faaliyetleri geçici olarak durdurulan ve salgından olumsuz etkilenen bazı sektörlerimiz oldu. Salgın döneminde hükümetimizin zamanında aldığı ekonomik tedbirler ile önceden kazandığımız ekonomik bağışıklık bu süreçten en az hasarla güçlenerek çıkacağımızın sinyallerini veriyor.

Salgın döneminde işleri duran sektörlerimiz olduğu gibi işleri, siparişleri artan sektörlerimiz de oldu. Hatta aynı sektörde farklı alanlarda faaliyet gösteren üyelerimizden birinin işi dururken diğerinin daha önce hiç yapmadığı kadar çok iş yaptığına tanık olduk.

Türkiye’nin bu dönemde özellikle bazı kritik sektörlerde ne kadar önemli bir potansiyeli olduğunu gördük. Birçok ülke tıbbi malzeme ve cihaz sıkıntısı çekerken Türkiye üretim kapasitesini artıran adımları atarak vatandaşlarına ücretsiz maske dağıtımı yaptı hatta birçok ülkeye maske yardımında bulundu.

Türk mühendislerimizin seferberliğiyle 1 ay gibi kısa bir sürede seri yerli solunum cihazının üretimine başladık. Tarımsal üretimin gıda sektörünün önemini bir kez daha anlayarak bu alanlarda kendine yeter bir ülke olmanın avantajlarını yaşadık.

Bu dönem her ne kadar olumsuz gibi görünse de bizim üretim ve ticaret potansiyelimizi anlamımız açısından iyi bir fırsat olacak. Tüm dünya ülkelerinin ihtiyaçlarının analiz edilerek yeni pazarlar keşfedilmesi ve ülkemizin daha önce girmediği pazarlarda pozisyon alması önemli ayrıcalık sağlayacak. Bu anlamda ihracatta kısa süre gerileme, duraklama olsa da uzun vadede hedeflerin de üzerine çıkılabileceğini söylemek mümkün.

Diğer taraftan dünyanın dev firmalarının salgının kontrol altına alınamadığı bölgelerden kaydıracağı yatırımları ülkemize çekmek konusunda girişimlerin başlatılması da önem taşıyor.

Şu an genel ekonomik tabloya baktığımızda bazı iş kollarında üretime ara verildiğini ve iç talebin ertelendiğini görüyoruz. Normalleşme süreci ile birlikte üretim kaldığı yerden devam ederken talebin de kademeli olarak başlamasını bekliyoruz.

Hizmet sektörünün alışılmış tüketici davranışları yerine yeni döneme uyum sağlayacak hazırlıkları yapması gerekiyor. Bu dönem özellikle perakende, gıda ve bankacılık sektörlerinde dijitalleşmeye geçen şirketlerin farkını ortaya koyduğu bir dönem oldu. Diğer taraftan geleneksel tüketici davranışları değişti, e-ticaret önem kazandı, eğitim sistemi internet ortamına taşındı. Elektronik ürün satışı yapan firmalar satışlarını artırırken, bilişim alanında özellikle yazılım konuları önem kazandı. Türkiye belki çok zor değişir dediğimiz tüketici davranışlarını yaklaşık 2 ay gibi bir sürede yaşadı.

Dünya ve ülkemiz siyasette, ticarette, ekonomide, eğitimde, turizmde “salgından önce” ve “salgından sonra” denilen bir kıyaslama yapmaya başlayacak. Türkiye gerek sağlık sistemi gerek ekonomisiyle salgın sürecini en iyi şekilde yönetti. Salgın sonrası süreçte oluşacak yenidünya dengesi içinde de ülkemiz önemli güç odaklarından biri olacaktır. İşçisinden, girişimcisine, yatırımcısına kadar her kesim buna hazır durumdadır.

Gürsel BARAN

ATO Yönetim Kurulu Başkanı