DTÖ'den büyüme uyarısı
-
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), çok taraflı ticaret sisteminin güçlendirilmesi ve modernize edilmesinin küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasılada (GSYH) 2050'ye kadar yüzde 2,9 artış sağlayabileceğini, işbirliğinin zayıflaması halinde ise ekonomik büyümede yüzde 10'a varan potansiyel fırsat kaybı yaşanabileceğini bildirdi.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Kamu Forumu'nda bu yıl "Dünya ticareti için kritik bir dönüm noktası" başlığıyla yayımlanan Dünya Ticaret Raporu 2026'nın detaylarını paylaştı.
Buna göre, çok taraflı ticaret sisteminde yaşanan aksaklıklara rağmen küresel mal ticaretinin yaklaşık yüzde 72'si DTÖ kuralları çerçevesinde gerçekleşiyor. Ancak 2 yıl önce yüzde 80 seviyesinde olan bu orandaki düşüş, sistemin ciddi bir baskı altında olduğunu gösteriyor.
DTÖ'nün kurulduğu 1995'ten beri üyeleri arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 140 arttığı tahmin edilirken, bu tarihte küresel ticaretin yaklaşık yüzde 23'ünü oluşturan düşük ve orta gelirli ekonomilerin payının 2024 sonu itibarıyla yüzde 45'e yükseldiği hesaplanıyor. Bu artış, ticaret sisteminin küresel ekonomiyi daha açık ve kapsayıcı hale getirme konusundaki başarısının en net işaretlerinden biri olarak görülüyor.
REKLAM
REKLAM
Küresel hizmet ihracatının yaklaşık yüzde 55'ini oluşturan dijital hizmetler ise 2005'ten beri dünya ticaretinin doğasının değiştiğini ortaya koyuyor.
"Ticaret politikası büyük önem kazandı"
Açılış oturumunun ardından DTÖ'nün bu yıl "Dünya ticareti için kritik bir dönüm noktası" başlığıyla yayımladığı Dünya Ticaret Raporu 2026'nın lansmanında konuşan Dünya Ticaret Örgütü Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, dünya ticaret sisteminin eşi benzeri görülmemiş ölçekle, zorluklarla karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
DTÖ üyesi ülkelerin reform sürecini ilerletirken, bu zorlu dönemin "yenilenme ve canlanma açısından bir dönüm noktası" haline gelme potansiyeli taşıdığını ifade eden Okonjo-Iweala, "Günümüzde küresel ticarette yaşanan gerilimler, ticaret kuralları ve politikalarının bir sonucu değil. Makroekonomik dengesizlikler, teknolojik yenilikler ve jeopolitik rekabetler bu noktada daha büyük bir rol oynuyor. Ancak günümüzdeki aksaklıkların önemli bir nedeni, DTÖ kurallarının hızla değişen küresel ekonomiye ayak uyduramadığına ilişkin yaygın bir algı. Bu rapor, bu algının kaynağını derinlemesine inceliyor" diye konuştu.
Okonjo-Iweala, küresel mal ticaretinin yüzde 72'sinin hala 166 üye ülkenin müzakere ettiği ve yasal olarak korumayı taahhüt ettiği ilkelere göre gerçekleştiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"DTÖ, küresel ticaret sistemine istikrarlı bir temel sağlamaya devam ediyor. Ancak bu yılki rapor, yetersiz kaldığımız noktalardan kaçınmıyor ve DTÖ'nün, oluşumuna katkıda bulunduğu dünya ekonomisine yeterince uyum sağlayamadığını belirtiyor. Üye ülkeler, 30 yılda ekonomik güç dengesindeki değişimlerin yarattığı fırsatları değerlendirmek üzere yeni anlaşmalar yapamadı. 1990'larda varılan uzlaşmalar zorlanmaya başladı. Bu eksikliklere rağmen, sistemin zayıflaması halinde hepimizin zarar göreceği açık."
Üye ülkelerin çok taraflı işbirliğini güçlendirmek için kararlı adımlar atması ve işe yaramayan unsurları reformdan geçirmeleri halinde küresel ekonomide 2050'ye kadar yüzde 3'e varan büyüme kaydedilebileceği bilgisini paylaşan Okonjo-Iweala, "Giderek çok kutuplu hale gelen küresel ekonomi güçlü işbirliği gerektirse de jeopolitik faktörlerin belirgin hale gelmesiyle ticaret politikası daha büyük önem kazandı. Çok taraflı ticaret sistemi daha önce de zorluklarla karşı karşıya kaldı ve kendini yenileyip canlandırdı. Bunu tekrarlayabiliriz" dedi.
Üç senaryo sunuldu
DTÖ raporu, bu gelişmelerin yanı sıra küresel ticaret sisteminin geleceğine ilişkin 3 senaryo sunuyor.
Bu senaryolardan ilki, kapsamlı pazar taahhütleri, dijital ticaret ve hizmetler alanındaki yeni çok taraflı kurallar, daha geniş üyelik yapısı, açık ticaret ve güvenlik kaygıları arasında denge kuran "özenle tasarlanmış bir çerçeve" aracılığıyla DTÖ kurallarının güçlendirildiği ticaret sistemini baz alıyor.
REKLAM
REKLAM
Bu senaryoya göre, güçlendirilmiş çok taraflı ticaret sisteminin 2050'ye kadar küresel GSYH'yi yüzde 2,9 ve küresel ihracatı da yüzde 17,9 artırabileceği tahmin ediliyor. GSYH'deki bu büyüme, 3 trilyon dolarlık ekonomik kazanıma karşılık geliyor.
Halihazırda dünya ticaretindeki payı yüzde 1'in altında olan en az gelişmiş ülkeler için ise güçlendirilmiş çok taraflı ticaret sisteminin kazanımlarının daha yüksek olacağı hesaplanıyor. Söz konusu senaryo kapsamında, gümrük vergileri ve diğer ticaret maliyetlerindeki düşüşlerden elde edilecek faydalar sayesinde bu ülkelerin GSYH'sinin yüzde 7,7 artabileceği değerlendiriliyor.
REKLAM
REKLAM
Ticaret işbirliğinin jeopolitik bloklar etrafında şekillendiği "parçalanmış bir ticaret sisteminin" baz alındığı ikinci senaryoya göre ise, küresel GSYH'nin yüzde 5,1 ve ihracatın yüzde 18,6 düşebileceği tahmin ediliyor.
Raporun üçüncü senaryosu, çok taraflı işbirliğinin yerini serbest ticaret anlaşmaları ağına bıraktığı bir sistemi baz alıyor. Buna göre de, küresel ekonomik büyümenin yüzde 6,9 ve ihracatın yüzde 26,9 azalabileceği hesaplanıyor.
Bu kapsamda, çok taraflı işbirliği ve ticaret kurallarının zayıflamasının küresel GSYH'de yüzde 10'a varan potansiyel fırsat kaybına yol açabileceği ifade ediliyor.
REKLAM
REKLAM
DTÖ, küresel ticaret sisteminin modernize edilmemesi ve reform için harekete geçilmemesinin dünya ekonomisine maliyetinin oldukça yüksek olacağı uyarısında bulunurken, söz konusu reformun nasıl olması gerektiğine ilişkin bir yönlendirmede bulunmuyor.
"DTÖ üyeleri, reform çalışmalarına aktif olarak katılıyor"
Raporda görüşlerine yer verilen DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, çok taraflı ticaret sisteminin 80 yılda büyük faydalar sağladığını belirterek, küresel mal ticaretinin yüzde 72'sinin DTÖ kuralları çerçevesinde gerçekleştiğini kaydetti.
REKLAM
REKLAM
Bu sistemin liderlik ettiği işbirliğinin ekonomik büyümeyi desteklediğini ve üye ülkeler arasında barışa katkı sağladığını dile getiren Okonjo-Iweala, "Küresel ticaret ortamı önemli ölçüde değişti, ancak sistemin temel mantığı, yani tüm ekonomilerin tek taraflı hareket etmek yerine işbirliği yapmalarının daha yararlı olduğu düşüncesi, bugün de her zamanki kadar geçerli. DTÖ üyeleri, mevcut durumun bir seçenek olmadığını tam olarak kabul ederek, şu anda reform çalışmalarına aktif olarak katılıyor. Çok taraflı ticaret sistemi daha önce de onarıldı ve yenilendi. Bunun tekrar yapılabileceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.
REKLAM
REKLAM
Sistem, dünya ekonomisindeki değişimlere "uyum sağlamalı"
DTÖ Başekonomisti Robert Staiger, düzenlenen basın toplantısında, rapordaki bulguların öngörüden ziyade senaryo simülasyonları olduğunun altını çizerek, ticarette farklı işbirlikleri ve jeopolitik parçalanma halinde hangi sonuçların söz konusu olabileceğini ortaya koymaya çalıştıklarını anlattı.
Bu kapsamdaki verilerin "DTÖ'nün dünya ticaretini şekillendirmede önemli bir güç olmaya devam ettiğini gösterdiğini" söyleyen Staiger, "Günümüzde çok taraflı ticaret sisteminin karşı karşıya olduğu baskıların çoğu, kısmen sistemin kendi başarısının birer sonucu. Bu başarı, sistemin temel ilkelerinin sağlam olduğunu gösteriyor ancak bu ilkelerin uygulanması, sistemin yaratılmasına katkıda bulunduğu dünyaya da uyum sağlamalı. Bu ilkelerin hayata geçirilmesini sağlayan kural, taahhüt ve uygulamalar, dünya ekonomisine aynı hızda uyum sağlamadı." dedi.
REKLAM
REKLAM
Staiger, bu nedenle ticaret sisteminde reforma ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, DTÖ'nün kasıtlı olarak bir reform planı önermediğini ve bu tercihlerin üye ülkelere ait olduğunu söyledi.
Raporun çok taraflı ticaret sisteminin değişmeden korunması gerektiğini savunmadığını kaydeden Staiger, sözlerini şöyle tamamladı:
"Rapor, bu sistemin uyum sağlaması gerektiğini savunuyor. Burada görev, bozuk olanı onarmak, modası geçmiş olanı güncellemek, işe yarayanı korumak ve işbirliğini yeni gerçekliklere göre uyarlamak olarak tanımlanıyor. Senaryolar kapsamındaki paylaştığımız rakamlar, uyum sağlamanın önemini gösteriyor. Sistem hala önemli faydalar sağlamaya devam etse de, küresel ekonomi değişti ve bu değişime başarılı şekilde yanıt vermenin ekonomik bir önemi var. Dünya ticaret sistemi kritik bir dönemeçte. Bunun nedeni işbirliğinin önemini yitirmiş olması değil, işbirliğinin artık çok daha zorlu koşullar altında işlemesi gerektiği."