Advertisement

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ve Tufan Deriner, Moodys’in Türkiye'nin kredi notunu düşürmesinin ne anlama geldiğini ve kararın piyasaları nasıl etkileyeceğini Bloomberg HT'ye değerlendirdi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Investors Service, Türkiye'nin dış kırılganlıklarının yanında mali tamponlardaki aşınmayı ve kurumsal zorlukları işaret ederek ülkenin kredi notunu B1'den B2'ye indirdi. Kuruluş Türkiye’nin not görünümünü ise, mali ölçümlerin beklenenden daha hızlı kötüleşebileceğini kaydederek "negatif"te bıraktı.

Diğer kredi derecelendirme kuruluşlarından S&P Global Ratings'in Türkiye için kredi notu B+, Fitch Ratings'in ise BB- seviyelerinde.

Moody's analistleri, altın hariç brüt Döviz rezervlerinin bu yıl yüzde 40'tan fazla düşerek 4 Eylül itibarıyla 44.9 milyar dolara indiğini ve bunun ülkenin ödemeler dengesini sürdürebilme yeteneği üzerinde baskı oluşturduğunu kaydettiler. Moody's ayrıca artan jeopolitk riskler konusunda da uyarıda bulundu.

"Türkiye’nin kredi notunda sürdürülebilirlik önemli bir kıstas olacak"

Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, bu durumun sadece Türkiye’ye özel olmadığını, pandemi döneminde kredilendirme kuruluşlarının birçok ülkenin notunu indirdiğini söyledi. Moody's gibi S&P Global Ratings ve Fitch Ratings gibi kredilendirme kuruluşlarının da Türkiye için yakın bir kredi notu uyguladığını belirten Aslanoğlu, “Bu ay sonunda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklaması beklenilen ‘Yeni Ekonomi Programı’ önümüzdeki bir yıl içerisinde nasıl bir strateji izleneceğini gösterecekti. Dolayısıyla, Moody’s’in kredi notu kararı öncesi bu gelişmeyi beklemesi daha doğru olabilirdi.” dedi.

Buna ek olarak, Moody's’in Türkiye’nin artan jeopolitik riskler konusunda da uyarıda bulunmasının tartışmaya açık bir durum olduğunu söyleyen Aslanoğlu, iklim ve sürdürülebilirlik konusundaki faaliyetlerin Türkiye’nin kredi notundaki düşüşü etkilediğini, dolayısıyla ileride iklim ve sürdürülebilirlik alanında yapılacak çalışmaların Türkiye’nin kredi notunda önemli bir kıstas olacağını belirtti.

Kredi notundaki düşüşün piyasalarda ilk başlarda olumsuz bir hava yaratabileceğini söyleyen Aslanoğlu, bu gelişmeye karşılık olarak önümüzdeki günlerde yeni bir ekonomik adım atılmasının olası olduğunu sözlerine ekledi.


"B2 kredi notu seviyesinde olan diğer ülkelerin ekonomileri bize kıyasla daha küçük"

İstanbul Portföy Yönetici Ortağı Tufan Deriner, Moodys’in, Türkiye’nin kredi notunu B2’ye indirmesinin, bugüne kadar ülkemiz ekonomi tarihinde hiç görmediği tarihsel bir noktayı ifade ettiğini söyledi. “Bu not seviyesine düşürülmemizde, gerekçe olarak birçok neden ortaya konulmakla birlikte, ana etken önümüzdeki dönem Türkiye ekonomisini bekleyen döviz açığı ve finansman ihtiyacıdır.” diyen Deriner, piyasalar açısından bakıldığında, yabancı yatırımcıların gerek bono tarafındaki, gerekse Borsadaki paylarıyla bu noktayı önceden fiyatladıklarının görüldüğünü aktardı.

Önümüzdeki dönem ekonomimizi bekleyen en büyük sorunun, Türkiye’nin ileriye dönük finansman ihtiyacını artık daha zor ve pahalıya yapabileceği olduğunu söyleyen Deriner, son durumda indirildiğimiz B2 kredi notu seviyesinde olan diğer ülkelerin bize kıyasla ekonomilerinin daha küçük olduğunu dile getirdi.

"Ekonomik reformların bir an evvel yapılması gerekli"

"Yakın zamanda ekonomide gerekli reformlar çok hızlı bir şekilde yapılabilirse, bu ülkeler seviyesinden tekrar hakettiğimiz noktalara hızlıca yükselebiliriz" diyen Deriner, “Bunun için hala şansımız ve potansiyelimizin var, ancak önemle üzerinde durmak istediğim tek nokta, atılacak adımların çok hızlı hayata geçirilip, reformların bir an evvel yapılması gerekliliğidir. Bu noktada biraz da olsa geç kalırsak, ülkemizin ihtiyaç duyduğu dış finansman yaratmada oldukça zorlanılacak ve sonunda da ekonomiyi çok daha zor günler bekleyecektir.” dedi.

Piyasalar açısından bu gelişmenin olumsuz karşılanacağının açık olduğunun altını çizen Deriner, piyasanın böyle bir karara hazırlıksız yakalandığını söyledi. “Ancak yabancıların son dönemde TL enstrümanları ciddi bir şekilde satmış olmaları ve fiyatlamayı da önceden yaptıkları için, kısa vadede oluşacak olumsuz etkinin sınırlı olacağını düşünüyorum,” diyen Deriner, uzun vadede ise, gerekli önlemler hızlıca alınamaz ve reformlar acil yapılamaz ise, ekonominin çok daha derin ve altından kalkılması zor problemlerle karşılaşabileceğini ifade etti.