Yılmaz: Bölgemizde yükselen jeopolitik riskleri birlikte takip ediyoruz
-
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, YASED 45. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin son yıllardaki performansı, uluslararası yatırımlar ve gelecek hedeflerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, YASED 45. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin son yıllardaki performansı, uluslararası yatırımlar ve gelecek hedeflerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda güçlü bir büyüme performansı sergilediğini belirterek, dünya ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 3,5 büyüdüğü bir dönemde Türkiye’nin yüzde 5,3 büyüdüğünü ifade etti. Ekonominin 239 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara yükseldiğini kaydeden Yılmaz, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin Dünya Bankası sınıflandırmasına göre yüksek gelirli ülkeler ligine girmesinin öngörüldüğünü söyledi.
Küresel gelişmelere de değinen Yılmaz, artan jeopolitik gerilimler ve belirsizliklere dikkat çekerek, özellikle İsrail/ABD ile İran arasında yaşanan çatışmaların bölgesel ve küresel istikrarı olumsuz etkilediğini belirtti. Türkiye’nin bu süreçte diplomatik çabalarını sürdürdüğünü vurgulayan Yılmaz, “Türkiye tüm kriz bölgelerinde sorun üreten değil, çözüm arayan bir ülke konumundadır” dedi.
Türkiye ekonomisinin dış şoklara rağmen kendi programı doğrultusunda ilerlediğini ifade eden Yılmaz, hükümetin ekonomik programı kararlılıkla uygulamaya devam ettiğini ve jeopolitik gelişmelerin etkilerinin yakından takip edilerek gerekli önlemlerin alındığını söyledi. Türkiye’nin bir “istikrar merkezi” olarak kalkınmasını sürdüreceğini dile getirdi.
Uluslararası doğrudan yatırımlara ilişkin verileri de paylaşan Yılmaz, Türkiye’nin küresel yatırımlardan aldığı payın 1990’larda yüzde 0,2 seviyesinden yaklaşık yüzde 1’e yükseldiğini belirtti. 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde yatırım çekildiğini ve ülkede 88 bin uluslararası şirketin faaliyet gösterdiğini aktardı.
2025 yılında Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırım tutarını yüzde 12,1 artırarak 13,1 milyar dolara çıkardığını açıklayan Yılmaz, en fazla yatırım çeken sektörün yüzde 32 payla toptan ve perakende ticaret olduğunu, bunu imalat ve bilgi-iletişim sektörlerinin izlediğini söyledi. Bu dağılımın, Türkiye’nin ticaret, üretim ve teknoloji odaklı büyümesini ortaya koyduğunu ifade etti.
Yatırımların coğrafi dağılımına da değinen Yılmaz, 2025 verilerine göre yatırımların yüzde 66’sının Avrupa Birliği kaynaklı olduğunu, Orta Asya ülkelerinin ise yüzde 12 pay aldığını belirtti. Bu durumun Türkiye’ye duyulan güveni ve stratejik çeşitliliği gösterdiğini kaydetti.
Yılmaz, elde edilen başarıların tesadüfi olmadığını vurgulayarak, yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik reformlar, teşvik sistemleri, dijitalleşme adımları ve yeşil dönüşüm politikalarının bu süreçte belirleyici olduğunu söyledi. Türkiye’nin jeostratejik konumu, siyasi istikrarı ve büyüyen ekonomisiyle küresel yatırımcılar için cazibe merkezi olmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği ve farklı ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları sayesinde yatırımcılara geniş pazarlara erişim imkânı sunduğunu belirten Yılmaz, yaklaşık 1 milyar nüfusluk pazara gümrüksüz erişim avantajına dikkat çekti. Ayrıca Avrupa Birliği’nin Mart 2026 itibarıyla Türkiye’yi “Made in Europe” kapsamına dahil etmesinin, özellikle sanayi üretimi açısından önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.
İhracatın 2002’den bu yana yaklaşık 7 kat artarak 273 milyar dolara ulaştığını belirten Yılmaz, Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendiğini söyledi. Çok sayıda uluslararası firmanın Türkiye’de Ar-Ge, inovasyon ve yönetim merkezleri kurduğunu vurguladı.
“Türkiye Yüzyılı” vizyonuna da değinen Yılmaz, bu dönemi “Yatırımın Yüzyılı” yapmayı hedeflediklerini belirtti. 2024–2028 Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisi kapsamında, Türkiye’nin küresel yatırımlardan aldığı payın yüzde 1,5’e çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.
Gelecek dönemde teknoloji yoğun yatırımların ve yeşil dönüşümün ön planda olacağını ifade eden Yılmaz, yenilenebilir enerji kapasitesi ve karbon düzenlemelerine uyum sürecinin Türkiye’ye önemli avantajlar sağladığını söyledi. Dijital ve yüksek teknoloji yatırımlarının da teşvik programlarıyla desteklendiğini belirtti.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle üretim ve tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüme değinen Yılmaz, Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya entegre bir üretim merkezi olarak konumlandığını ifade etti. Özellikle otomotiv, makine, kimya, elektronik, e-mobilite ve savunma sanayii gibi alanlarda yeni yatırımlar beklendiğini kaydetti.
Konuşmasında Recep Tayyip Erdoğan ev sahipliğinde gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı’na da değinen Yılmaz, uluslararası şirketlerin üst düzey yöneticileriyle yatırım ve iş birliği imkanlarının ele alındığını söyledi.
Son olarak reform süreçlerine değinen Yılmaz, yatırım ortamının iyileştirilmesi için kamu ve özel sektör iş birliğiyle çalışmaların sürdüğünü belirtti. Yeşil dönüşüm, veri koruma, dijitalleşme ve enerji yatırımları alanlarında önemli düzenlemelerin hayata geçirildiğini ifade etti.
Yılmaz, Türkiye’nin güçlü ekonomik altyapısı, stratejik konumu ve reform iradesiyle uluslararası yatırımcılar için güven veren bir merkez olmaya devam edeceğini vurgulayarak, YASED ile kurulan iş birliğinin yeni yatırımlara katkı sağlayacağını belirtti.