Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Çağlar Kuzlukluoğlu Avrupa'nın üç cisim problemi: Aşırı sağın çekim alanı

Avrupa'nın üç cisim problemi: Aşırı sağın çekim alanı

Trisolaris uygarlıkları her kaotik çağdan sonra hayatta kalmanın bir yolunu buldu. Avrupa ise sanki hâlâ eski haritalarla yeni bir gökyüzünü anlamaya çalışıyor.

24 Aralık 2025, Çarşamba 17:44
Güncelleme : 25 Aralık 2025, Perşembe 10:16

Klasik fizikte üç cisim problemi çözümsüzlüğüyle biliniyor. Üç büyük kütle birbirlerini aynı anda etkilediklerinde, sistem artık öngörülemez hale gelir. Yörüngeler bozulur, dengeler çöker, en istikrarlı görünen hareket bile kaosa savrulur.

2025’in sonunda Avrupa siyaseti tam da bu noktada mıdır?

Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık, ki yirminci yüzyıl boyunca küresel düzenin kütle merkezleri kendileri, artık birbirleriyle değil bambaşka bir çekim alanıyla meşguller: Radikal ve popülist sağa çeken toplumsal denge...

Bu üç ülke uzun süre Avrupa’nın istikrarlı abideleri olarak görüldü. Demokrasi, serbest piyasa, Atlantik ittifakı ve hukukun üstünlüğü etrafında dönen daha küçük aktörlere yön veriyorlardı. Ancak tıpkı Üç Cisim Problemi’ndeki Trisolaris gezegeni gibi, sistemin gizli değişkenleri zamanla birikti: Göç dalgaları, eşitsizlik, sanayisizleşme, enerji bağımlılığı, kimlik siyaseti ve teknolojik güvensizlik.

Almanya: Soğuk akıl, sıcak öfke

Almanya uzun süre Avrupa’nın rasyonel zihni ve ekonomi lokomotifiydi. Mali disiplinin, endüstriyel verimliliğin ve tarihsel sorumluluk bilincinin taşıyıcısı. Ancak artık Alman siyasetinin yörüngesi bozuluyor. Aşırı sağ, ekonomik gerçeklerden çok kültürel korkularla beslenen bir sinerjiye dönüştü.

Bu, Üç Cisim Problemi’ndeki “kaotik çağ”a benziyor: Eski yasalar hala geçerli ama artık işe yaramıyor. Merkez partiler hala aktif, ama kitlelerin kulağı başka yerde.

Fransa: Merkezsizleşen merkez

Fransa kendini hep “merkez” olarak tanımladı; Avrupa’nın siyasi lideri, entelektüel ve jeopolitik pusulası. Ancak merkez orada da artık bir boşluk sanki. Aşırı sağ, cumhuriyetçi değerleri reddederek değil, onları yeniden tanımlayarak ilerliyor. Trisolaris’teki uygarlık, her istikrarlı dönemde geçmişi yeniden yazmak zorundaydı. Fransa da bugün aynı şeyi yapıyor: Evrenselcilik, laiklik ve ulus kavramları artık savunma refleksiyle, dışlayıcı bir dile bürünüyor.

İngiltere: Yörüngeden kopmuş bir gezegen

Birleşik Krallık ise sistemden çıkmış bir cisim gibi. Brexit’le birlikte Avrupa çekim alanından yaklaşık 10 yıl önce kopan ülke, şimdi kendi iç kaosunun esiri olmuş gibi. Aşırı sağ burada iktidarı zorlamaktan çok, siyasetin dilini zehirliyor. Zorlayabilmeye yaklaşıyor lakin…

Üç Cisim Problemi’nde bazı uygarlıklar, sistemin dengesizliğine uyum sağlayamadıkları için yok olur. İngiltere’nin riski de buna benziyor. Büyük güç olma hafızasıyla, orta ölçekli bir aktör olmanın gerçekliği arasındaki boşluk.

Asıl Tehlike: Teslimiyet

The Economist’in de konuya ilişkin geçtiğimiz haftalarda işaret ettiği “teslimiyet” tankların yürüyüşüyle değil, kavramların sessiz el değiştirmesiyle gerçekleşiyor. Göç artık yalnızca bir “sorun”, çeşitlilik bir “risk”, demokrasi ise “yavaş” olarak tanımlandığında, sistem zaten aşırı sağın fizik yasalarını kabul etmiş demek olabilir.

Üç Cisim Problemi’nden esinle: Kaosu yaratan şey düşman değil, sistemin kendi iç çelişkileridir. Avrupa bugün aşırı sağa yenilmiyor; onu mümkün kılan koşulları gün geçtikçe daha mümkün kılıyor.

Ve belki de en karanlık gerçek şudur:

Trisolaris uygarlıkları her kaotik çağdan sonra hayatta kalmanın bir yolunu buldu. Avrupa ise sanki hâlâ eski haritalarla yeni bir gökyüzünü anlamaya çalışıyor.

Bu esnada sol ise Varoufakis’e göre “utanç verici”, Acemoğlu’na göre ise “savunduğu değerlerin siyasi argümanlarını sağa kaptırmış” vaziyette!