Siestadaki Yunanistan, Arjantin fiestasını yaşayabilir mi?
Ekonomik krizin ve Avrupa Birliği yaptırımlarının pençesinde sürünen Yunanistan, seçimlerde sadece siyaseten sınıfta kaldığını göstermekle kalmadı, aynı zamanda Radikal Sol Koalisyonu SYRIZA'nın lideri Alexis Tsipraz sayesinde uyuyan devi de uyandırdı: Yunanistansız bir Euro Bölgesi artık rüya değil.
Sanki ülkedeki her beş kişiden birinin işsiz olması Euro Bölgesi'nin kabahatiymiş gibi Tsipraz'ın "Tez Ulusal Kurtuluş Hükemeti kurula, mali anlaşma yok sayıla" diye verdiği ültimatoma karşılık bir türlü hükümet kuramayan Yunanistan'ı, Euro Bölgesi'nden "Grexit" etmek isteyenler ise şu ara Arjantin örneğini koz biliyorlar.
Arjantin de hatırlanacağı üzere 2001 yılında ağır bir krizden geçmiş ve ardından iflas bayrağını çekip parasını devalüe edip yoluna devam etmiş ve düştüğü durumdan kendi başına çıkmıştı. Kendi para birimi peso majör para birimi dolara çapalandığı için yüksek enflasyon yaşıyor olmasına rağmen bu durum rakamlara yansımıyor fakat halka "hayat pahalılığı" olarak geri dönüyordu. Tıpkı Yunanistan'da olduğu gibi. Şimdi bu örnekten yola çıkarak "Madem Yunanistan verdiğimiz ekmeği beğenmiyor, öyleyse gitsin Arjantin gibi pasta yesin" diyenler iki ülke arasındaki dağlar kadar yedi farkı bulamıyorlar mı acaba?
-İki resim arasındaki 7 farkı bulunuz
Arjantin adı üstünde Argentum. Latince "Gümüş"ten geliyor. "Tepelerinden şırıl şırıl akan derelerine bakıldığında gümüş bir yılan gibi akıp gittiği görülür, vs..." edebiyatı ile ülkenin bu ismi aldığını düşünüyorsanız eğer vazgeçin bu işlerden.
Arjantin dünyanın en büyük emtia üreticilerinden biri. Altın, gümüş, bakır, bor, krom, linyit, petrol ve uranyum. Arjnatin ile İran'ın yakınlaşmasının tüm dünyayı "İran, Arjantin'den mısır alıyor" diye endişelendirdiğini sanıyorsanız fazla iyimsersiniz.
Her ne kadar OPEC'ten olmasa da Arjantin petrol üreten ülkelerden biri. Yakınlarda petrol devi YPF'yi kamulaştırması İspanya ve Avrupa Birliği ile arasında soğuk rüzgarlar esmesine sebep olmuştu.
Arjantin 2001 yılımda yeni bir hayat için yola çıktığında kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 50.8'di. Yunanistan için bu rakam ise en son yüzde 165.6. Yani 3 katından daha fazla.
Arjantin dendiğinde akla ilk gelenlerden biri de son yıllarda bizim de yakından tanıştığımız dünyaca ünlü angus. Ülke dünyanın en büyük sığır üreticisi konumunda bulunuyor. Yunanistan ise kısıtlı coğrafyası sebebiyle ithalatçı olmak konumunda kalıyor.
Arjantin'in krizden çıkış biletlerinden biri de tarımdı. Başta soya fasülyesi, mısır ve buğday olmak üzere Arjantin en büyük tarım ürünü ihracatçılarından biri. Arjantin için Avrupa'nın tahıl ambarı dersek abartmış olmayız. Yunanistan ise dağlık bir bölge. Ülke topraklarının yalnızca yüzde 25'i tarıma uygun.
Yunanistan'ın sadece yüzde 25'ini kullanabildiği topraklarında ise zeytin dikiyorum, diye Avrupa Birliği'nden fon alıp plastik ağaçlar yerleştirdiğini hatırlarsınız ki bizce aslında iki ülke arasındaki en büyük fark da işte bu: İnsan faktörü. Biri yaşadığı tüm darbelere rağmen kafasını dik tutmak için acı ilacı sesini çıkarmadan içerken diğeri ise kafasını kuma gömmeyi tercih ediyor.
Topraklarından bereket fışkıran Arjantin yıllardır maruz kaldığı askeri darbeleri yaşamasaydı acaba bugün nasıl bir konumda olurdu? 2000'li yıllara gelene dek hiçbir sivil iktidarın altı yıl işbaşında kalamadığı Arjantin, insanlarının çalışkanlığı sayesinde Latinlere yakışır fiesta zamanları yaşarken Yunanistan ise Avrupa'ya sırtını dayamış, elinde turizmi ve hizmet sektöründen başka bir şeyi olmadığı halde hala daha siestada ısrar ediyor.
Yunanistan kendi ulusal kurtuluş destanını yazmak istiyorsa eğer, işe siesta zamanlarında olmadığı gerçeğiyle yüzleşmekle başlamalı. Belki o zaman tıpkı Arjantin'deki gibi fiesta zamanları da gelir.