Çin, uzakta olabilir ama Kaf Dağı'nın ardında değil
Avrupa hiçbir konuda gündemi kimselere kaptırmak istemiyor. Gerek finans krizi gerekse jeopolitik önemi nedeniyle bizim coğrafyamızda da gündemin tam göbeğinde. Bunu siz okuyucularımızın gezindiği sayfalardan ve görütülenme sayılarından da gözlemleyebiliyoruz. Ama bizce hiç de yabana atılmaması gereken çok ama çok önemli bir adres daha var. Dünyanın iki numarası: Çin.
Piyasalar haftaya Çin Başbakanı Wen Jiabao'nun büyüme konusundaki açıklaması ile başladı. Başbakan Wen, Çin'in ekonomik büyümeyi desteklemeye odaklanacağını belirtirken politikaların da gevşetilebileceğine işaret etti; büyümeyi sürdürmeye öncelik vererek proaktif mali politikaların ve temkinli parasal önlemlerin sürdürülmesi gerektiğini savundu. Piyasalar destek gördü.
Salı günü ise dünyanın en büyük ikinci ekonomisindeki öncü göstergeler endeksi nisan ayında yüzde 0.8 artış kaydederek 232.4'e çıktı. Endeks, mart ayında yüzde 0.8, şubat ayında ise yüzde 1 yükselmişti.
Wen'in açıklamasının uluslararası kuruluşlarda, piyasalarda hafta başında oluşan aynı etkiyi uyandırmaya yetmediğini görmüş olduk. Morgan Stanley de Goldman Sachs Group Inc. ve Citigroup Inc.'in ardından Çin'in büyüme tahminini aşağı çeken bankaların arasına katıldı. Bankaların bu kararı vermesinde tahminlerin altında açıklanan ticaret, sanayi üretimi ve kredi rakamları etkili oldu. Morgan Stanley, Çin için büyüme tahminini yıllık bazda yüzde 9'dan yüzde 8.5'e çekti.
Çarşamba günü ise Wen'e bir darbe de bankaların şahından geldi. World Bank, Çin'in büyüme hızındaki tahminini yüzde 8.4'ten, yüzde 8.2'ye indirdi. Banka, yayımladığı ''Doğu Asya ve Pasifik Ekonomileri Araştırma Raporu''nda Çin'in ekonomik büyüme hızındaki düşüşün, bölgedeki diğer ekonomileri de olumsuz etkileyeceği vurgusunu yaparken ülkeye tüketimin artırılması ve mali politikalarda yumuşamaya gidilmesi önerisinde bulundu.
Çin, tüm verilerini kendine saklayadursun ülkenin en büyük yatırım bankası China International Capital Corp. Yunanistan'ın eurodan çıkması halinde oluşabilecek tabloyu çizdi. CICC, Yunanistan'ın eurodan çıkması durumunda Çin ekonomisinin son 20 yılın en düşük büyümesini kaydedebileceğini öngördü. Banka, Yunanistan'ın eurodan çıkışının küresel büyümeyi 2008-2009'daki krizin yarı oranında bile etkilemesi hâlinde, teşvikler olmadan Çin ekonomisinin bu yıl yüzde 6.4 büyüyeceği tahmininde bulundu. CICC, Çin'in yüzde 7.5 büyüme hedefini tutturabilmesi için yatırım ve kredilerini desteklemesinin gerektiğine dikkat çekti.
Perşembe günü ise Çin'deki imalatın soğumaya başladığını öğrendik. Mayıs ayı satın alma yöneticileri endeksi (PMI) 48.7'e geriledi. Nisan ayında bu rakam 49.3'tü.
Rakamların çizdiği tablodan hiç de hoşnut kalmayan yöneticiler politikaların "ince ayar"ını yoğunlaştıracaklarını açıkladılar. Hükümet tarafından; talebi genişletmek, istikrarlı ve daha hızlı bir büyüme ortamı yaratmak üzere proaktif bir şekilde politika oluşturulacağı duyurusu yapıldı.
Piyasalar cuma gününe ise Çin'in bankalar ve kredi hedefi sorunu ile uyandı ki tüm bu veri akışının içinde en önemli noktalardan biri bizce bankalar. Konuya yetkin üç isim Çin'in en büyük bankalarının son yedi yılda ilk kez kredi hedefini tutturamayabileceğini açıkladılar. Nisan ve Mayıs aylarındaki rakamlar, 2012'deki yeni kredilerin 7 trilyon yuan olacağına işaret ediyor ki söz konusu rakam hükümetin 8 trilyon yuan hedefinin altında. Çin'de kredi taleplerindeki azalma ekonomik yavaşlamaya dair bir işaret olarak algılanırken Başbakan Wen Jiabao'nun üzerindeki faiz indirimi ve teşvik önlemlerini genişletme baskılarını artıracak görünüyor.
Haftanın özetinde de görüldüğü üzere Çin ile ilgili gelişmeler göz ardı edilmemesi gereken cinsten. Siz de sırf çok uzakta diye Çin'i görmezden gelenlerdenseniz, bizden söylemesi, pişman olabilirsiniz.