Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Ne olacak bu İspanya'nın hâli?

Ne olacak bu İspanya'nın hâli?

28 Eylül 2012, 08:46 Güncelleme :

Katalonya Başkanı Artur Mas'ın bağımsızlık çağrısıyla ani seçim çağrısı yapması, kemer sıkma karşıtı eylemcilerin son günlerini Madrid'deki Parlamento binasının önünde geçirmesi ve İspanya Başbakanı Mariano Rajoy'un “dış yardım istememe” inadını sürdürmesiyle gözler, henüz uzaklaşmadan yeniden İspanya'ya çevirildi. Şimdi herkes aynı soruları soruyor: Ne olacak bu İspanya'nın hâli?

Avrupa Birliği'nin dördüncü büyük ekonomisi İspanya, artan borçlanma maliyetleri, nakit sıkışıklığı olan bankacılık sektörü, aşırı yüksek seviyedeki işsizlik oranı ve iflas eşiğindeki özerk bölgeleriyle Euro Bölgesi'ndeki borç krizinde her cepheden ayrı darbe alıyor.

Yunanistan'ı gözden çıkarmayı çok daha kolay bulan piyasaların ise, iş İspanya'ya gelince nutku tutuluyor.

Peki İspanya'nın sorunu ne?

Her 4 kişiden birinin işsiz olduğu İspanya'da konut fiyatları 2008'den bu yana yüzde 25 düştü, bankacılık sektörü yüksek borç içinde ve halk da yoksulluk ile dışlanma riski altında bulunuyor.

Ülkenin ana sorunlarını 3 maddede açıklamak gerekirse; bunlar şu şekilde sıralanabilir:

- İşsizlik: Genel işsizlik oranı yüzde 24.3'te seyrederken, bu oran genç nüfus için yüzde 51.5. İspanya, her iki kalemde de Avrupa Birliği ortalamasını ikiye katlıyor.

- Bankacılık sektörü: Emlak balonunun patlaması ve resesyonun etkisiyle hükümetten yardım istemek zorunda kaldı. 155.84 milyar euro ile bankaların toplam kredilerinin yüzde 9'una karşılık gelen miktar, geri ödenmeme riskiyle karşı karşıya bulunuyor. BBC'nin yer verdiği analizine göre, küçük ve zayıf bankaların birleştirilerek kurtarılması sonucunda toplam banka sayısı 45'ten 11'e geriledi. Ve sonunda Avrupa Birliği, İspanyol bankalarına 100 milyara varan kurtarma yardımı yapmaya karar verdi.

- Yerel hükümetler: İspanya'nın 17 özerk bölgelerdeki hükümetler ise emlak balonunun patlaması, resesyon ve aşırı harcamanın etkisiyle sıkıntıya düştü.

Öte yandan İspanya, Yunanistan, İrlanda ve Portekiz'in aksine yüksek kamu borcuna sahip değil; ancak ülke diğer cephelerde, 2004-2008 arasında oluşan emlak ve kredi balonunun patlamasından ötürü birçok cephede birden savaşmak zorunda kaldı.

Öncelikle İspanya hükümeti 2008'e kadar her yıl Avrupa Birliği tarafından konulan yüzde 3 borç/GSYH oranını tutturuyordu. Öyle ki; 2008'deki finansal krize kadar hızla büyüme kaydeden ülkenin borç/GSYH oranı da azalırken, piyasaların "güvenli" dedikleri Almanya'nınki artıyordu.

Euroya girmesinden bu yana İspanya uzun süreli bir yükseliş dönemine girdi. Ülkedeki emlak ve kredi piyasaları da bundan nasibini alarak balonu şişirmeye başladı. Konut fiyatları 2004'ten 2008'e kadar yüzde 44 tırmanırken, bankalar da inşaatçı ve ev almak isteyenlere, birbirleriyle yarışırcasına düşük maliyetli krediler dağıtmaya başladı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve ülkedeki emlak balonu patladı. Ve bu da, finansal kriz öncesinde kendi başına işi gayet iyi götüren İspanyol hükümetinin, resesyon ve artan işsizliğin de etkisiyle ciddi oranlarda borçlanmaya başlamasına yol açtı.

Son günlerde daha da gündeme gelmesiyle, en çok merak edilen cephelerden biri de İspanya'nın özerk bölgeleri hâline geldi.

Ne oldu bu İspanya'nın özerk bölgelerine?

İspanya'nın özerk bölgeleri de tıpkı bankaları dibe sürükleyen emlak sektörü balonunun patlamasının ve aşırı harcamaların kurbanı oldu.

17 özerk bölgenin her birinin kendi sosyal, sağlık ve eğitim gibi hizmetleri var ve bütçelerini kendileri finanse ediyor. Madrid'deki merkezi hükümet, toplam ulusal harcamaların yalnızca yüzde 20'sini karşılıyor.

Ancak ülkenin 2004-2008 yılları arasındaki "parlak" döneminde bu bölgelerin vergi kazançları, emlak satışlarından alınan damga vergileri ve ülkenin inşaat sektöründe çalışmak üzere gelen göçmenlerden aldığı vergiler sayesinde oldukça yüksekti. Vergi kazançları, yerel hükümetlerin "istedikleri gibi harcayabilecekleri" yanılgısına kapılmasına neden oldu ve hükümetler büyük altyapı projeleri, göçmenlerin çocuklarının eğitimi ve özellikle artan yaşlı nüfus için yapılan sağlık harcamaları yapmaya başladı. Bunlara ek olarak bir de birbiri ardında "gerekli gereksiz" projelerin inşa edilmeye başlamasıyla, hükümetler "düşünmeden aşırı harcamanın dayanılmaz hafifliğine" kapıldı. (Örnek: Valencia'da henüz hiçbir uçağın inmemiş olduğu havaalanı)

Fakat emlak balonunun patlaması, özerk bölgelerde işleri bozdu. Resesyon döneminde damga, gelir vergileri ve KDV'den gelen vergi kazançları da balonla birlikte çöktü. Öte yandan, vergi kazançları hızla erirken, sağlık, eğitim ve yarım kalan inşaat projelerine yapılan harcamalar aynı oranda azalmadı ve yerel hükümetler bütçe açığı vermeye başladı.

Özerk bölgelerin bütçe açıkları, mevcut seviyelerde yüzde 2.9 ile İspana'nın borç/GSYH oranının yaklaşık üçte birine karşılık geliyor. (İspanya'nın toplam borç GSYH oranı yüzde 8.5 olarak gösteriliyor.)

Bütçe açığı veren yerel hükümetler, sermaye piyasalarından ve hâlihazırda zaten kötü krediler içinde yolunu bulmaya çalışan tasarruf bankalarından da borçlanamıyor. Madrid Hükümeti ise bu duruma 18 milyar euro büyüklüğünde ve bu zamana kadar 5 yerel hükümet kurtarmış olan Bölgesel Likidite Fonu (RLF) kurmaktan başka bir rahatlama sunamıyor.

Önde gelen sorunlu bölgeler ise şu şekilde sıralanıyor:

- Valencia: Merkezi hükümetten ilk kurtarma yardımı isteyen özerk bölge. Özellikle gereksiz projeler inşa etmesiyle anılıyor.

- Murcia: İspanya'nın en küçük özerk bölgelerinden biri olmasına rağmen, kurtarma istemesi, İspanya'nın borçlanma maliyetini rekor seviyelere tırmandırdı. Ülke, tıpkı diğer özerk bölgelerde de olduğu gibi inşaat balonunun patlamasından muzdarip.

- Katalonya: Yerel hükümet krizinin en önemli oyuncusu ve İspanya'nın en büyük özerk ekonomisi. Bölge, her yıl kendi GSYH'sinin yüzde 10'unu merkezi hükümetine yolluyor. Kendi dillerine de sahip olmalarıyla birlikte Katalanlar kendilerini "İspanya içinde başka bir bölge" olarak görüyor ve şimdi de bağımsızlık istiyor. Yakın zamanda Katalonya da merkezi hükümetten 5 milyar euroluk yardım istedi.

- Andalucia: Ülkenin en nüfuslu ve aynı zamanda en yoksul özerk bölgesi. Andalucia aynı zamanda kronik işsizlikten ötürü de zorlanıyor. Bölgedeki işsizlik oranı yüzde 33'lerde seyrediyor. Yoksullukla birlikte, birbiri ardına açıklanan kemer sıkma önlemleri, bölgeyi daha da baskılıyor.

- Castile-La Mancha: İspanya'da en çok aşırı harcama yapan özerk bölge olarak öne çıkıyor. Eylül'de kurtarma isteyen bölgenin sorunları, özellikle Rajoy hükümetinin harcama kesintileriyle birlikte gün yüzüne çıktı.

- Balearicler: Majorca, Minorca ve Ibiza'nin hükümeti olan bu bölge, henüz kurtarma başvurusunda bulunmas da, kreditörlerine borçlarını ödeme konusunda sıkıntı çekiyor.

Rajoy, tüm bu sıkıntılara rağmen, Avrupa Merkez Bankası, IMF ve Avrupa Birliği'ne tam kurtarma paketine başvurma konusunda direniyor; çünkü bunun kendisi için tüm şiddetiyle sinyallerini vermeye başlamış olan siyasi krize neden olacağını biliyor.

Euro Bölgesi'ndeki borç krizi, kurtarma başvurusu yapan tüm sorunlu ülkelerin hükümetlerini devirdi ve Rajoy, aynı sonun kendisi için geleceğinden neredeyse emin. Öte yandan bir şey yapması gerektiğinin de farkında ve Wall Street Journal'a verdiği röportajında bununla ilgili olarak "Borçlanma maliyetleri uzun süre çok yüksek seviyelerde kalırsa, yüzde 100 kurtarmaya başvuracağını" söyledi.

27 Eylül Perşembe günü 5. kemer sıkma paketini açıklamış olan Rajoy, bu önlemlerle adeta "gerekirse biz kendimizi sıkmaya karar verebiliriz ama bunu sırf dış yardım aldığımız kreditörler istediği için yapmayız" mesajı vermeye çalışıyor. Almanya-Hollanda-Finlandiya cephesi ise 100 milyar euroluk banka kurtarma kredisini de bölgede bir bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu devreye girinceye kadar, beklemede tutmak için elinden geleni yapıyor.

Baştaki soruya bu açıklamaların altında geri dönecek olursak; İspanya'nın hâlinin ne olacağını aslında kimse tam bilmiyor. Ancak ne olursa olsun, piyasalar üzerindeki etkisinin “şiddetli” bir tablo çizeceği kesin.