LIBOR SKANDALI
LIBOR skandalı, gelişmiş piyasalardaki "etkinlik zafiyetinin" bir göstergesi olarak 2012 yılına damgasını vurmaktadır. Dünyada yaygın olarak kullanılan en temel parasal maliyet göstergesi kabul edilebilecek LIBOR’un belirlenmesinde manipülatif etkiler olduğu ortaya çıkarıldı. Öyle ki; bu konuda ilgili sorumlu tarafca (İngiliz Finansal Hizmetler Otoritesi, FSA) ceza ödemeye davet edildiler ve bunlardan ilk öne çıkan Barclays 59.5 milyon İngiliz Poundluk bir ödemeye rıza gösterdi (!). Bu ceza, temelde 85 milyon pound iken Barclays’in “uzlaşma” mekanizmasına girerek % 30 indirimden yararlanmasından ötürüdür. Öte yandan, ABD’nin Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC) da, FSA tarafından ulaşılan tespitleri teyit edici bulgular elde etmiş ve Barclays’e 200 milyon dolar ceza kesmiştir. CFTC haricinde ABD Adalet Bakanlığı da 160 milyon dolar para cezası kesmiştir. Bilahare Barclays, ABD otoriteleri ile de uzlaşmaya gitmiştir.
FSA’in ortaya koyduğu suistimal fiillerine öncelikle göz atalım:
1- LIBOR ve EURIBOR oluşumu sürecinde oran vermekle görevli Barclays çalışanları, faize dayalı türev araçlar bölümü çalışanlarının Barclays’i karlı çıkarmak ve mevcut pozisyonlarından yararlanmak amaçlı taleplerini dikkate alan oranlar vermişlerdir.
2- EURIBOR oluşum sürecinde diğer bankaların oran tekliflerini etkilemeye çalışmışlardır.
3- Küresel kriz sırasında LIBOR oran tekliflerini, Barclays’in üst düzey yönetiminin endişeleri nedeniyle düşük tutmuşlardır.
Öte yandan, CFTC'nin 27 Haziran 2012 tarihli açıklamasına göre; CFTC Barclays'e LIBOR ve EURIBOR'u manipüle etmeye teşebbüsten ve türev araçlar pozisyonlarını kazançlı çıkarmak üzere “yanıltıcı oran teklifi” vermekten dolayı ceza kesmiştir (ABD ve İngiliz otoriteleri tarafından Barclays'e kesilen parasal ceza tutarı toplamı böylece yaklaşık 800 milyon liradır). Aynı açıklamada, Barclays'in üst düzey yöneticilerin talimatı üzerine küresel krizde piyasa algısını koruma veya Barclays'in mali durumu hakkındaki negatif piyasa ve medya algısını düzeltme amaçlı, olması beklenenden daha düşük, yapay ve yanlış oran önerileri verdiği belirtilmiştir. CFTC'ye göre Barclays'in bu yöndeki teşebbüs ve eylemleri en az 2005 yılından itibaren devam etmiş ve dört yıllık bir dönemde ise günlük olarak sürdürülmüştür. Barclays'in bu teşebbüs ve eylemlerinin yaygın olduğu vurgulanan CFTC açıklamasında, oranların manipüle edilmesinin bazen türev araç pozisyonlarında karı artırmak bazen de zararı azaltmak üzere yapıldığı vurgulanmaktadır.
Peki bu kadar skandala açık, hatta ceza ödemeyi de seve seve kabul eden bir anlayış eğilimi olan söz konusu LIBOR mekanizmasında sorun neredeydi? Bu soru ile birlikte konuyu genel olarak ele alan bir makaleyi Ethem Sancak ile yazdığımız ve SPK tarafından yayınlanan dergide bulmak mümkün (Sermaye Piyasası Dergisi, www.spmd.org). Kısaca özetlersek; LIBOR’un hesaplanma yönteminde dahi kendi başına manipülasyon riski olduğunu belirtmeliyiz. Bu riski azaltmaya yönelik çalışmaların yapılması finansal istikrarı korumak adına bir gereklilik olarak görülmelidir. Bu anlamda; global piyasaların kaderi, birkaç bankanın birkaç yöneticisinin inisiyatifine bırakılmaması gerekliliğidir. Bu konu hakkında ayrıca kimlerin neden nasıl etkileneceğini daha sonraki yazımda yazacağım.