Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Kriz portreleri: ABD ve "ölümcül endişe"

Kriz portreleri: ABD ve "ölümcül endişe"

06 Kasım 2012, 17:28 Güncelleme :

Fed Başkanı Ben Bernanke yaklaşık iki ay önce üçüncü tur parasal genişleme planını, yani QE3’ü, açıkladığında işsizlikten “ölümcül endişe” diye bahsetmişti. Bernanke’nin “ölümcül”den ne kastettiğini henüz kavrayamayanlara bir hikâye anlatmak istiyorum şimdi.

Altı yıl önce ABD’nin Missouri eyaletinde üniversiteye başladığımda, okulun ilk hafta sonunu kızlı erkekli bir yemekle geçirmiştik. Rhiannon, Slava, Liz, Carolyn, Jing Jing, Karl, ben, bira ve hot wings koyu bir sohbete koyulduk. Gece boyunca yeni geldiğim “rüyalar ülkesi” hakkında sohbet ettiğim Rhiannon’ın gözleri gecenin sonunda doldu.

“Bu ülkeyi kuranlar, bizlerin rahat bir yaşam sürdürebilmesi için, bizim özgür olabilmemiz için neler yaptılar… O kadar çok şeyden vazgeçtiler ve o kadar savaştılar ki” dedi Rhiannon benim şaşkın bakışlarıma aldırmadan. “Ve bak biz şimdi ona ne yapıyoruz…”

Rhi bu sözleri söylediğinde sene 2006, ABD başkanı George W. Bush, ve Fed başkanı da göreve henüz yeni başlamış olan Bernanke’ydi.

Geçtiğimiz günlerde Rhiannon’a bir e-mail gönderdim ve neler yaptığını ve öğrencilerin aralarında “gerçek hayat” dedikleri üniversite sonrası yaşamın nasıl olduğunu sordum. “Hatta telefon numaranı gönder bana, arayıp sesini duyayım” dedim. Rhiannon bana yazdığı cevabında “Üzgünüm, şu an bir telefonum yok” dedi ve devam etti.

“Bazen kendi kendime üniversiteye hiç gitmeyip bir alışveriş mağazasında çalışsaydım finansal olarak daha iyi bir durumda olurdum herhalde diye düşünüyorum. Başvurduğum o kadar pozisyondan ret cevabı aldım ki… İnsan kaynakları, üniversite mezunu olduğumu görüyor ve alışveriş merkezinde çalışmak için benim gereğinden fazla iyi olduğumu düşünüyorlar. Bunu birkaç kez benim yüzüme söylediler, ve benim cevabım hiç değişmedi; eğer çok iyi olduğumu düşünseydim veya ihtiyacım olmasaydı neden buraya başvurmak için gelirdim ki?

Aslında Rhiannon’ın durumu ABD’de krizle beraber gittikçe büyüyen bir fenomen; over-qualification. Bugün üniversite mezunlarına verilebilecek nitelikli işler o kadar az ki, öğrenciler okula gitmek için çektikleri öğrenci kredisini ödeyebilmek adına Starbucks, McDonald’s ve Wal-Mart gibi yerlerde sıradan bir işte çalışmayı bile göze alıyorlar. Tabii oraya başvurduklarında aldıkları cevap? “O kadar çalışıp üniversite diploması kazanmışsın. Sen buralardan daha iyi yerlerde çalışmayı hak ediyorsun. Hem seni işe alsam bile bir yıl sonra bir fırsat bulduğunda çekip gidersin…” Yani, you are overqualified.

Fed’in Temmuz’da açıkladığı verilere göre, 30 yaşın altında öğrenci kredisi çeken ABDliler’in toplam borcu 2005 yılından Temmuz 2012’ye kadar iki katının üstüne çıktı; toplamda 292 milyar dolar, kişi başı ortalama 20,835 dolar.

Rhiannon’a geri dönmek gerekirse, yaklaşık 21,000 dolarlık bu yükten kurtulmak için uygun bir iş ve ödeme planı bulmak bir yana, 600 dolarlık kirası geciktiği için evinden çıkarılmış ve şu an erkek arkadaşının ailesinin evinde beraber yaşıyorlarmış. Her şey o kadar da kötü değil ama… “Bir yerden mevsimsel kasiyerlik için teklif aldım. Saati 7.75 dolardan haftada maksimum 39 saat çalışacağım. 39 saatten fazla kesinlikle olamaz, çünkü eğer olursa firma bana sağlık sigortası falan yaptırmak zorunda, ve bu özellikle benim 18 haftalık hamile olduğum bir dönemde çok gereksiz ve uygunsuz olur!...” diyor Rhi, büyük ihtimalle alaycı bir gülümsemeyle. “Sanırım bir yerde okudum, Almanya’da annelere 8 hafta maaşlı izin veriyorlarmış… Güzel bir şey olmalı!”

Bir önceki yazımda özellikle ABD’de bankaların sorumsuzca verdikleri krediler ve bunların üzerinden yarattıkları türev ürünlerden dolayı insanların zor durumda kaldıklarını, yaratılmakta zorlanan istihdamdan dolayı mezun olan öğrencilerin iş bulamadığını, dolayısıyla borçlarını ödeyemediklerini ve gittikçe çoğalan bir nüfusun ekonomiye katkı yapamaz hale geldiğine dikkatlerinizi çekmek istemiştim…

Rhiannon’ın hikayesi, ABD’de bu duruma düşen milyonlarca gencin hikayesinden bir tanesi. Annelik serüveninin 18. haftasına girmiş ve daha iyi bir gelecek kurabilmek için 21,000 dolar borçla mezun olmuş bir arkadaşım/bir insan Rhiannon.

ABD seçimlerinden önce ülke ekonomik verileri gün geçtikçe iyiye gidiyor. Geçtiğimiz hafta istihdam oranı beklenenden daha fazla yükseldi, tüketici güveninin de yerine geldiğini gösteren veriler eşlik etti. Rhiannon işe girdi ve geleceğe daha çok umutla bakıyor.

Gelecek yazımda sizlere İspanya’nın devlet okullarından birinde İngilizce öğretmenliği yapan dostum Mamen’in hikâyesini yazacağım. Bakalım Rajoy’u, matadorlarından daha ünlü hale gelen İspanya’da kriz günlük yaşamı nasıl etkiliyor…

In the meantime, good luck to you, my dear Rhiannon. Do not work over 39 hours; it might be unnecessary (!)…