Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Kriz Portreleri: Yolda yürüyen iki İspanyol'dan biri…

Kriz Portreleri: Yolda yürüyen iki İspanyol'dan biri…

21 Kasım 2012, 15:51 Güncelleme :

Gerçek o ki son zamanlarda “yolda yürüyen iki kişiden biri” popüler bir kalıp haline geldi – sadece bizim ülkemizde değil, her yerde! “İspanya’da genç işsizliği yüzde 50 – yani yolda yürüyen…” veya “Yunanistan’da ülkenin neredeyse yarısı işsiz – yani yolda yürüyen…” pek de yabancı cümleler değil son zamanların sosyoekonomik gelişmelerini takip edenler için.

Oysa ki birkaç istatistiğin oluşumunda rol oynayan milyonlarca hikaye vardır. İşte bu sebepten dolayı sizlere Kriz Portreleri serimde yolda yürüyen birilerinin hikayelerini anlatmak istedim – arabayla gidenlerin değil.

Geçtiğimiz hafta aralarında İspanya, Yunanistan, Fransa, İtalya ve Almanya gibi ülkelerin de olduğu tam 23 Avrupa Birliği ülkesinde toplu protestolar gerçekleşti.

Üniversite arkadaşım Anna, iş imkanlarının gittikçe kısırlaşmaya başladığı 2010 yılından sonra bir maceraya atılıp ABD’den İspanya’ya taşınmaya karar vermişti. İlk yılını Endülüs’te geçiren Anna, bu yılını da Madrid’de İngilizce dersleri vererek geçiyor. “İlk senemde 750 euro alıyordum, fakat şimdi Madrid’de 1000 euro alıyorum. Yine de burada hayat daha pahalı ve kazandığım para bana ayı geçirebilmem için ancak yetiyor” diyor Anna, ve ekliyor “Ama ben yine de şanslıyım; herkes ülkeden ayrılmak istiyor ve bunun için de özel İngilizce dersi alıyorlar.”

Genç işsizlik oranı “yolda yürüyen iki kişiden biri” olan İspanya’dan dışarıya göçün başladığı, yeni bir tür beyin göçünün hortladığı, bir süredir konuşuluyordu. Burada hassas bir noktaya dikkat çekmekte önem var. İspanya’da iş imkanı bulabileceğine inanmayan gençler okulda kalıp master veya doktora gibi daha yüksek bir diploma elde etmeyi tercih ediyorlar. Şu anda yüksek lisans için okula devam eden öğrencilerle birlikte yüzde 53 olan genç işsizlik oranı, bu öğrenciler arındırıldığında yüzde 23’e düşüyor. Yani neredeyse diyebiliriz ki “Yolda yürüyen iki İspanyoldan biri master yapıyor…” Neredeyse…

Anna’ya dönmek gerekirse, Skype konuşması yapmayı kararlaştırdığımız akşamın gündüzünde bana bir mesaj gönderip ev arkadaşı Juan Luis’in iş bulduğunu, benimle konuşmak istediğini ve benim ne düşündüğümü sordu. Şaşkın bir ses tonuyla “buldu mu?” diye soruverdim ben de. “Evet, geçen gün yeni bir işe girdi. Gerçi ayı geçirebilmesi için hafta sonları da bir barda çalışıyor ama bu çok iyi bir moral oldu onun için” dedi Anna.

Juan Luis’le tanışıp iş bulduğu için tebrik ettikten sonra sordum; “Daha önce kaç kere işten çıkarıldın?”

“İki kez.”

“Neden?”

“Çünkü işyerindeki en genç bendim ve bekardım…”

“Haaa…”

“Bu ülkede iş bulmak gerçekten kolay değil” diyor JuanLu, “Ben mesela emekli olmuş birisinin yerine girdim ve benim girdiğim gün gözümün önünde bir kişiyi işten çıkardılar. Bir önceki hafta da üç kişiyi çıkarmışlar. Benimki nadir bir durum olabilir, mezun olmuş ve olacak gençler için çok kısıtlı iş imkanları var, o yüzden de ya ülke dışına çıkıyorlar ya da burada okumaya devam ediyorlar.”

Belli ki söyleyecek çok şeyi vardı JuanLu’nun. Krizden sonra arkadaşlarının İngiltere’ye taşınmalarından, bir başka arkadaşının elinde doktorasıyla Burger King’de çalışmasına kadar bir çok şey anlatıyordu.

Neden krize girdiklerini düşündüğünü sorduğumda ise acı bir gülümsemeyle cevap veriyor, “Yanlış anlama ama şöyle bir örnek vereyim; burada aylık 1200 euro kazanan inşaat işçileri var. Bütçe konusunda çok sıkı olmaları gerektiğini düşünmeden BMW araba alıp, ev alıp aylık 800 euroluk kredi borcu altına giriyorlar. Doğal olarak bunu sonradan ödeyemiyorlar.” Her nedense JuanLu bunları anlattıkça gözümün önüne ülkemizde havada uçuşan iPhone, iPad ve lüks arabalar geldi.

Son olarak protestolar hakkında ne düşündüğünü ve katılıp katılmadığını sorduğumda JuanLu bana işe başladığı güne kadar geçen 7 günde 4 kişinin kovulduğunu hatırlattı ve ekledi “Böyle bir ortamda protestoya gidebilir miyim sence? Evet sokaklarda protestolar var, fakat bir çok kişi de işini kaybetmekten korktuğu için gidemiyorlar. Bazı yerlerde de işe gidenlere taş atıyorlar…” Yani aslında İspanya'da protestolara daha geniş destek var, fakat yalnızca işten atılma korkusu olmayanlar gidebiliyor bu gösterilere.

Dışarıdan gösterilen baskılara Don Kişot-umtrak bir direnç gösteren bir Başbakan, sudan çıkmış balığa dönmemek adına okuluna var gücüyle devam eden öğrenciler, İngilizce dersine yatırım yaparak ülkeden bir an önce ayrılmak isteyen gençler ve yanıbaşında duran bir Yunanistan örneği... Bakalım gelecek İspanya için ne getirecek.