Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Borsa'da biber gazı etkisi

Borsa'da biber gazı etkisi

11 Haziran 2013, 19:30 Güncelleme :

Başlık ilgi çekici olsun diye “Biber Gazı” adını koymadım. 11 Haziran sabahı 10:15 yayını için Blomberght Kanalı’na gitmek için Taksim’e vardığımda, her ne kadar Gezi parkından belki 600-700 metre uzakta da olsa “gaz” gözümü doğrudan etkiledi. Ekonomi konuşmak için gidiyorsunuz; yeni açıklanacak ilk çeyrek büyüme rakamı, Nisan ayı cari açık verisini değerlendireceksiniz... Ama önce biber gazı. Bu durumda başlıkta oluşuyor!

Üç derecelendirme kuruluşundan yatırım yapılabilir ülke deniliyorsunuz, Borsa hatta öncesinden rekorlar kırmaya başlıyor 2012 sonundaki 78000 seviyelerinden 5 ayda %18 yükselerek 93000’li seviyeleri zorluyor. Faiz oranları beklenen enflasyonun altına düşüyor %5’leri test ediyor. Bu pozitif fiyat hareketleri gerçek miydi, balon muydu, yoksa gaz mıydı?

Siyaset açısından şu haklıydı bu haklıydı bizim konumuz değil! Peki öyleyse, ekonomi hakkında bir kaç cümle ifade edebiliriz nacizane!

Türkiye ekonomisinin büyüdüğü dönemler genel olarak dış sermayeye dayalı, doğal olarak da cari açık veren yapı arzetmiştir. Ne zaman ki kriz yaşıyorsunuz; örneğin 1994, örneğin 2001 örneğin 2009 ekonomi daralıyor; cari açık da kapanıyor. Resesyon dönemlerine çok benzeyen bir dönem de 2012 yılı olmuştur. Finansal istikrar politikasının öncülüğünü ettiği bu yıl, evet cari açık hızla azalmış, ancak ekonomi ise ancak %2.2 gibi durma noktasında gerçekleşmiş, hedefin çok gerisinde kalmıştır. Bu anlamda bir ölçüde “tekerrür” olmuştur. İşte tam böyle handikaplı bir yılı birçok ülkeye göre gene de görece başarılı tamamlamışız, artık rüzgarı da arkamıza almışız, kim tutar bizi... 2013 yılı başlarında bir taraftan “reyting” gazları, bir taraftan iç piyasa da tüketim canlanması, bir taraftan taleplere hayır diyemeyip gecelik faizleri aşağı çeken Merkez Bankası. Neticede faizler %5’in altına gerilemiş, negatif reel faizi başaran bir Türkiye, kısa dönemde yatırımcısını fazlasıyla ihya eden bir Borsa. Bir de teyit olarak ilk çeyrek büyümesi %3.

Ekonomide büyük hamleler yapıyoruz, özellikle de ulaştırma altyapı yatırımları alanında. Ancak, son gelişmelerde görülüyor ki global ekonomik düzende “parayı veren düdüğü çalar” modeli halen etkin.

Nisan cari açık verilerine baktığımızda portföy yatırımı şeklinde giren sıcak paranın ne denli yüksek olduğu dikkati çeker. (Unutmadan çok dikkatimi çeken bir konu, TCMB’nin artık yapmayacak diye beklendiği doğrudan döviz müdahalesine karar vermesi oldu. Kaldı ki, zaten kendi ifadesiyle zorunlu karşılık, koridor, ROK vb çok faydalı bir yöntemdi).

Dış paraya dayalı yapılan yatırımlar neticesinde kendi içinde “para lobilerini” de barındırıyor. 5 ayda %18 çıkan Borsa 1 hafta da %21 düşüyor ise “gaz” etkisini her açıdan önemli görmek durumundayız. Temeli (nedeni) ister manüpülasyona, ister gerçek hikayelere dayansın ortada bir durum var.

Yeni dönemde ekonomimizi istikrarlı büyütme yönünde, ciddi yapısal değişikliklerin yaşanacağını şimdiden gerekli düşünmekteyim. Ekonomide “kazanılmış cephelerin kaybedilmemesi” için bu konudaki rasyonel tartışmaların daha da artması çok faydalı olacaktır.