Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Hükümet sana diyorum, borç tavanı sen anla

Hükümet sana diyorum, borç tavanı sen anla

01 Ekim 2013, 13:44 Güncelleme :

Son bir kaç gündür piyasalarda kendisini gösteren gergin bekleyiş, her nasılsa korkulanın olmasıyla beraber kendisini iyimser bir havaya bıraktı.

Avrupa hisseleri, ABD hisseleri, ABD hazine tahvilleri son günlerde ABD'de hükümetin kapanacağı korkusuyla kayıp üzerine kayıp yaşayıp durdular.

Peki derdi neydi "dünyanın en büyük ekonomisi"ni yöneten siyasetçilerin? Bir yanda Cumhuriyetçiler diğer yanda Demokratlar, bir diğer yanda Princeton, Harvard, Duke gibi dünyanın sayılı okullarından mezun "yasa yapıcılar" neden acaba burada yasayı yapamıyorlar?

Ülkeyi yönetenler için siyasi çekişmelerin 800,000 insanın geçici bir süre işsiz kalmasından daha tercih edilir görünmesi bir yana, Cumhuriyetçiler'in "Bana ne! Bu sefer illa benim dediğim olacak işte" çocukluğu biraz piyasalara da vurmuş gibi.

Avrupa hisseleri örneğin dün son 1 ayın en sert düşüşünü kaydetti ve yüzde 0.6 kayıp yaşadı. ABD hisseleri dün yüzde 1'e varan düşüşler gördü. ABD tahvil faizleri 7 haftanın dibini gördü.

Bugün ABD hükümeti kapandı. Peki bu "korkutucu" senaryonun gerçekleşmesi ne gibi felaketler doğurdu?

Avrupa hisseleri "bunlar akıllı adamlar, ne yapar eder bir çözüm bulurlar" iyimserliğiyle güne yeşilde başladı. ABD tahvilleri aynı iyimserlikle toparlanmaya başladı. ABD endeks vadelileri ise yine iyimser beklentilerle yönünü yukarı çevirdi.

Burada bir noktaya parmak basmak önemli. Fed aylık 85 milyar dolarlık varlık alımlarına başladığından beri iyi haberler "Fed şimdi varlık alımlarını keser" diye, kötü haberler de "Harika! Fed para basmaya devam edecek" diye yukarı yönlü bir etki yaratmaya başladı. Fed'in varlık alımlarını azaltabileceğini açıklaması üzerine başlayan hafif normalleşme süreci ise ABD hükümetinin kapanmasıyla eski dengesizliğine sanki bir süreliğine dönmüş gibi görünüyor.

Piyasalar bir kenara, "nedir bu ABD'li siyasetçilerin derdi?" diye soracak olursak, Cumhuriyetçiler'in "Obamacare" diye bilinen ve ülkede mümkün olduğunca fazla insanın sağlık sigortası elde edebilmesine imkan tanımayı hedefleyen yasanın çekilmesini istemeleri, harcamalarda ve vergilerde kesintiler istemeleri, yani hükümetin mümkün olduğunca ufak çapta işlev göstermesini istemeleri. Öte yandan Obama'nın sosyal yardımları artırmayı hedeflemesi ve Cumhuriyetçi senatörlerin özellikle toplumun fakir kısmına "duyarsız" yaklaştıkları inancıyla "borç tavanı konusunda pazarlık yapılmayacağını" inatla savunması burada kördüğümün ana noktaları.

Burada "İyi de kardeşim nedir bu inat?" diye bir soru sorabilirsiniz, sormanız da yerindedir zaten. Cumhuriyetçiler'in artırmak için pazarlıkta direndiği borç tavanı konusunda bir iki ufak bilgiyi paylaşayım sizlerle.

Daha önceki ABD Başkanları'nın birçoğu için sessiz sedasız bir şekilde yükseltilmişti borç tavanı. CNN'e göre Mart 1972'den bu yana tam 74 kez yükseltilen borç tavanı Cumhuriyetçi Başkan Ronald Reagan döneminde 18 kez, Demokrat Bill Clinton döneminde 8 kez, Cumhuriyetçi George W. Bush döneminde 7 kez ve Demokrat Barack Obama döneminde 3 kez yükseltilmiş.

1776 yılında kurulan ABD ise 1835 yılı dışında her yıl "borç yiğidin kamçısıdır" felsefesiyle hareket etmiş.

Yani sonuç olarak piyasaları ABD hükümetinin kapanması hüpletti, borç tavanı konusu gümletecek.