Türk işadamları neden Libya'da olanları öngöremediler?
Davos'ta her yıl düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu, siyasiler ile iş dünyasını bir araya getirerek sosyo-ekonomik trendleri gündeme getirip tartışmaya açmakla ünlüdür. Ama bu yılki Davos toplantılarında Mısır olayları patlamış olmasına rağmen yeterince gündeme gelmedi ve olayların domino etkisi yaratacağı iş dünyasının gözünden kaçtı.
Bloomberg HT’ye konuşan Borusan Holding CEO’su Agah Uğur, “Davos dünyanın bir adım gerisinde kaldı. 10 yıl öncesi ile karşılaştırırsak daha verimsiz geçiyor. Ortadoğu’daki krizin domino etkisi yeteri kadar öngörülmedi. Bilgilerin herkese açık olduğu dönemde yaşıyoruz. Katılımcılar göz önündekini göremediler” dedi. Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Aclan Acar ise “Davos’ta, 'Mısır'daki ayaklanmaları Hüsnü Mübarek durdurur' şeklinde öngörüldü. Ama domino etkisi yaşandı.” dedi. Bırakın Davos’u bölgede iş yapan Türk işadamları bile gözlerinin önündekini risk olarak görmediler ya da görmezden geldiler. 17 Şubat tarihinde ‘Yönetim Katı’ konuğum olan Rönesans İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Erman Ilıcak’a 3 farklı şekilde bölgedeki riski soruyorum ve aldığım cevaplar rasyonel öngörülmezliğin adeta örneği:
—Sizin Ortadoğu'da da işleriniz var. Türk şirketleri Mısır ve Tunus'ta yaşananların domino etkisinden korkuyor mu? Sizin işlerinize bir yansıması oldu mu?
—Aslında bizim işlerimize pek yansıması olmadı. Mısır ve Tunus'ta da çok fazla sayıda Türk, özellikle inşaat şirketi yoktu. Sadece tekstilde Mısır'da birkaç firmamız vardı. Tunus’ta neredeyse hiç firma yok. Türk firmalarının yoğun olarak çalıştığı Libya, Katar, ikisinde de ben hiçbir risk görmüyorum. İkisinin de süreçte aynı şekilde devam edeceğini düşünüyorum, o yüzden bizim ya da diğer firmaların çok etkileneceğini zannetmiyorum.
—Yani Libya, Katar, Mısır, bu bölgelerde sıçrama riski yok mu diyorsunuz?
—Evet. Mısır’daki durumun Libya'ya, Katar'a ya da Suriye'ye pek sıçrayacağını zannetmiyorum.
— Gerçi Libya'da da bugün bir karışıklık olduğu görüldü haber başlıklarında...
—Evet çok ufak ölçüde bir karışıklık olmuştur belki ama çok büyük bir risk teşkil ettiğini düşünmüyorum.
—Sıfır sorun politikasıyla tam Türk şirketleri komşu ülkelerde atağa kalkmıştı ki böyle bir türbülans başladı. Siz de bölgede iş hacmi olan bir patron olarak bir yorum yapsanız. Ne diyorsunuz bu olan bitene?
—Zaten Tunus ve Mısır aslında beklenilen iki ülkeydi. O yüzden de bizim içinde olduğumuz ülkeler değildi. Bizim de bu ülkelere girip girmeme konusunda çalışma yaptığımız zaman gördüğümüz şeyler, politik riskler vardı. O yüzden girmemiştik. Ama bulunduğumuz ülkelerde politik risk anlamında bir şey görmüyorum. Bahreyn de yine aynı. Ama Türkiye'nin ağırlıkla içinde bulunduğu pazarlarda çok bir şey beklemiyorum.
"Libya'dan çıkmayacağız"
Bakan Çağlayan: "Bir müddet vatandaşlarımızı bir mola vererek ülkemize getirdik"
Rönesans İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Erman Ilıcak’ın risk analizi böyleydi. Daha sonra uçağını gönderip röportaj yapmasını sağladığı Cüneyt Özdemir’e Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, “Libya’da hayat normal. Medyada gördüklerime inanamıyorum. Toplu bir halüsinasyon yaşanıyor. El Cezire televizyonu teröristlere destek veriyor. Ülkemizin ufak emirliklere bölünmesini istemiyoruz. Bizim için Libya’da yaşamak ve ölmek var” diye aktarıyordu. MUSİAD Başkanı Ömer Cihat Vardan’ın biraderi 1200 çalışanını Türkiye’ye getirmeye çalışırken System İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Burak Başlılar 700 çalışanını Türkiye’ye getirmenin mutluluğunu yaşıyordu. Başlılar, “Televizyonlar abartıyorlar. 700 çalışanımızı Türkiye’ye getirdik. Libya’dan bana gelen bilgiler hayatın normale döndüğü yönünde. Okullar hastaneler açık. Her şey normale dönünce Türkiye olarak Libya’daki iş hacmimizi kaybetmeyelim. Ona göre Türk medyası daha sağduyulu yayın yapmalı” dedi. Bankalarımızın Libya’da iş yapan Türk şirketlerine 2 milyar dolarlık teminat mektubu bulunurken, Libya’da Türk müteahhitlerinin iş hacmi 25 milyar doları buldu. Bundan sonra alacaklarına da ne olacağı soru işareti olan Kaddafi garantör. Libya’nın Türkiye’ye şu an için faturası 30 milyar doları buluyor. Libya’daki 200 milyar dolarlık altyapı projelerinin İtalyan ve Türk şirketlerini paylaşması bekleniyordu. Son rakamlar, Kuzey Afrika’daki gerginliğin Türkiye’nin ihracatının yüzde 10’nunu risk altına soktuğunu gösteriyor. Libya halkına demokrasi getirmek adına dünya devleri, alt yapı projeleri ve Libya’daki petrol gelirleri üzerinde daha fazla pay kapabilmek için siyaset yapmaya devam ediyorlar.
Türkiye’nin Libya’daki pozisyonunu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan “Son beş yılda Libya'da müteahhitlerimiz 15,5 milyar dolar iş almıştır. 25 bin Türk insanı istihdam edilmiştir. Onun için bizim Libya'dan kesinlikle çıkma gibi bir hesabımız yoktur. Yaşam şartları ve can güvenliği konusundaki endişelerinden dolayı sadece bir müddet vatandaşlarımızı bir mola vererek ülkemize getirdik” diye açıkladı. Umarız ikiye bölünmüş ve iç savaşın sınırında olan Libya’da her şey tez normale döner, Türkiye ve Türk şirketleri de Libya’da pozisyonlarını kaybetmezler.