Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Charlie Rose: 'Başbakan Erdoğan çok tutkulu bir politikacı'

Charlie Rose: 'Başbakan Erdoğan çok tutkulu bir politikacı'

10 Mayıs 2011, 14:46 Güncelleme :

ABD’li ünlü sunucu Charlie Rose, Atlantic Konseyi ödülünü Muhtar Kent’e verdikten sonra Başbakan Erdoğan ile röportaj yapmak için 2 günlüğüne Türkiye’ye geldi. Aklımda sorular ve Türkiye’nin bölgedeki öneminin bilinci ile geldim diyen Charlie Rose, Türkiye’de 48 saat kaldıktan sonra ABD Hazine Bakanı Timothy Geither ile röportaj için bir daha gelmek üzere geri döndü. ABD ile eş zamanlı Bloomberg Ht’de yayınlanacak röportaj öncesi Charlie Rose ile izlenimlerini ve Türkiye’nin ABD’den görünümünü konuştuk.

Türkiye’nin ABD’den görünümü nasıl?

Charlie Rose: Başbakanınızla dördüncü kez görüşeceğim G-20'de görüşmüştüm. Türkiye ekonomisiyle göze çarpan bir ülke, çoğulculuğu ve laik demokrasisiyle göze çarpıyor ve gelişmekte olan ulusların olmak istediği yerde. Özellikle Arap yarımadasında olan karışıklarla Türkiye’nin yerini anlayabiliriz. Türkiye'nin başka önemli rolü ise köprü görevi üstlenmesi ülkeler arasında. Türkiye Suriye ve İsrail arasında da bir köprü rolü oynamıştı. Türkiye'nin güçlü bir ekonomisi var. Jeopolitik olarak ta önemli bir yerde.

Arap yarımadasındaki karışıklıklardan sonra Türkiye'nin dış politikası başarısız mı oldu?

C.R: Başbakan Erdoğan’ın dış politikasının bu karışıklıklarla hiç alakası yok. Belki hem Mısır da hem de Libya’daki değişim tavsiyelerinde biraz geç kalmış olabilir. Fakat Türkiye’nin Libya ile çok geniş bir ticaret ilişkisi de var.

Başbakan Erdoğan'a Libya’yla ilgili neler soracaksınız?

C.R: Bir yorumda bulunmasının niye bu kadar uzun sürdüğünü sorabilirim. Mübarek ve Kaddafi ile olan ilişkilerini biliyoruz. Özellikle Amerikalı arkadaşlarım bana Erdoğan’ın Obama ile çok sıcak bir ilişkisi olduğunu da söylemişti. Bizim başkanımız Türkiye hakkında çok olumlu şeyler düşünüyor bunu söyleyebilirim. İkisinin arasında çok iyi bir iletişim de var.

Başbakan Erdoğan ile röportaj için neden bu zamanı seçtiniz? Seçimler yaklaştığı için mi?

C.R: Seçimlerde önemli bir konu, politik olarak neler değişecek. Arap dünyasına nasıl baktığını ve bölgedeki olayların nasıl sonuçlanacağını tahmin ettiğini ondan duymak isterim. Erdoğan önemli bir oyuncu o yüzden görüşünü almak istiyorum. Suriye devlet başkanı ile olan yakınlığını biliyorum, oradaki olayları nasıl değerlendirecek merak ediyorum.

Başbakan ile geçen yılki röportajınızdan bu yana Türkiye'de neler değişti?

C.R: Türkiye’nin dış politikası sıfır problem üzerineydi. Fakat Libya’da Kaddafi Başbakan’ın yakını olan bir insan ve ona geri çekil diyor. Bu da sıfır problem politikasında bir problem bir soru işareti olduğunu gösteriyor.

Sıfır problem politikası sizce başarısız mı oldu?

C.R: Bu Türkiye yüzünden başarısızlığa uğramadı. Başka ülkeler de işin içinde. Bu konular Türkiye ve Amerika arasında kalan ülkeler arasında görüşülecek. Ve Türkiye en iyi konumda yer alacak diyebilirim.

Peki, Türkiye Arap dünyasına rol model olabilir mi?

C.R: Tabiî ki laikliği ve güçlü ekonomisiyle örnek alınabilecek durumda.

Başbakan Erdoğan’ın bölgedeki popülerliği ‘one minute’ olayından sonra arttı?

C.R: Olaylar Gazze olayı ve buradaki Türk vatandaşların hayatını kaybetmesiyle değişiklik gösterdi. Mesela Türkiye’nin İran’la ilişkisi de çok iyi. Türkiye’nin iyi ilişkisi olması herkes için iyi aslında. Türkiye geçmişte de komşularıyla iyi ilişkiler içerisindeydi ve gelecekte de bu böyle olacak.

Sizce Başbakan Erdoğan kolay röportaj yapılabilecek biri mi?

C.R: O çok tutkulu bir politikacı. Ancak şunu söylemem lazım. O bir politikacı. Bir politikacı ile konuşurken siz soru sorarsınız onlar ise yanıtlamak istedikleri gibi yanıtlarlar. Oyuncu niteliğindeki güçlü insanların her zaman görüşünü almak isterim. Diğer görüştüğüm isimler içinde aynı şeyler geçerli.

Geçen hafta Muhtar Kent ‘e Atlantik İşadamları Konseyi Ödülü'nü verdiniz, sizce ödüle layık görülmesinin sebebi neydi?

C.R: Muhtar Kent’le beraber orada çok önemli isimler de yer alıyordu. Kendisi çok yakın arkadaşımdır ve Formula1'i özellikle çok sever. Aslında ben de çok severim ve üzülüyorum daha fazla burada kalıp izleyemeyeceğim için. Muhtar için şunu söyleyebilirim babası da çok önemli bir diplomat ve kahraman bir Türk’tü diyebilirim, o da çok iyi başarılara imza atmıştı, uluslararası kurumsal yönetici sıfatını da başarıyla taşıdı. Muhtar'ın Coca-Cola da olmasının dışında Çin Amerika ticaret konseyinde yer alıyor kendisi, aynı zamanda Türk Amerika arasındaki ticari ilişkiler de çok önemli ve Muhtar çok başarılı bir uluslararası yönetici. Bu başarısı da ticarete yansıyor. Uluslararası bir iş adamı olmasının yanında Coca cola'da bulunması ki Coca-Cola 100 yılı devirmiş çok önemli hale gelmiş bir marka. Bu başarısı da Muhtar’ın liderliğini gösteriyor. Şirketin ekonomik performansı da gözler önünde ama bunların yanında şirketin çevreye duyarlılığı, kadınları iş gücüne kazandırmak gibi konulara da değinmesi bu konular için değişim için çaba göstermesi onu çok önemli kılan niteliklerden. Eminim Türkler de onun bulunduğu pozisyonun ve sahip olduğu değerlerin farkındadır.

Davos’tayken Bill Clinton, Muhtar Kent’e ben yapıcı, istediğini başaran insanları çok severim, sen de onlardan birisin demişti. Sizce buradaki sır nedir?

C.R: Şunu söyleyebilirim, Coca -Cola gizli formülü sayesinde üne kavuşmuş bir şirket ama Muhtar sayesinde, yaydığı şevk ve çalışkanlığı özverisinde bugünlere geldi diyebilirim.

Başbakan Erdoğan’ın sırrı ne?

C.R: Her şeyden önce o bir politikacı. Politikayı iyi biliyor. Kendisinin bir partisi var ve o parti seçim kazanabiliyor. Aslında siz de bana seçimler için partisinin ne durumda olduğunu anlatabilirsiniz. Liderlerin sahip olması gereken şey, ülkeleri için vizyona sahip olmaları. Yani Başbakanınız Türkiye’nin bir rol üstlenmesi gerektiğinin farkında. Herkes de buna katılıyor. Türkiye'nin neler yapabileceğinin farkında ve Türkiye'yi Türkiye yapan şeylerden biri laik olması demokrasisi ve çoğulculuğudur, eminim insanlar da bunun farkındadır. Öte yandan eleştiriler de elbette mevcuttur, basınla olan ilişkisine gelen eleştiriler, çatışma içindeki gruplara ve askeri duruma gelen, askeriyenin geçmişimizde ve günümüzdeki durumuna gelen eleştiriler vardır. Ancak değişim dinamiğine baktığımızda, değişim kaçınılmaz. Arap yarımadasına, Usame Bin Ladin'in ölümüne baktığımızda tüm bu değişiklikler bize çok şey ifade ediyor ve mesela Usame Bin Ladin’in örgütünün nasıl değişeceği gibi pek çok farklı nokta var. Şu an Türkiye inanılmaz bir zaman yaşıyor, bizim de yapmamız gereken şey bunu algılayıp değişimi fark etmek, sonuçları ve değişimin kimin getirdiğini fark etmek nasıl fayda sağlayıp kendimize nasıl yeni bir yol çizebiliriz bunu algılamamız gerekiyor.