TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Büyüme konusunda doğru bilinen yanlışlar

Ekonomi çevrelerinde bugünlerde sık gördüğümüz bir tartışmayı ele alacağız. Ekonomi literatürüne ‘GAZ- FREN’ tartışması olarak giren bu konuyu hem enflasyon cephesinden hem de büyüme tarafından bakarak ele almaya çalışalım.

Tartışmanın iki ayrı ucunda duranlar, farklı iki tez öne sürüyorlar;

Fiyat istikrarı isteyenler

Bu grupta yer alanlar ;Türkiye’nin 10 yıl öncesine kadar  yüksek enflasyon rakamlarının altında ezildiğini belirterek, enflasyonun başta büyüme olmak üzere bir çok önemli veriyi net olarak etkilediğini düşünüyor. Dolayısı ile bu ekipte yer alanlar, para ve mali politikaların büyümenin teşvik edilmesinde ancak ve ancak enflasyon riskine yol açmayacak ölçüler ile kullanılması gerektiğini savunuyorlar.

Büyüme önceliktir diyenler

Bu grupta yer alanlar da; dünyanın içinden geçtiği konjöktür de enflasyon riskinin hemen bütün ülkeler için ortadan kalktığını düşünüyorlar. Global piyasaların uzuna bir süre resesyon ve durgunluk riskleri ile karşı karşıya olduğu bu dönemde, ‘talep baskısı ‘ ile bir enflasyon riskinin oluşmasını mümkün görmüyorlar. Bu sebeple ‘büyüme kampı’ ,faizlerin daha hızlı aşağıya çekilerek ve enflasyondan korkulmadan, biran önce büyümenin tekrar desteklenmesi gerektiğini savunuyorlar. 

Şimdi rakamlar

Hazine’nin rakamlarına göre Türkiye’de 1993-2002 yılları arasında ortalama TÜFE % 70,4. 2002-2012  döneminin ortalaması ise % 8,6. Yani Türkiye son 10 yılda enflasyon konusunda ciddi yol almış görünüyor.

Peki gerçekten öyle mi?

Bloomberg’in yaptığı ve  dünya ekonomisinin % 97 sini oluşturan 102 ülkenin dahil olduğu ‘Dünya Enflasyon Ligine’ baktığımızda; ortalama enflasyonun % 3,45 olduğunu görüyoruz.

Daha önemlisi, Ekim ayı itibari ile Türkiye’nin % 9,2 olan TÜFE enflasyonu bu ligin en yüksek 10. rakamı. Bizden daha yüksek enflasyonu olan ülkelere sırası ile aşağıda ki gibi;

Türkiye % 9,2         Lübnan   % 10,3        Maldivler    % 11,6       Belarus  % 38

Sri Lanka % 9,3      Nijerya    % 10,3        Venezuella % 18,0

Arjantin  % 10        Sırbistan   % 10,3       İran          % 23,0

Görüleceği gibi kendi mecramızda son 10 yılda enflasyon konusunda  büyük iş çıkarmış olabiliriz ama global ölçülerde hala ciddi bir enflasyon sorunumuz var.

Şimdi de büyüme ligine bakalım;

Türkiye 770 milyar $’lık toplam GSYH ile dünyanın 17. büyük ekonomisi. Bu sene ortalama % 3 seviyesinde büyümesi bekleniyor.Bloomberg’in en büyük ilk 50 ekonomi üzerinden yaptığı ‘ Dünya Büyüme Ligi’ ne baktığımızda, Türkiye’nin ortalama %3 seviyesi ile 50 ülke arasında en iyi 18. ülke olduğunu görüyoruz.

İlk 20 ‘ye baktığımızda bizi geçen ülkeler: (Son açıklanan 6, ay yada 9, ay verilerine göre)

Çin             % 7,4      Meksika        % 4,1            

Endonezya  % 6,3      Rusya            % 4,0

Hindistan    % 5,5      Avusturalya   % 3,7

Görüldüğü gibi büyüme liginde durumumuz kötü değil. Belki bu sene son 10 yılın Türkiye ortalaması olan % 4,9’un altına düşüyoruz hatta seneye dahi bu oranı yakalayamıyor olabiliriz. Ancak bu sorun bütün dünyanın sorunu. Son IMF raporlarında 2013 tahmini olarak dünya toplamı  için % 3,6, Avrupa için % 0,2, ABD için 2,1 ve Gelişen Asya için % 7,2  büyüme öngörüldü.

 Bu rakamlara baktığımızda bizi geçen ülkelerin genelde ya reel olarak zayıf kurla ve ihracatla giden Asya ülkeleri olduğunu yada emtia zengini ülkeler olduğunu görüyoruz.

Sonuç;

Enflasyon yaratarak büyüme peşinde koşturmak bence popülist ve oldukça da hatalı bir yaklaşım olacaktır. Bilginize...

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
30 Ekim 2012 Salı, 01:08 Misafir Enflasyon yaratarak büyüme peşinde koşmak; para basmaktır! Abd'nin borçlarını finanse etmek için para basmaya devam etmesi gibi! Üretimi arttırıcı maliye politikası gütmek gerekir; vergi indirimi ve benzeri teşvikler gibi. Parasal ayarlamalar uzun vadede Türkiye'yi düzlüğe çıkaramayacaktır.
Yukarı