Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Tarım FAO: Sağlıklı beslenme lüks oldu

FAO: Sağlıklı beslenme lüks oldu

  • FAO'nun da aralarında bulunduğu beş Birleşmiş Milletler kuruluşunun ortak raporuna göre, küresel açlık göstergelerinde sınırlı iyileşme kaydedilmesine rağmen 2025'te 645 milyon insan açlık yaşadı. Dünyada yaklaşık 2,7 milyar kişinin sağlıklı beslenme maliyetini karşılayamadığına dikkat çekilen raporda, küresel gıda ekonomisine ilişkin dengesizlikler ve maliyet artışları ortaya kondu. Rapora göre, gıda enflasyonu ve makroekonomik krizler nedeniyle sağlıklı beslenme milyarlarca insan için finansal olarak imkansız bir lüks haline dönüştü.

Türkiye'nin ekonomi platformu Bloomberg HT'yi Google listesine ekleyin Türkiye'nin ekonomi platformu Bloomberg HT'yi Google listesine ekleyin
FAO: Sağlıklı beslenme lüks oldu
22 Temmuz 2026, 14:48 Güncelleme :

İRFAN DONAT

Dünyada açlık geriliyor ancak sağlıklı ve dengeli beslenmeye erişim hâlâ milyarlarca insan için temel sorun olmayı sürdürüyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından hazırlanan "Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu 2026" başlıklı rapora göre, 2025’te dünya nüfusunun yüzde 7,8’i açlıkla karşı karşıya kaldı.

Bu oran yaklaşık 645 milyon kişiye karşılık geliyor. Açlık çekenlerin sayısı 2024’e göre 14 milyon, 2022’ye kıyasla ise 43 milyon azaldı. Buna karşın açlık yaşayan nüfus, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının kabul edildiği 2015’in yaklaşık 50 milyon üzerinde kaldı.

Rapordaki projeksiyonlara göre, mevcut eğilimin sürmesi halinde 2030’da 510-520 milyon insan açlık yaşamaya devam edecek. Bu nüfusun yüzde 56’sının Afrika’da bulunacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla 2030 için belirlenen “Sıfır Açlık” hedefi giderek erişilemez hale geliyor.

Açlığın ağırlık merkezi Afrika’ya kayıyor

Küresel görünümdeki sınırlı iyileşme bölgelere eşit biçimde yansımıyor.

Afrika’da açlık oranı 2025’te yüzde 20 olarak hesaplanırken, kıtada yaklaşık 309 milyon kişi açlıkla mücadele etti. Açlık oranı Orta Afrika’da yüzde 28,9’a çıkarken, Doğu Afrika’da ise yüzde 25,6’ya ulaştı.

Asya’da açlık oranı yüzde 6 olarak belirlenirken, açlık yaşayanların sayısı 292 milyon oldu. Latin Amerika ve Karayipler’de ise nüfusun yüzde 4,8’ine karşılık gelen yaklaşık 32 milyon insan açlık çekti.

Batı Asya, küresel iyileşmeden ayrışan bölgelerin başında geldi. Bölgedeki açlık oranı 2015’te yüzde 9,3 iken 2025’te yüzde 13’e yükseldi. Raporda çatışmalar, zorunlu göç, ekonomik kırılganlıklar ve jeopolitik istikrarsızlıklar bu kötüleşmenin başlıca nedenleri arasında gösterildi.

2,1 milyar insan gıda güvensizliği yaşıyor

Rapora göre 2025’te dünya nüfusunun yüzde 25,8’i, yaklaşık 2,1 milyar kişi orta veya ciddi düzeyde gıda güvensizliği yaşadı. Söz konusu sayı bir yılda yaklaşık 86 milyon azalsa da pandemi öncesi seviyelere dönülemedi.

Yaklaşık 779 milyon kişi ise ciddi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı.

Gıda güvensizliği Afrika’da nüfusun yüzde 56,6’sını etkiledi. Bu oran Latin Amerika ve Karayipler’de yüzde 22,9, Asya’da yüzde 20,3, Kuzey Amerika ve Avrupa’da yüzde 8,7 olarak hesaplandı.

Raporda gıda güvensizliğinin kırsalda kentlere, kadınlarda ise erkeklere kıyasla daha yüksek olduğuna dikkat çekildi. Bulgular, sorunun yalnızca üretim miktarıyla açıklanamayacağını; gelir dağılımı, toplumsal eşitsizlikler ve gıdaya fiziksel erişimin de belirleyici olduğunu ortaya koydu.

Sağlıklı beslenmenin günlük maliyeti 4,28 dolara çıktı

Rapordaki en dikkat çekici gelişmelerden biri sağlıklı beslenmenin maliyetindeki hızlı artış oldu.

Satın alma gücü paritesine göre kişi başına günlük sağlıklı beslenme maliyeti 2017’de 2,94 dolar seviyesindeyken 2021’de 3,44 dolara, 2025’te ise 4,28 dolara yükseldi. Böylece sağlıklı beslenmenin küresel maliyeti sekiz yılda yaklaşık yüzde 46 arttı.

Bölgesel olarak en yüksek maliyet 4,91 dolarla Latin Amerika ve Karayipler’de kaydedildi. Bu bölgeyi 4,35 dolarla Afrika ve 4,33 dolarla Asya izledi. Kuzey Amerika ve Avrupa’da günlük maliyet 3,64 dolar olarak hesaplandı.

Sağlıklı diyetin parasal olarak en pahalı olduğu bölge Latin Amerika ve Karayipler olsa da gelir yetersizliği nedeniyle erişim sorununun en yoğun yaşandığı bölge Afrika oldu.

Yaklaşık 2,7 milyar kişi sağlıklı beslenemiyor

Dünya genelinde 2025’te yaklaşık 2,7 milyar kişi sağlıklı bir diyetin maliyetini karşılayamadı. Bu sayı küresel nüfusun yüzde 32,7’sine denk geliyor.

Sağlıklı beslenemeyenlerin sayısı 2020’deki 3,13 milyar seviyesinden gerilemekle birlikte düşük gelirli ülkelerde ters yönlü bir seyir izleniyor.

Afrika’da nüfusun yüzde 66,6’sı sağlıklı bir beslenmeye ekonomik olarak erişemiyor. Bu oran Asya’da yüzde 28,9, Latin Amerika ve Karayipler’de yüzde 25,7 seviyesinde bulunuyor.

Rapora göre, gıda fiyatlarının diğer mal ve hizmetlere kıyasla yüzde 10 artması sağlıklı beslenme maliyetini ortalama yüzde 6 yükseltiyor. Buna karşılık yerel, mevsimsel ve daha düşük maliyetli ürünlerden oluşturulan beslenme sepetleri maliyeti ortalama yüzde 34 azaltabiliyor.

Sağlıklı diyetin maliyetini taze ürünler ve protein belirliyor

Sağlıklı beslenme sepetindeki nişastalı temel ürünler günlük kalorinin yaklaşık yarısını sağlamasına rağmen toplam maliyetin yalnızca altıda birini oluşturuyor.

Hayvansal kaynaklı gıdalar ile meyve ve sebzeler ise sağlıklı beslenme maliyetinin yaklaşık yüzde 70’ini meydana getiriyor. Hayvansal ürünler küresel ortalamada en pahalı gıda grubu olurken, Latin Amerika ve Karayipler’de sebze fiyatları öne çıkıyor.

Bu tablo, gıda güvenliği politikalarının yalnızca tahıl ve temel kalori ürünlerine dayandırılmasının dengeli beslenme sorununu çözmeye yetmediğini gösteriyor.

Çocukların üçte ikisi yeterli çeşitlilikte beslenemiyor

Rapora göre, dünyada 6-23 aylık çocukların yalnızca yüzde 30,8’i asgari beslenme çeşitliliğine ulaşabiliyor. Başka bir ifadeyle bu yaş grubundaki her üç çocuktan yaklaşık ikisi yeterince çeşitli beslenemiyor.

Söz konusu oran Afrika’da yüzde 20,5, Asya’da yüzde 34,9 seviyesinde bulunuyor. Ayrıca 15-49 yaş grubundaki kadınların yalnızca yüzde 62,7’si asgari beslenme çeşitliliğine erişebiliyor.

Beş yaşın altındaki çocuklarda bodurluk oranı 2012’de yüzde 26,4 iken 2024’te yüzde 23,2’ye geriledi. Bodur çocuk sayısı aynı dönemde 180,4 milyondan 150,2 milyona düştü. Ancak mevcut ilerleme hızının 2030 hedeflerine ulaşılması için yeterli olmadığı belirtildi.

Çocuklarda fazla kilo oranı yüzde 5,5’e çıkarken, yetişkinlerde obezite oranı 2012’de yüzde 12,1’den 2024’te yüzde 16,2’ye yükseldi. Bu oranın 2030’da yüzde 18,6’ya ulaşacağı tahmin ediliyor.

Rapora göre, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıkların küresel ölçekte oluşturduğu gizli maliyet yılda 8,1 trilyon doları buluyor.

Türkiye’de sağlıklı beslenmenin maliyeti dünya ortalamasının üzerinde

Rapora göre, Türkiye’de sağlıklı beslenmenin kişi başına günlük maliyeti satın alma gücü paritesiyle 2017’de 3,45 dolar seviyesindeyken 2025’te 4,58 dolara çıktı. Böylece maliyet sekiz yılda yaklaşık yüzde 33 arttı.

Türkiye’nin 4,58 dolarlık seviyesi, 4,28 dolar olan dünya ortalamasının üzerinde gerçekleşti.

Raporda, sağlıklı beslenmenin maliyetini düşürmek için tarımsal politikaların tahıl ve temel kalori ürünleri ekseninden çıkarılarak besin değeri yüksek ürünleri kapsayacak şekilde yeniden tasarlanması gerektiği belirtildi.

Bu kapsamda tarımsal araştırma ve geliştirme kaynaklarının meyve, sebze ve baklagillere doğru dengelenmesi; sulama, kırsal yol, soğuk zincir, depolama, işleme ve lojistik yatırımlarının artırılması önerildi.

Küçük üreticilerin tohum, teknoloji, finansman, arazi ve tarımsal yayım hizmetlerine erişiminin güçlendirilmesi ile hasat sonrası kayıpların azaltılması da öncelikler arasında sıralandı.

Rapordaki modellemeye göre, meyve ve sebze değer zincirlerinde sağlanacak teknolojik ve yapısal iyileştirmeler sağlıklı diyetin göreli maliyetini yüzde 7,54’e kadar düşürebiliyor.

Buna karşılık zaten düşük maliyetli olan nişastalı temel ürünlere verilen ilave desteklerin üretim kaynaklarını diğer ürün gruplarından çekerek sağlıklı beslenmenin toplam maliyetini artırabileceği uyarısı yapıldı.

Raporun temel politika mesajı ise şöyle özetlendi: Gıda güvenliğinde odak, yalnızca daha fazla kalori üretmekten çıkarılarak besleyici gıdaların daha erişilebilir, dayanıklı ve sürdürülebilir biçimde üretilmesine kaydırılmalı.