IMF'den küresel enerji güvenliği uyarısı
-
Orta Doğu'daki çatışmaların Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasıyla küresel petrol arzının beşte biri kesintiye uğrarken; IMF, fiyat artışını şimdiye kadar dizginleyen stokların ve talep daralmasının sonuna gelindiği, yeni bir şokun küresel ekonomiyi savunmasız bırakabileceği konusunda uyardı.
Uluslararası Para Fonu (IMF) petrol piyasasındaki koruyucu tamponların tükendiğine dikkat çekerek küresel enerji güvenliği konusunda uyardı.
Kurumun internet sitesinde Jean-Marc Natal ve Azim Sadikov tarafından kaleme alınan "Petrol piyasası savaş şokunu absorbe etti ancak tamponlar azalıyor" başlıklı bir blog yazısında, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın, günlük yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve rafine ürün akışını engelleyerek 1973 petrol şoku ve Körfez Savaşı gibi tarihi krizlerden daha büyük bir arz açığı yarattığı belirtildi.
Makaleyi göre, bölge üreticileri sevkıyatı boru hatları ve alternatif limanlara yönlendirmeye çalışsa da, bu çabalar Hürmüz'den gelen kayıp hacmin yalnızca küçük bir kısmını telafi edebildi. Şu ana kadar fiyatların varil başına 90-100 dolar bandında seyretmesi bir nebze rahatlama sağlasa da, küresel ekonomiye daha fazla zarar gelmemesi için hızlı bir arz toparlanması ve serbest seyrüseferin yeniden sağlanması şart.
Daha düşük talep, daha yüksek üretim ve stokların kullanılmasının fiyatlarda daha büyük bir sıçramayı önlediği belirtilen yazıda, küresel ekonominin daha fazla zarar görmesini engellemek için arzın hızla toparlanmasının büyük önem taşıdığı aktarıldı.
Yazıda, dünyanın en kritik petrol geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün ne zaman etkin şekilde yeniden sağlanacağının ve nakliye faaliyetleri, sigorta hizmetleri ile piyasa aktörlerinin güveninin ne hızda toparlanacağının belirsizliğini koruduğu ifade edildi.
"Akışın eniden başlaması 2-3 ayı bulur"
Sektör tahminlerinin, su yolunun tamamen yeniden açılmasının ardından petrol akışının önemli bölümünün yeniden başlamasının 2 ila 3 ayı bulabileceğini gösterdiği belirtilen yazıda, daha uzun vadeli bir diğer endişenin ise uzun süreli üretim durmalarının, özellikle kuyuların yeniden faaliyete geçirilmesi için finansmanın sınırlı olduğu yerlerde kalıcı üretim kayıplarına yol açabilmesi olduğu aktarıldı.
Yazıda, enerji şoklarının etkisinin hala hissedildiğine dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:
"Bu sefer ilk darbeyi hafifleten unsur, enerji piyasalarının manevra alanı olması ve darbeyi absorbe edebilmesiydi. Hürmüz Boğazı'nda gerilimler yeniden alevlenirken yedek kapasitenin devreye girmesi, talebin daralması ve stokların azalması nedeniyle bu manevra alanı artık daha küçük ve giderek daralıyor. Stoklar yenilenmediği takdirde, bir sonraki şok geldiğinde dünya daha zayıf bir konumda olacak."