Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Küresel piyasalarda ilk çeyrek analizi

Küresel piyasalarda ilk çeyrek analizi

  • BloombergHT Araştırma bölümünden Cihan Başkal, küresel piyasalarda yılın ilk çeyreğinin analizini yaptı

Küresel piyasalarda ilk çeyrek analizi
29 Mart 2013, Cuma 18:57 Güncelleme :

2013 yılının ilk çeyreği geride kaldı. Birçok varlık grubunun dibi ve zirveyi gördüğü oldukça ilginç geçen bu dönemde değerlendirmeye, hisse senedi piyasaları ile başlayalım.

Yılı açarken baz senaryo, tahvil piyasalarındaki geçtiğimiz yılki fiyatlamanın getirdiği doygunluk ile tahvilden hisse senetlerine kayış olacağı ve gelişmiş, gelişen ülke piyasaları arasında çok fazla ayrışma olmadan bu iki ana grubun birbirine eşlik edeceği idi. Yeni yıl aynen bu şekilde başladı. İlk ayda ayrışma olmadan, risk iştahındaki artış ile 80'in altında kalan Dolar Endeksi'nin verdiği destekle Ocak ayı hisse senetleri açısından homojen bir yapıda geçti. Hatta bu iyimserlikte emtia fiyatlarındaki toparlama ile gelişmekte olan ülke piyasalarının pozitif etkileneceği beklentisinin de etkisi vardı.

Ancak Euro Bölgesi'nde dibin hala uzakta oluşu bölgeye yakın gelişmekte olan ülkeleri de hasta etti. Asya'da ise Japonya ve Çin etkisi vardı. Yendeki sert değer kaybı, bu ülkeye karşı rekabet avantajını ciddi ölçüde yitiren bölge ekonomilerini vurdu. Çin'de ise ekonomik canlanmada yine ipin ucu kaçtı. Konut fiyatları, kredi arzındaki ivmelenme derken, Çin Merkezi Yönetimi, enflasyon endişesini yine raftan indirdi. Güney Amerika'da ise, hammadde ihracatı odaklı bu ekonomiler hem baskılanan emtia fiyatları ile darbe yedi hem de yüksek enflasyon ile uğraşarak, istedikleri ölçüde ekonomiyi destekleyici politikalar uygulayamadılar. Faiz hadleri görece yüksek kalınca, bu ülke kurları küresel bazda değer kazanan ABD dolarına karşı daha değerlendiler. Ayrıca tüm bu değişkenler nedeniyle 2013 yılı büyüme hikayeleri eski cazibesini yitirdi. Sonuç; 2008'den bu yana en kötü performans gösteren MSCI EM Endeksi 1.13'te %2,1 geriledi. İMKB-100 ise başka bir inceleme konusu. ABD doları cinsinden 2012'de %60'ın üzerinde değer kazanan endeks ilk çeyrekte bunun üstüne bir de %10 koydu.

Gelişmiş ülke endeksleri arasındaki ayrışma ise çeyrek dönemin sonuna doğru oldu. S&P 500, Stoxx 600 kolkola giderken, Güney Kıbrıs ve İtalya fiyatlaması S&P 500'ü Nikkei ile yalnız bıraktı. İtalya ve İspanya bankalarındaki tahvil alacaklısı dahil yatırımcıların, Güney Kıbrıs banka yapılandırılmasının emsal olarak kabul edilme riski ile yüklü zarara uğrama olasılığı Mart'ın son iki haftasında bu iki ülke banka hisseleri etkisi ile Stoxx 600 Banka Endeksi'ni %8 aşağı çekti. Değerlemeler, pahalı olmasa da, S&P 500 şirketlerine kıyasla etkileyici olmayan ve çok da umut vaat etmeyen finansallar, ayrıca düşen temettü verimliliği yükselişte dahi temeli sarsan etkenler oldu. S&P 500 şirketlerinin 3/4'ü beklentiyi aşan kârlar açıklarken, Stoxx 600'de bu oran yüzde 50'nin altında kaldı. Nikkei ise hem Yen'deki değer kaybı hem de PD/DD açısından benzerlerine kıyasla oldukça cazip konumu ile çeyrek dönemde %20'ye yakın değerlendi.

Tüm bunların haricinde gelişmiş ülke ekonomilerinde tek toparlanma sinyali veren ülkenin ABD oluşu FED QE programının sorgulanmasına ve riskin arttığı dönemde ABD doları ve bu ülke varlıklarına dönüşü doğurdu. Alışık olanın aksine bu çeyrekte DXY ve S&P 500 aynı yönde hareket etti.