Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Tarım Tarladan rafineriye uzanan biyoyakıt yarışı

Tarladan rafineriye uzanan biyoyakıt yarışı

  • Dünyanın önde gelen en az 13 büyük tarım şirketi, biyoyakıt pazarındaki fırsatları değerlendirmek için sekizden fazla ortak girişim kurdu. Yeni yağlı tohumlar, ara ürünler ve düşük karbonlu tarım uygulamaları; tohum şirketlerinden enerji üreticilerine, gıda şirketlerinden havayolu şirketlerine kadar tüm tedarik zincirini yeniden şekillendiriyor.

Türkiye'nin ekonomi platformu Bloomberg HT'yi Google listesine ekleyin Türkiye'nin ekonomi platformu Bloomberg HT'yi Google listesine ekleyin
Tarladan rafineriye uzanan biyoyakıt yarışı
10 Temmuz 2026, 13:33 Güncelleme :

Hükümetlerin düşük karbonlu üretimi teşvik eden destek ve kredi mekanizmalarını tarım sektörüne doğru genişletmesi, biyoyakıt yatırımlarını hızlandırdı.

Dünyanın önde gelen en az 13 büyük tarım şirketi, biyoyakıt alanında sekizden fazla ortak girişime imza attı. Kurulan ortaklıklar; tohum geliştirmeden tarımsal üretime, ürünlerin toplanmasından işlenmesine, rafinerilerden nihai yakıt kullanımına kadar geniş bir alanı kapsıyor.

Şirketlerin önündeki en önemli sorun ise hızla değişebilen politikalar ve teşvik sistemleri. Sürdürülebilir havacılık yakıtının etanolden mi yoksa dizel bazlı üretim süreçlerinden mi elde edileceğine ilişkin tercihler bile yatırımların yönünü değiştirebiliyor.

İlk aşamada uyumluluk belirleyici

Bloomberg'in haber analizine göre, biyoyakıt üretiminde kullanılabilecek alternatif tarım ürünleri için iki temel strateji öne çıkıyor. İlk modelde, birim alandan daha fazla yağ elde edilmesi hedefleniyor. İkinci modelde ise mısır ve soya gibi ana ürünlerin ekilmediği dönemlerde yetiştirilebilecek ara ürünlere odaklanılıyor.

Yeni ürünlerin tek başına yeterli üretim ölçeğine ulaşmasına kadar mevcut kırma tesisleri, rafineriler, tarım makineleri, lojistik sistemleri ve motorlarla uyumlu olması önem taşıyor.

Bu nedenle yarışın ilk aşamasında mevcut altyapıya uyum sağlayabilen modellerin avantaj kazanması bekleniyor. Uzun vadede ise yüksek verimli üretim bölgelerinin yakınında kurulacak toplama, depolama ve işleme kapasitesi belirleyici olacak.

Bayer ve Neste kışlık kanolaya yöneldi

Bayer ile Neste, TruFlex markası altında geliştirdikleri kışlık kanolayı 2027 yılında ticari olarak piyasaya sunmayı hedefliyor.

Kanolanın en önemli avantajı, yaklaşık yüzde 45 yağ içeriğine sahip olması. Soyada ise bu oran yaklaşık yüzde 18 seviyesinde bulunuyor.

Kanola üretimi bugüne kadar ağırlıklı olarak kuzey iklimleriyle sınırlı kaldı. ABD’de en büyük üretici eyalet Kuzey Dakota olurken, Bayer ve Neste kanolayı güney bölgelerinin iklim koşullarına uyarlamayı planlıyor.

Ortaklık, kanolayı sezon arası bir örtü bitkisi yerine ürün rotasyonuna dahil edilen ana ürünlerden biri haline getirmeyi amaçlıyor.

Corteva ve BP tedarik zincirini birleştiriyor

Corteva ile BP’nin kurduğu Etlas ortaklığı, tarımdan yakıta kadar uzanan süreci tek bir yapı altında koordine etmeyi hedefliyor.

Corteva, mevcut tarım sistemlerine uyum sağlayabilecek ürünlerin geliştirilmesi, çiftçilerle üretim ilişkilerinin kurulması ve ürünlerin toplanması alanlarında faaliyet gösterecek.

BP ise bu tarım ürünlerini yakıta dönüştürecek teknolojilerin geliştirilmesine ve üretilen yakıtların ticari pazara sunulmasına odaklanacak.

Ortaklık, farklı ürünler, işleme teknolojileri ve yakıt seçenekleri arasında en yüksek teşvik ve ekonomik değeri sağlayacak modeli geliştirmeyi amaçlıyor.

Camelina soyaya alternatif değil, tamamlayıcı

Camelina, mısır ve soyanın yetiştirilmediği dönemlerde ekilebilmesi nedeniyle mevcut üretimi ikame etmekten çok tamamlayabilecek ürünlerden biri olarak görülüyor.

Ürünün yağ içeriği soyanın yaklaşık iki katına ulaşırken, birim alandaki verimi soyanın yaklaşık yarısı seviyesinde kalıyor.

Camelina aynı zamanda erozyonun azaltılmasına katkı sağlayan bir örtü bitkisi olarak kullanılabiliyor. Bu özelliği, diğer tarım ürünlerinin karbon yoğunluğu hesaplamalarına da olumlu katkı sağlayabilir.

Ürünün büyük ölçüde kendine döllenmesi nedeniyle tohumların yeniden ekilmesi verim gücünü hibrit mısır kadar hızlı düşürmüyor. Bu nedenle yeni çeşitlerin geliştirilmesinde fikri mülkiyet haklarının korunması önem taşıyor.

CoverCress çiftçiye kış geliri hedefliyor

2013 yılında kurulan CoverCress girişiminin yüzde 65’i Bayer’e, kalan yüzde 35’i ise Bunge ve Chevron’a ait.

Ortaklık, pennycress bitkisinin geliştirilmiş bir çeşidini yenilenebilir dizel üretiminde hammadde olarak kullanmayı planlıyor.

Ürünün mısır veya soya üretimi arasındaki kış döneminde yetiştirilmesi hedefleniyor. CoverCress, standart mısır ve soya biçerdöverleriyle hasat edilebilse de ekim aşamasında bazı özel ekipmanlara ihtiyaç duyuyor.

Bayer tohum ve genetik geliştirmeden, Bunge kırma ve lojistikten, Chevron ise yenilenebilir dizel üretim süreçlerinden sorumlu bulunuyor.

Ürünün temel avantajı, çiftçilere kış döneminde ek gelir sağlarken toprağı erozyona karşı koruyan bir örtü bitkisi görevi görmesi.

Havayolu şirketi de ortaklığa girdi

Blue Blade ortaklığı, tarımdan yakıta uzanan girişimler arasında nihai tüketiciye en yakın modellerden biri olarak öne çıkıyor.

Ortaklıkta United Airlines’ın da yer alması, üretilecek sürdürülebilir havacılık yakıtı için doğrudan talep oluşturma ihtimalini artırıyor.

Ancak modelin teknoloji riski diğer girişimlere göre daha yüksek. Projenin başarılı olabilmesi için öncelikle etanolün karbon yoğunluğunun düşürülmesi, ardından etanolün jet yakıtı niteliğindeki hidrokarbonlara güvenilir ve ekonomik şekilde dönüştürülmesi gerekiyor.

Blue Blade girişimine ilişkin bilinen son açıklama Green Plains’in 2024 yılı faaliyet raporunda yer alırken, sektör temsilcileri projenin ekonomik uygulanabilirliğine temkinli yaklaşıyor.