"Ukrayna-Rusya savaşının Türkiye'ye üç aylık faturası 20 milyar doları bulabilir"
-
Transbosphor Deniz Taşımacılığı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, Karadeniz'de gemi ticaretinin Rusya ve Ukrayna'nın saldırıları nedeniyle durma noktasına geldiğini belirtti.
-
Çatışmaların Karadeniz-Mısır hattında üç ay daha devam etmesi halinde Türkiye'nin ekonomik kaybının 20 milyar dolara ulaşabileceğini söyleyerek ham madde, buğday ve petrol fiyatlarındaki artışın faturayı daha da büyütebileceği uyarısında bulundu.
Karadeniz’de artan güvenlik riskleri, Türk denizcilik sektörünün yanı sıra Türkiye’nin dış ticaretini ve gıda arzını da tehdit ediyor.
Bloomberg HT yayınına katılan Transbosphor Deniz Taşımacılığı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, Türkiye bandıralı gemilerin büyük bölümünün faaliyetlerini durdurduğunu belirterek hükümete Rusya ve Ukrayna nezdinde daha güçlü diplomatik girişimlerde bulunma çağrısı yaptı.
Can, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Karadeniz-Mısır hattındaki deniz taşımacılığını sekteye uğratmaya devam etmesi durumunda Türkiye’nin üç aylık kaybının 20 milyar doları bulabileceğini söyledi. Bu hesaplamanın yalnızca mevcut koşulları yansıttığını vurgulayan Can, ham madde ve buğday fiyatlarında yaşanabilecek ilave artışların ekonomik faturayı daha da yukarı taşıyabileceğini kaydetti.
“Türk Boğazları’ndan geçen gemi sayısı 200’den 25-30’a düştü”
Karadeniz’deki ticari gemi trafiğinde çok sert bir daralma yaşandığını aktaran Can, “Türk Boğazları’ndan beş ay öncesine kadar günde yaklaşık 200 gemi geçerken bugün bu sayı 25-30 gemiye kadar düştü” dedi. Boğaz geçişlerinden yaklaşık 700-800 milyon dolarlık gelir elde edildiğini belirterek 2022’den sonra geçiş ücretlerinin düzenli olarak artırıldığını ve altın frank üzerinden hesaplanan tutarın güncel değerine yaklaştırıldığını söyledi. Gemi geçişleri ve bölgesel ihracattaki gerilemenin Türkiye ekonomisine etkisine ilişkin, “İhracatın beşte bire düşmesi halinde bu faaliyetin ekonomiye sağladığı katkı da benzer ölçüde azalacak” değerlendirmesinde bulundu.
REKLAM
REKLAM
NATO Zirvesi sonrasında Ukrayna’nın bir konvoya yönelik saldırısında 35 geminin vurulduğunu hatırlatan Can, gemiler batmasa bile aldıkları hasar nedeniyle sefer dışı kaldıklarını söyledi. Saldırıların mürettebat üzerindeki etkisine dikkat çekerek “Gemiyi batırmasanız bile sefer dışı bırakıyor, personeli korkutuyorsunuz. Ben bunu korsan saldırı olarak görüyorum. Türk gemileri vuruluyor; Türkiye’nin daha sert bir söylemle hareket etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Yeni bir tahıl koridoru kurulmak zorunda”
Karadeniz’deki güvenlik sorununun küresel gıda arzı açısından da önemli bir risk oluşturduğunu belirten Can, yeni bir tahıl koridorunun kurulmasının zorunlu hale geldiğini söyledi. Rusya’nın tahıl ihracatının 26,5 milyon ton düzeyinde olduğunu, Ukrayna’nın ise bunun yaklaşık yarısı kadar ihracat gerçekleştirdiğini ifade eden Can, “Sadece Türkiye’nin değil dünyanın bu koridora ihtiyacı var. Tahılın limanlardan çıkarılamaması yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel gıda fiyatlarını da etkileyecek” dedi. Buğday fiyatlarında vadeli piyasalarda şimdiden yüzde 17’ye ulaşan bir yükseliş görüldüğünü belirterek, ürünlerin Karadeniz limanlarından çıkarılamaması halinde artışın bu seviyenin üzerine çıkabileceği uyarısında bulundu.
Karadeniz’deki saldırılar nedeniyle denizcilik şirketlerinin alternatif güzergahlara yöneldiğini söyleyen Can, yeni rotaların seyahat sürelerini 10 ila 15 gün uzattığını aktardı. Baltık Kuru Yük Endeksi’nin yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 50 arttığını belirterek, yükselen navlun fiyatlarının armatörler açısından doğrudan kazanç anlamına gelmediğini söyledi. “Gemiler daha uzun rota izliyor. Yakıt, personel ve sigorta giderleri artıyor. Bu nedenle navlun artışlarına bakarak armatörlerin kazandığını söyleyemeyiz” diye konuştu. Ham petrol fiyatlarındaki yükselişin yalnızca gemilerin yakıt maliyetini değil, Türkiye’nin dış ticaret faturasını da artırdığını ifade ederek, enerji maliyetlerindeki artışın ithalat kalemleri üzerinden ekonomiye ilave yük getirdiğini ifade etti.
“Bu ortamda gemi yatırımı yapmayı unutun”
Türk denizcilik filosunun yenilenmesi gerektiğini ancak mevcut koşulların yeni yatırımları olanaksız hale getirdiğini belirten Can, yüksek faizler ve jeopolitik belirsizliğin yatırım iştahını ortadan kaldırdığını söyledi. “Armatörlerin gemilerini yenilemesi gerekiyor ancak bu kör dövüşü ve yüksek faiz ortamında yatırım yapmayı unutun. Gemi yatırımı yapılabilmesi için piyasanın ve bölgesel koşulların istikrarlı olması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Navlun fiyatlarındaki artışın bazı ihracatçı şirketleri doğrudan gemi satın almaya yönelttiğini belirten Can, bu şirketleri söz konusu yatırımdan kaçınmaları konusunda uyardıklarını aktardı. “Navlun artışlarından dolayı ihracatçı firmalara ‘gemi almayın’ diyoruz. Deniz taşımacılığı uzun vadeli, yüksek maliyetli ve uzmanlık gerektiren bir yatırım. Mevcut belirsizlik ortamında yalnızca bugünkü navlun fiyatlarına bakılarak gemi yatırımı yapılmamalı” ifadelerini kullandı.