Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Dr. Ali Çınar Türkiye yapay zekâ yarışında yeni bir sayfa açıyor

Türkiye yapay zekâ yarışında yeni bir sayfa açıyor

19 Ağustos 2026, 09:58 Güncelleme :

Yapay zekâ yarışının yeni para birimi artık sadece veri değil. Elektrik, çip, GPU, veri merkezi, yetenek ve sermaye aynı denklemin parçaları. ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetine baktığımızda da aslında mücadele giderek “kim daha iyi algoritma yazıyor?” sorusundan çıkıp “kim yapay zekâyı çalıştıracak altyapıya sahip?” sorusuna dönüşüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17 Ağustos’ta imzaladığı 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak planı resmen yürürlüğe koydu. Türkiye’nin 2026–2030 Yapay Zekâ Eylem Planı’nı bu nedenle yalnızca bir teknoloji belgesi olarak okumamak gerekiyor. Plan; “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” başlıkları altında 16 somut eylemi bir araya getirirken, enerjiden veri merkezlerine, insan kaynağından finansmana, yerli modellere ve robotik teknolojilerine kadar oldukça geniş bir dönüşüm alanı tanımlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın internet sitesinde planın hedefleri ve uygulama alanları ayrıntılı biçimde kamuoyuyla paylaşılmış durumda.

Bence belgenin asıl önemli tarafı, yapay zekâyı ilk kez enerji altyapısından insan kaynağına, finansmandan kamu alımlarına kadar uzanan bir ekonomik ekosistem olarak ele alması. Rakamlar oldukça iddialı.

Türkiye 1 GW veri merkezi kurulu gücüne ulaşmayı, 10 milyar dolarlık özel sektör yatırımını harekete geçirmeyi, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirmeyi hedefliyor. Araştırmacılar, girişimler ve KOBİ’ler için dünya standartlarında hesaplama kapasitesinin erişime açılması da planın temel hedefleri arasında.

Belki de belgenin en çarpıcı tarafı burada başlıyor: Enerji, yapay zekâ mimarisinin birinci katmanı olarak tanımlanıyor.

Bu küçük gibi görünen detay aslında büyük bir zihniyet değişikliğini gösteriyor. Çünkü ChatGPT'nin arkasındaki dünyayı düşündüğümüzde yapay zekâ sanal görünse de son derece fiziksel bir sektör. Veri merkezleri arazi istiyor, şebeke bağlantısı istiyor, soğutma istiyor ve her şeyden önemlisi kesintisiz elektrik istiyor. Türkiye'nin planı da düşük karbonlu ve ölçeklenebilir güç kaynağını yapay zekâ altyapısının temeline yerleştiriyor.

İkinci dikkat çekici başlık ise işlem gücünün demokratikleşmesi.

“Herkes için GPU” programıyla girişimlerin, KOBİ'lerin, araştırmacıların ve kamu kurumlarının gelişmiş hesaplama altyapısına erişmesi hedefleniyor. Yıllık hedef 10 milyon GPU-saat. Çünkü gelecekte iyi bir fikre sahip olmak yeterli olmayacak; o fikri eğitecek ve çalıştıracak işlem gücüne ulaşabilmek de rekabet avantajı olacak.

Üçüncü önemli alan finansman. Türkiye, yapay zekâ girişimlerini sadece erken aşamada desteklemek yerine araştırmadan büyümeye uzanan bir “finansman merdiveni” kurmayı planlıyor. Ulusal Yapay Zekâ Araştırma Fonu için en az 10 milyar TL, Yapay Zekâ Büyüme Fonu için ise 15 milyar TL öngörülüyor. Hedef, en az 20 yapay zekâ girişiminin Series A/B veya ölçeklenme yatırımlarına katkı sağlamak ve her bir birim kamu kaynağı karşılığında en az iki birim özel sermayeyi harekete geçirmek.

Bence planın en stratejik bölümlerinden biri ise Physical AI, yani fiziksel yapay zekâ.

Türkiye burada savunma sanayii, otomotiv ve makine üretimindeki mevcut kapasitesini robotik, otonom sistemler, akıllı üretim, edge computing ve endüstriyel otomasyona taşımayı hedefliyor. Bu önemli; çünkü önümüzdeki büyük rekabet yalnızca ekrandaki chatbotlar arasında yaşanmayacak. Yapay zekânın fabrikaya, otomobile, robota ve makineye girdiği dönem yeni başlıyor.

Kamunun rolü de değişiyor. Plan, e-Devlet'in yapay zekâ destekli bir platforma dönüşmesini ve kamunun yerli yapay zekâ çözümlerinin ilk müşterilerinden biri olmasını öngörüyor. Böylece devlet yalnızca düzenleyen değil, pazar oluşturan bir aktöre dönüşebilir.

Bütün bunların üzerinde ise büyük bir ekonomik hedef bulunuyor: 1 trilyon TL'yi aşan ekonomik değer. Planın hazırlanmasında yaklaşık 500 sektör profesyonelinin yer alması ve vatandaşlardan 2 bin 200'ü aşkın öneri toplanması da dikkat çekici.

Elbette hedef koymakla hedefe ulaşmak arasında büyük bir mesafe var. Özellikle 1 GW kapasite için enerji ve şebeke altyapısı, GPU erişimi, nitelikli insan kaynağının ülkede tutulması ve 10 milyar dolarlık özel yatırımın gerçekten mobilize edilmesi kritik olacak.

Ancak yeni planın verdiği en önemli mesaj bence net:

Türkiye yapay zekâ yarışında yalnızca teknolojiyi kullanan ülkelerden biri olmak istemiyor. Elektriğinden veri merkezine, GPU'sundan modeline, robotundan sermayesine kadar yapay zekânın üretim zincirinde yer almak istiyor.

Önümüzdeki dört yıl, Türkiye’nin yapay zekâ çağında daha güçlü, daha üretken ve daha rekabetçi bir konuma ilerlediği yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Ortaya konan vizyon ve bugünden atılan somut, ileriye dönük adımlar, Türkiye’nin bu büyük dönüşümde iddiasını ve geleceğe olan güvenini açıkça ortaya koyuyor.