Bakan Uraloğlu: 5G abone sayısı 34 milyona yaklaştı
-
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 81 ilde kademeli olarak devreye alınan 5G teknolojisinde abone sayısının yaklaşık 40 günde 34 milyona yaklaştığını açıkladı. Uraloğlu, Türkiye'nin iki yıl içinde 5G hizmetini ülke geneline yaymayı hedeflediğini söyledi.
-
Uraloğlu, Türkiye'nin fiber altyapı uzunluğunun 680 bin kilometreye ulaştığını ve ülkenin Avrupa'da en çok haneye fiber altyapı ulaştıran ilk üç ülke arasında yer aldığını belirtti. Uraloğlu ayrıca TÜRKSAT 7A için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 81 ilde kademeli olarak hizmete alınan 5G teknolojisinin kısa sürede geniş kullanıcı kitlesine ulaştığını belirterek, "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4'te biri bu teknolojiyle buluştu. Aradan geçen yaklaşık 40 günlük sürede de yaklaşık 12,5 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknoloji ile tanışarak 34 milyona yaklaştı" dedi.
Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ev sahipliğinde, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından düzenlenen Küresel Düzenleyiciler Sempozyumu 2026’nın açılış töreninde konuştu.
Söz konusu platformun uluslararası işbirliğini güçlendirecek ve ortak küresel perspektif oluşturacak önemli sonuçlar doğuracağına inandığını belirten Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Küresel düzenin yeniden şekillendiği bir dönemde, ülkelerin gücü artık yalnızca doğal kaynaklar, coğrafi konum veya ekonomik kapasiteyle ölçülmüyor. Veri üretme kapasitesi, dijital altyapı yetkinliği, teknolojik bağımsızlık ve siber dayanıklılık, devletlerin stratejik gücünün temel unsurları haline geldi. Bu nedenle GSR-26'yı, yalnızca bir sektör buluşması değil, dijital geleceğin yönetimine ilişkin küresel bir istişare platformu olarak görüyoruz."
"Güçlü bir dijital ekosistemi hedefi doğrultusunda ilerliyoruz"
Dijital dönüşüm çağında nasıl bir gelecek inşa edilmek istendiği sorusuna birlikte yanıt aradıklarını ifade eden Uraloğlu, teknolojinin artık yalnızca iletişimi kolaylaştıran bir araç olmadığını söyledi. Uraloğlu, teknolojinin ekonomiyi yönlendiren, toplumu dönüştüren, güvenlik anlayışını değiştiren ve küresel rekabeti yeniden tanımlayan stratejik bir güç haline geldiğini belirterek, Türkiye'nin dijitalleşmeyi teknolojik dönüşümün yanı sıra kalkınma, egemenlik ve küresel rekabet meselesi olarak değerlendirdiğini ifade etti.
Güçlü bir dijital ekosistem oluşturma hedefi doğrultusunda kararlı şekilde ilerlediklerini kaydeden Uraloğlu, "İnanıyoruz ki dijital çağın en güçlü ülkeleri, teknolojiyi sadece tüketenler değil, geliştirenler, yön verenler ve kuralların oluşumuna katkı sağlayanlar olacaktır. Türkiye'nin hedefi de bu sürecin aktif ve güçlü aktörlerinden biri olmaktır" açıklamasında bulundu.
Uraloğlu, haberleşme ve bilişim sektörünün günümüzün en stratejik alanlarından biri olduğunu belirterek, bilgi teknolojileri, yapay zeka, siber güvenlik ve yüksek hızlı bağlantının ülkelerin ekonomik kalkınması, rekabet gücü ve milli güvenliği açısından hayati önem taşıdığını söyledi.
"39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasındayız"
Türkiye'nin son 25 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde önemli altyapı yatırımları gerçekleştirdiğini belirten Uraloğlu, dijital dönüşümde küresel öncü olma hedefi doğrultusunda kararlı adımlar attıklarını ifade etti.
Uraloğlu, "2002 yılında genişbant internet abonemiz yoktu ve fiber optik kablo uzunluğumuz 81 bin kilometreydi. Bugün fiber optik ağ altyapımız 680 bin kilometreye, yani dünyanın çevresini 17 kez dolaşacak uzunluğa ulaştı. Genişbant internet abone sayımız 98 milyona, mobil abone sayımız ise 100 milyona yaklaştı. Ayrıca, 39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer almaktayız. Bu yıl sonuna kadar fiber uzunluğumuzu 750 bin kilometreye, mobil abone sayımızı ise 102 milyona çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.
Uydu teknolojilerini bağımsızlık ve sürdürülebilirlik meselesi olarak değerlendirdiklerini belirten Uraloğlu, "Yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla ürettiğimiz ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A'yı geçtiğimiz yıl hizmete aldık. Şimdi de TÜRKSAT 7A için kolları sıvadık; ihtiyaç analizleri ve fizibilite süreçlerini tamamladık, teknik şartname hazırlığı devam ediyor" ifadelerini kullandı.
"5G abone sayısı 34 milyona yaklaştı"
Türkiye'nin dijital dönüşüm yolculuğunda önemli eşikleri geride bıraktığını söyleyen Uraloğlu, 31 Mart 2026'da düzenlenen "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni" ile 5G'ye geçildiğini hatırlattı.
Uraloğlu, "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4'te biri bu teknolojiyle buluştu. Aradan geçen yaklaşık 40 günlük sürede de yaklaşık 12,5 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknoloji ile tanışarak 34 milyona yaklaştı. Bu rakam, gerçekten dikkat çekici ve gurur vericidir. Çünkü bu durum, vatandaşlarımızın 5G teknolojisini olağanüstü hızlı ve yüksek bir oranda benimsediğini açıkça göstermektedir. İki yıl içerisinde de 5G hizmetlerini kademeli olarak ülkemizin her noktasına eriştirmeyi hedefliyoruz" dedi.
"Tarife Karşılaştırma projemiz şampiyon oldu"
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne katkı sağlamak amacıyla ITU koordinasyonundaki çalışmalara etkin katılım sağladığını belirten Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:
"Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi (WSIS) sürecinin önemli bir paydaşı olan Türkiye, yürüttüğü projelerle de sürece katkı sağlamaktadır. Vatandaş odaklı dijital hizmetler geliştiren ve bu başarıları uluslararası ölçekte tescillenen bir ülke olarak 2025 yılında elektronik haberleşme sektöründeki tarifelerin e-Devlet üzerinden karşılaştırılmasını sağlayan 'Tarife Karşılaştırma' projemiz, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi ödülleri kapsamında 'Bilgiye Erişim' kategorisinde şampiyon seçilmiştir. Benzer şekilde, abonelik fesih süreçlerinin tamamen elektronik ortamda yürütülmesini sağlayan projemiz de 2022 yılında WSIS ödülüne layık görülmüştür."
Siber güvenlik alanında oluşturulan strateji ve teknik altyapıyla önemli bir seviyeye ulaşıldığını kaydeden Uraloğlu, ITU'nun Küresel Siber Güvenlik Endeksi'nde Türkiye'nin tüm başlıklarda tam puan alarak Seviye 1 rol model ülkeler arasında yer aldığını söyledi.
ITU Bilişim Teknolojileri Düzenleme Takip Sistemi değerlendirmesinde de Türkiye'nin en üst seviye olan Seviye 5 ülkeler arasında bulunduğunu ifade eden Uraloğlu, bunun düzenleyici kapasite ve dijital yönetişim alanındaki güçlü konumu ortaya koyduğunu belirtti. Türkiye, ITU Konseyi üyeliğine yeniden aday Türkiye'nin dijital dönüşüme kapsayıcılık, dayanıklılık ve insan odaklı kalkınma anlayışıyla yaklaştığını ifade eden Uraloğlu, ITU'nun öncelikleri ile Türkiye'nin dijitalleşme vizyonu arasında güçlü uyum bulunduğunu söyledi. Uraloğlu, Türkiye'nin 2027-2030 dönemi için yapılacak PP-26 seçimlerinde ITU Konseyi üyeliğine yeniden aday olduğunu belirterek, konsey bünyesinde aktif ve yapıcı katkı sunmayı sürdüreceklerini ifade etti.
"Dijital çağda en değerli hazine çocuklar"
Dijital dönüşüm sürecinde yalnızca altyapıyı geliştirmediklerini, aynı zamanda dijital ekosistemi daha güvenli ve insan odaklı hale getirmek için de çalıştıklarını belirten Uraloğlu, 1 Mayıs 2026'da yürürlüğe giren Yeni Sosyal Medya ve Oyun Platformları Düzenlemesi'nin önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Uraloğlu, "Bu anlayışla, 1 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Sosyal Medya ve Oyun Platformları Düzenlemesi ile önemli bir milat daha gerçekleştirdik. Bu yasa, dijital dünyada özellikle çocuklarımızı korumayı merkeze alan, koruyucu ve düzenleyici bir vizyonun ürünüdür" dedi.
Çocukların dijital çağın en değerli hazinesi olduğunu ifade eden Uraloğlu, çocukları şiddet, istismar, akran zorbalığı, manipülatif içerikler ve kontrolsüz ekran bağımlılığından korumanın yalnızca ulusal değil, küresel bir sorumluluk olduğunu söyledi.
Türkiye'nin söz konusu düzenlemeyle ITU'nun "güvenli ve kapsayıcı dijital gelecek" vizyonuna somut katkı sunduğunu belirten Uraloğlu, "Teknolojik ilerlemeyi etik ve insani değerlerle dengelemenin mümkün olduğunu tüm dünyaya göstermektedir. Bu düzenleme, sosyal medyayı yasaklayan değil, onu daha güvenli ve sorumlu bir mecraya dönüştüren, çocuklarımızı risklerden korurken aileleri de güçlendiren insani bir yaklaşımdır. Bu düzenlemelerle birlikte, Türkiye dijital alanda hem öncü hem de koruyucu bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.