Advertisement

Habertürk Manşet programında Mehmet Akif Ersoy'un sorularını yanıtlayan Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Bu yıl 84. yaşımızı kutluyoruz. Halkbank 1933 yılında özel kanunla kurulan bir banka. Faaliyetlerine 1938 yılında başladı. Halkbank 84 yıldır küçük esnaf ve küçük işletmeler olmak üzere KOBİ'lerin finansmanı amacıyla kurulmuş ve faaliyetlerine sıkı sıkıya bağlılık gösteren bir bankadır.

- Türkiye genelinde 1029 adet şube, 86 tane yurt dışında şube var. 25 bin çalışan var. Faaliyetlerimize entegre bir şekilde devam ediyoruz.

- Halkbank bilanço olarak 4. büyük banka. Toplam krediler açısından en büyük 3 bankadan bir tanesiyiz. 1 çeyrek itibariyle 965 milyar liralık bir bilanço büyüklüğü söz konusu. Toplam krediler açısından 880 milyar TL'ye ulaşmış bulunuyoruz

- Asıl misyonu hedefimiz kaynak toplayıp Türkiye ekonomisine aktarmak. Toplam kredilerimizin yüzde 54'ünü KOBİ'lere tahsis etmiş durumdayız. Amacımız esnafı KOBİ, KOBİ'yi de sanayici ve ihracatçı haline getirmektir. Firmalarımız büyüdükçe olanlarla olan yolculuğumuza devam etmek istiyoruz.

- Türkiye'nin ilk 500 sanayi kuruluşunda hemen hemen hepsiyle çalışmaktayız. KOBİ'leri desteklemek birinci önceliğimiz ama KOBİ'lerin büyük firmalara olan tedarikçi ilişkilerinde de ara mekanizmada bir finansman modeli oluşturmak önemli hedeflerimizden bir tanesi.

- Özellikle firmaların kredi geri ödeme performanslarında son derece makul oranlar var. Bankacılık sektöründe güncel rakamlar kredilerin geri dönmeme oranı yüzde 2.85 civarında, Halkbank'ta 2.60'lar civarında

- Türkiye ekonomisine baktığımız zaman ekonomik dalgalanmaların krizlerin olduğu dönemlerde bile ödenmeyen krediler yüzde 6'ları 6.5'ları geçmemiştir. Türkiye kredi geri ödeme performansı açısından dünyanın en önde gelen ülkelerinden bir tanesi.

- Sektörün kredileri yapılandırma imkanlarının oldukça geniş olması, yapılandırma kanunu olmak üzere bir takım çerçeve anlaşmalarıyla birlikte kredilerin de geri ödenebilir hale gelmesinde Türk bankacılık sektörü oldukça etkin durumda. Sektörümüz reel sektörlerdeki firmaların ayakta kalması için her türlü imkanı sağlıyor. Firmalarımızın geri ödeme performansları son derece olumlu.

- Türkiye'de bir çok sektör kredi kullanıyor. Kredi kullanımında en büyük sektör imalat üretim sektörü alıyor. Yüzde 30'lara yakın. Perakende ve toptan ticarette yüzde 25'lik bir pay var, yüzde 8-10 turizm, yüzde 5-6'larda inşaat sektörü. Pandemi döneminde Türkiye'nin bu süreci çok iyi yönetmesi enflasyon ortamında bile firmaların iyi performans gösterdiğine işaret. Bu önlemleri çok önceden almaya başladık.

"Esnafa 50 milyar TL kredi kullandırıldı"

- Yüksek enflasyon dönemine Türkiye'nin hazırlıklı girmesi sağlandı. Bankacılık sektörü her zaman reel sektörün yanında olmuştur. Geri ödeme vadelerinde bir sorun olduğunda yasal altyapı ve Türk bankacılık sektörünün geleneksel yaklaşımı kredileri daha rahat ödenebilir bir vadeye getirmek söz konusu olduğu için firmalara rahatlık sağlıyoruz.

- Kamu bankaları olarak özellikle hükûmetin açıkladığı ekonomik istikrar paketlerinde her zaman öncü olduk. Reel sektöre başta kobil'ler olmak üzere destek olduk. Halkbank Türkiye'de esnafa düşük maliyetli kredi kullandıran tek finans kuruluşu. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın faiz destekli programı kapsamında yapmaktayız.

- Halkbank 2020-2021 yılında esnafımıza 50 milyar TL yakın bu dönem düşük faizli kredi kullandırmış durumunda. Halkbank pandemiyle gelen süreçte en fazla kredi kullandıran bankaların başında gelmekte

- Hazine ve Maliye Bakanlığı 60 milyarlık bir KGF paketi açıkladı. Bu paketin 25 milyarı imalata, 25 milyarı ihracata, 10 milyar TL'si ise işletmeye sermayesine dönük olarak açıklanmıştı. Bu 60 milyarın tamamı tahsis edilmiş durumda.

"Küresel büyümede yavaşlama olabilir"

- İhtiyacı olması halinde ekonomi yönetimi Hazine ve Maliye Bankalığı yeniden kefalet limitleri kredi garanti fonu kefalet limitleri tesis etmek suretiyle ihtiyacı olan kaynakları bankalar üzerinden vermeye hazır durumdadır. Cazip bir kredi türü. Tüm kredilerde kredilerin nereye kullanıldığını çok yakından takip ediyoruz. Yatırım, istihdam ve üretime, ihracata dönmesi önemli. Ya da mevcut işletmelerinin ihtiyaç duydukları cari işletme giderleri için kullanılmasına dikkat ediyoruz. Gerektiğinde fatura istiyoruz, gerektiğinde tedarikçilerine doğrudan ödeme yapıyoruz ama hiçbir zaman müşterinin eline verip istediği yere kullanma serbestisi getirmiyoruz.

- Özellikle ekonomide pandemi gibi olağanüstü dönemlerin yaşadığı koşullarda parasal genişleme oluyor. Bu genişlemeyi Döviz gibi altın gibi ya da ekonomik normal şartlarının dönmesine hizmet eden mekanizmaların dışına çıkmasını önlemek adına bu tür kontrol mekanizmaları daha çok çalıştırılır

- Dünya özellikle pandeminin başladığı günden itibaren zor günler geçirdi ve hala etkileri devam ediyor. Rusya-Ukrayna çatışmasının getirdiği problemler pandeminin getirdiği yükler üzerine ilave yükler meydana getirdi. Türkiye'de olduğu gibi dünyanın gelişmiş gelişmekte olan ülkelerinde de ekonomileri ayakta tutmak için merkez bankaları bankalar üzerinden kredi mekanizmasını çalıştırmak suretiyle parasal genişleme sağladı.

- Pandeminin etkilerinin azalmasıyla reel sektörün ya da ekonomide ihtiyaç olduğu para dengesiyle ekonomik büyüklük arasındaki dengeyi kurma adına bu paranın yönelmesi önemlidir. Bir çok ülke parasal sıkılaştırma adımları attılar. Yükselen enflasyonları da yönetmek adına parasal sıkılaştırmaların getirmiş olduğu ekonomik büyümede bir miktar yavaşlama olabilir.

- Türkiye bölgesindeki tüm olumsuz şartlara rağmen ekonomisin güçlü altyapısı ekonomi yönetimindeki koordinasyon bankacılık sisteminin gücü yine TL'deki liralaşma adımlarının desteğiyle biz ekonominin büyümesi için gerekli destekleri her zaman sağladık. Dünyadaki gelişmelerden bölgemizde pozitif ayrışan bir ülkeyiz. İlk 3 aylık sanayi üretimdeki yüzde 10'luk bir artışla ilk çeyrekte ekonominin yüzde 7'lere hatta üzerinde bir büyüme geleceğini işaret etmekte."