ILO: Psikososyal riskler her yıl 840 binden fazla can alıyor
-
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayımlanan küresel rapor, iş yerlerinde artan psikososyal risklerin her yıl 840 binden fazla ölüme yol açtığını ortaya koydu.
-
Rapora göre söz konusu risklerin küresel gayrisafi yurt içi hasılada yarattığı kayıp yıllık yüzde 1,37 oranına denk geliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kapsamında yayımladığı “Psikososyal Çalışma Ortamı: Küresel Gelişmeler ve Eylem Yolları” başlıklı raporda, çalışma hayatındaki psikososyal risklerin boyutunu verilerle ortaya koydu.
Rapora göre, uzun çalışma saatleri, iş stresi ve iş yerinde maruz kalınan şiddet gibi psikososyal risk faktörleri; kardiyovasküler hastalıklar ve zihinsel bozukluklar nedeniyle her yıl 840 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Bu risklerin ayrıca yıllık yaklaşık 45 milyon engelliliğe uyarlanmış yaşam yılı (DALY) kaybına yol açtığı hesaplandı. Ekonomik etkiler açısından ise söz konusu risklerin küresel gayrisafi yurt içi hasılada yıllık yüzde 1,37 oranında kayıp yarattığı belirlendi.
Raporda, uzun çalışma saatlerinin temel risk unsurlarından biri olmaya devam ettiği vurgulandı. Küresel ölçekte çalışanların yüzde 35’inin haftada 48 saatten fazla çalıştığına dikkat çekilirken, çalışanların yüzde 23’ünün iş yaşamları boyunca en az bir kez şiddet veya tacize maruz kaldığı ifade edildi. Psikolojik şiddetin yüzde 18 ile en yaygın tür olduğu kaydedildi.
"Dijitalleşme riskleri derinleştirme ihtimalini de beraberinde getiriyor"
Dijitalleşme ve yapay zeka kullanımının çalışma biçimlerini dönüştürdüğüne işaret edilen raporda, platform çalışması, uzaktan ve hibrit modellerin iş yapış süreçlerini yeniden şekillendirdiği belirtildi. Bu dönüşümün, psikososyal riskleri azaltma potansiyeli taşıdığı ancak mevcut riskleri derinleştirme ihtimalini de beraberinde getirdiği vurgulandı.
Öte yandan, politika ve uygulama alanında önemli boşluklar bulunduğuna dikkat çekildi. Uluslararası Çalışma Örgütü’nun 2025 yılında gerçekleştirdiği araştırmaya göre, kurumların yalnızca yüzde 37’sinin önümüzdeki beş yıl içinde bu alandaki istatistikleri geliştirmeyi planladığı belirlendi. 2000-2025 dönemindeki sınır ötesi sosyal diyalog anlaşmalarının ise sadece yüzde 18’inin ruh sağlığı ve psikososyal faktörleri kapsadığı tespit edildi.
Raporda ayrıca, ilerleme sağlanabilmesi için üç temel eylem alanı öne çıkarıldı: daha güçlü veri üretimi, politika ve düzenlemelerde tutarlılık ile iş yeri düzeyinde iyileştirici müdahaleler. Özellikle iş yükü yönetimi, rol netliği ve liderlik uygulamalarına odaklanan önlemlerin kritik önem taşıdığı vurgulandı.