"İstanbul'da 250-300 bin konut belirlenecek rezerv alana taşınmalı"
-
İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu Genel Başkanı Tahir Tellioğlu, İstanbul'da risk altında bulunan yaklaşık 1,2 milyon konutun tamamının mevcut yerinde dönüştürülmesinin mümkün olmadığını belirterek, "Geriye kalan konutların 250-300 bininin İstanbul'da belirlenecek rezerv alanlara taşınması gerekiyor" dedi.
-
Tellioğlu, "Yarısı Bizden" kampanyasının İstanbul çevresindeki illeri de kapsaması gerektiğini söylerken, sektörün en fazla zorlandığı alanın yüksek finansman maliyetleri olduğuna dikkat çekti.
-
Son üç yıllık döneme bakıldığında maliyetlerde yüzde 150'yi aşan, bazı kalemlerde ise yüzde 300'e ulaşan artışların görüldüğünü belirten Tellioğlu, maliyetlerdeki yükseliş hızının enflasyonun altında kalmasının sektör üzerindeki baskının ortadan kalktığı anlamına gelmediğine dikkat çekti.
ALARA AKGÜN
İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu Genel Başkanı Tahir Tellioğlu, İstanbul’daki kentsel dönüşüm sürecinin yalnızca mevcut yapıların yerinde yenilenmesiyle tamamlanamayacağını, rezerv alanların da dönüşüm politikasının önemli bir parçası haline gelmesi gerektiğini söyledi.
Bloomberg HT’ye değerlendirmelerde bulunan Tellioğlu, İstanbul’da risk altında bulunan yaklaşık 1,2 milyon konuta işaret ederek, bu büyüklükteki bir yapı stokunun yalnızca merkezi yönetimin sosyal politikalarıyla dönüştürülmesinin zor olduğunu ifade etti. Tellioğlu, “1 milyon 200 bin konutun yıkıldığı yere aynı oranda konut yapılamaz. Yaklaşık 800 bin konut yapılabilir. Geriye kalan konutların 250-300 bininin İstanbul’da belirlenecek rezerv alanlara taşınması gerekiyor” dedi.
REKLAM
REKLAM
Kentsel dönüşümde “Yarısı Bizden” kampanyasının 31 Aralık 2027’ye kadar uzatılmasını değerlendiren Tellioğlu, programın dönüşüm sürecine önemli katkı sağlayacağını ancak kapsamının genişletilmesi gerektiğini söyledi. “Yarısı Bizden kampanyası İstanbul çevresindeki illeri de kapsamalı. Bunun kentsel dönüşüme ciddi faydası olacak” ifadelerini kullandı.
İstanbul’daki dönüşüm ihtiyacının büyüklüğüne dikkat çeken Tellioğlu, yaklaşık 1,2 milyon riskli konutun dönüşümünün yalnızca kamu kaynakları ve merkezi yönetimin destekleri üzerinden yürütülmesinin gerçekçi olmayacağını belirtti. Özel sektörün sürece daha güçlü şekilde dahil edilmesi ve rezerv alanlarla desteklenen kapsamlı bir dönüşüm modeli oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.
REKLAM
REKLAM
“Son üç yıldaki maliyet artışı yüzde 150’yi aştı”
İnşaat sektöründeki maliyet görünümünü de değerlendiren Tellioğlu, arsa ve işçilik maliyetlerinde dönem dönem agresif artışlar görüldüğünü, bu artışların ardından fiyatların durağanlaşsa bile geçmiş dönemde oluşan yüksek maliyet seviyelerinin sonraki yılları baskılamaya devam ettiğini söyledi. “Bazen arsa fiyatları, bazen işçilik tarafı agresif oranlarda artabiliyor. Bu artıştan sonra durağan bir seyir görülebiliyor. Ancak bir önceki yılda oluşan maliyet gelecek yılları da baskılıyor” dedi.
REKLAM
REKLAM
Son üç yıllık döneme bakıldığında maliyetlerde yüzde 150’yi aşan, bazı kalemlerde ise yüzde 300’e ulaşan artışların görüldüğünü belirten Tellioğlu, maliyetlerdeki yükseliş hızının enflasyonun altında kalmasının sektör üzerindeki baskının ortadan kalktığı anlamına gelmediğine dikkat çekti.
“İş insanlarının en fazla bunaldığı nokta faiz oranları”
Tellioğlu, inşaat sektöründe maliyetlerin yanı sıra en önemli sorunlardan birinin finansmana erişim ve yüksek faiz oranları olduğunu belirtti. Temmuz ayında inşaat maliyet endeksindeki aylık artışın yüzde 1,15 seviyesinde gerçekleşmesine işaret ederek, maliyet artış hızındaki yavaşlamaya karşın finansman koşullarının sektör açısından oldukça sıkı kalmaya devam ettiğini söyledi.
REKLAM
REKLAM
“Temmuzdaki maliyet endeksi artışı enflasyonun altında kalıyor ancak burada finansman maliyetinin yüksekliği devreye giriyor” diyen Tellioğlu, “İş insanı yüzde 55’le borçlanırken yüzde 30 enflasyon hedefi gerçekçi değil. İş insanlarının en fazla bunaldığı nokta faiz oranları” ifadelerini kullandı. Yüksek finansman maliyetlerinin yeni proje geliştirme kapasitesini ve kentsel dönüşüm yatırımlarını sınırlayan temel unsurlardan biri olduğuna dikkat çekti.