Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Yüksek faizler küresel borcun yükünü artırıyor

Yüksek faizler küresel borcun yükünü artırıyor

  • Küresel borç 337 trilyon dolara ulaşırken tartışma borcun büyüklüğünden vade ve finansman maliyetine kayıyor.

  • ABD yeni kamu borçlanmasında kısa vadeye en fazla ağırlık veren ülkeler arasında öne çıkarken, yapay zeka bağlantılı şirketler vadelerini uzatıyor.

  • Gelişen ekonomiler ise yüksek reel faizlere rağmen Eurobond piyasasında son yılların en hızlı ihraç dönemlerinden birini geçiriyor.

Türkiye'nin ekonomi platformu Bloomberg HT'yi Google listesine ekleyin Türkiye'nin ekonomi platformu Bloomberg HT'yi Google listesine ekleyin
Yüksek faizler küresel borcun yükünü artırıyor
01 Ekim 2026, 15:04 Güncelleme :

ELİF CANSEVEN

Küresel borç 2026'nın ilk yarısında 337 trilyon dolara yükselirken, borcun GSYH'ye oranı yüzde 311'e ulaştı. Ancak mevcut görünümde borç stokunun büyüklüğü kadar bu borcun hangi vadede ve hangi maliyetle çevrildiği de öne çıkıyor.

Bunun temel nedeni faiz ve büyüme arasındaki ilişkinin değişmesi. Pandemi sonrasında yükselen enflasyon bir süre nominal borç stokunun reel değerini azaltırken, enflasyonun gerilemesi ve faizlerin yüksek kalması bu desteği zayıflattı. Reel faizlerin yeniden pozitif bölgeye geçmesiyle borcun taşınma maliyeti arttı. Bu nedenle aynı büyüklükteki borç stoku, düşük faiz ve yüksek nominal büyüme dönemine kıyasla kamu maliyesi üzerinde daha fazla baskı yaratıyor. Borcun vadesi kısaldıkça da bu etki daha hızlı ortaya çıkıyor.

REKLAM

REKLAM

ABD'de asıl mesele vade

Bu değişimin en belirgin örneklerinden biri ABD. Ağustos itibarıyla son 12 ayda ABD'nin toplam kamu tahvili ihracı içinde kısa vadeli tahvillerin payı yüzde 80'in üzerinde gerçekleşti. IIF ve Bloomberg verilerindeki ülke karşılaştırmasında ABD kısa vadeli borçlanmaya en fazla ağırlık veren ekonomi konumunda.

ABD'yi Japonya ve Kanada izlerken, kısa vadeli tahvillerin toplam ihraç içindeki payı Almanya, İtalya ve Çin'de yüzde 30-35 bandında bulunuyor.

Vade farkı şirketlerle karşılaştırıldığında daha da belirginleşiyor. Yapay zeka bağlantılı ABD şirketlerinin 2026'da ihraç ettiği tahvillerde ortalama vade 13,4 yıla ulaşırken, ABD Hazine tahvillerinde 2,5 yıl seviyesinde kaldı. Hazine tarafında aynı rakam 2024'te yaklaşık 6 yıldı.

REKLAM

REKLAM

Buradaki ayrışma borç yönetimi açısından önemli. Uzun vadeli tahvil ihraç eden şirket bugünkü finansman maliyetini daha uzun süre sabitlerken, kısa vadeli borçlanan Hazine piyasa faizlerindeki değişime daha sık maruz kalıyor. Dolayısıyla Fed'in faiz indirmesi tek başına yeterli olmayabilir. Uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek kalması ve borcun sık çevrilmesi, Hazine'nin ortalama borçlanma maliyetindeki düşüşü geciktirebilir.

Faiz faturası büyüyor

Vade yapısındaki bu değişim ABD'nin zaten yükselen faiz faturasıyla birleşiyor. Kamu borcuna ilişkin net faiz harcamalarının GSYH'ye oranı 2020'lerin başında yüzde 2 civarındayken son yıllarda hızlı yükseldi.

REKLAM

REKLAM

IMF projeksiyonları oranın 2030'a kadar yüzde 4'ün üzerine çıkabileceğini gösteriyor. Aynı dönemde gelişmekte olan piyasalarda yaklaşık yüzde 2,5, Euro Bölgesi'nde yüzde 2,3 ve Japonya'da yüzde 1,5 seviyeleri öngörülüyor.

Şirketler vadeyi uzatıyor

Kamu ve özel sektör borçlanması arasındaki ayrışma da dikkat çekiyor. Yapay zeka yatırımlarını finanse eden ABD şirketleri tahvil piyasasında daha uzun vadeli kaynak sağlarken, bunun karşılığında Hazine'den daha yüksek kupon ödüyor.

Yapay zeka bağlantılı şirket tahvillerinde ortalama kupon yüzde 5 civarında bulunurken, Hazine tahvillerinde yaklaşık yüzde 4 seviyesinde. Buna karşılık şirketler ortalama 13 yılı aşan vadelerle finansman sağlayabiliyor.

Bu tablo, şirketlerin yüksek yatırım harcamalarını finanse ederken yalnızca borç miktarını artırmadığını, aynı zamanda mevcut faiz koşullarında refinansman riskini ileri tarihlere taşıdığını gösteriyor.

REKLAM

REKLAM

Gelişen ülkeler faize rağmen piyasada

Hikayenin diğer tarafında gelişmekte olan ekonomiler bulunuyor. Yüksek reel faizler ve küresel borçlanma maliyetlerindeki artış, bu ülkelerin uluslararası tahvil piyasasına çıkışını durdurmuş değil.

IIF verilerine göre gelişen ülke hükümetlerinin yabancı para cinsi tahvil ihraçları 2026'nın ilk sekiz ayında 190 milyar dolara ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde ihraç hacmi yaklaşık 160 milyar dolar seviyesindeydi. Eylül ayında gerçekleşen yaklaşık 10 milyar dolarlık yeni ihraçla birlikte yılbaşından bu yana toplam tutar yaklaşık 200 milyar dolara yükseldi.

İhraçların güçlü seyretmesinde gelişen ülke tahvillerinin sunduğu görece yüksek getirilerin yatırımcı talebini desteklemesi, ülkelerin dış finansman ihtiyaçları ve vadesi gelen borçların refinansmanı etkili oluyor. Belirsiz faiz görünümü de ihraççıların elverişli piyasa dönemlerinde finansmanı öne çekmesine neden olabiliyor.

REKLAM

REKLAM

Burada yüksek ihraç hacmi iki yönlü okunuyor. Uluslararası piyasalara erişimin açık kalması gelişen ekonomiler açısından finansman imkanı sağlarken, bugünkü ihraçlar gelecek yıllarda çevrilmesi gereken dış borç stokuna ekleniyor.