Advertisement

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, kurun 14.75’e kadar yükselmesinin ardından piyasaya müdahale etti.

Açıklamada “Döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle piyasaya satım yönünde doğrudan müdahale edilmektedir.” dendi.

Bloomberg HT'ye konuşan kaynaklar 15:30 itibariyle piyasaya yapılan müdahalenin yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtti.

TCMB, döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle 1 Aralık'ta 2014'ten bu yana ilk defa piyasaya müdahale ettiğini açıklamıştı.

Bloomberg HT'nin edindiği bilgiye göre, Merkez Bankası 1 Aralık'taki doğrudan müdahale ile piyasaya yaklaşık 700 milyon dolarlık döviz satışı gerçekleştirmişti. Öğlen yapılan ilk müdahale sırasında 500 milyon dolara yakın olan işlem büyüklüğü, öğleden sonra piyasanın sakinleşmesinin ardından yaklaşık 200 milyon dolar olarak devam etmişti.

TCMB aynı hafta 3 Aralık'ta döviz piyasasına ikinci müdahaleyi de gerçekleştirmişti. Bloomberg HT'ye konuşan kaynaklar ikinci müdahalede toplamda 300 milyon dolarlık, üçüncü müdahalede ise 500 milyon dolarlık satış yapıldığını belirtmişti.

TL’de değer kaybının sebepleri ortadan kalkmadıkça etkisi olmaz”

İstanbul Portföy Yönetici Ortağı Turgay Ozaner Bloomberg HT’ye Merkez Bankası’nın bu müdahalelerin etkisi olmayacağını düşündüğünü, piyasada Perşembe günü tekrar 100 baz puanlık faiz indirimi beklentisi olduğunu söyledi.

OMG Capital Advisors YKB Murat Gülkan TL’deki değer kaybının sebepleri ortadan kalkmadıkça bu tür müdahalelerin faydası olmayacağını söyledi, Gülkan “tam tersine zaten sınırlı olan net rezervler daha daha negatif olacak, risk algısının da artmasına yol açacaktır” yorumunu yaptı.

Amaç oynaklığı azaltmak”

Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdürü Üzeyir Doğan müdahalenin amacının kurdaki oynaklığı azaltmak olduğunu söyledi. Doğan “dönem dönem bu tarz müdahaleler gelebilir. Ama bundan sonra nasıl bir önlem alınacak buna bakmak lazım, yani müdahale ederek dolarda istikrar sağlamak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Perform Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yalçınkaya ise Merkez Bankası’nın aşırı oynaklıklara müdahale ettiğini belirterek “ama temel problem hallolmadıkça geçici pansumanların etkisi sınırlı kalacaktır. Ayın 16’sındaki toplantı önemli hale geldi, genel beklenti 100 baz puanlık indirim olması. Müdahalelerle işi halletmek zor. Döviz tevdiat hesaplarının bozulması için tek ilaç faiz. Bu faize rağmen TL’ye dönsünler demek bence iyimserlik. Böyle giderse sıkıntılı bir kur-enflasyon geçişkenliği olacak gibi duruyor.” değerlendirmesini yaptı.

Kurumsal yatırımcılar ve fon yöneticilerinin sterlin kısa pozisyonları 2016 yılındaki Brexit döneminden bu yana en yüksek seviyede bulunuyor. Analistler ise sterlin ile ilgili görüşlerinin yılbaşından bu yana tamamen ters yüz olduğunu söylüyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın koronavirüs ile ilgili acil durum ilan edilebileceğine yönelik açıklamaları sterline yönelik endişeleri artırırken, İngiltere Merkez Bankası’nın Şubat ayında gerçekleştirmeyi planladığı faiz artırımına yönelik çekimser bir tutum takınması da piyasaları etkiledi.

Vanda Research Küresel Makro Stratejisti Viraj Patel, “Sene başında sterlin için tamamen olumlu bir görüşümüz vardı fakat şu an bu tam tersine dönmüş durumda” dedi.

Dolar/TL, pazartesi günü yüzde 1'e yakın yükselişle 14 seviyesini geçerek rekor tazeledi. 14,75 seviyesine kadar tırmanan dolar kuru, sonrasında 14,50 seviyesine geri çekildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, kurdaki yükseliş sonrasında dördüncü defa piyasaya satış yönünde müdahale ettiğini açıkladı. Müdahale sonrasında dolar kuru 14,20'nin altına geriledi.

Türkiye'nin kredi temerrüt risk primi (CDS) 500 baz puan seviyesinde bulunurken 10 yıllık tahvil faizi yüzde 21,41 civarında seyrediyor.

Yabancı kurumlar faiz indirimlerinin devamını bekliyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu hafta perşembe günü politika faizini belirlemek için toplanacak. Unicredit bu toplantıda TCMB'nin 100 baz puanlık bir faiz indirimi yapacağını ve gelecek yılın başlarında ise politika faizini yüzde 12'ye kadar indireceğini düşünüyor.

Barclays ise TCMB'nin bu haftaki toplantıda 200 baz puanlık bir faiz indirimi yapmasını ve Ocak ayında 100 baz puanlık bir indirim kararı daha almasını bekliyor. Barclays, TCMB’nin düşük faiz söyleminin tam olarak hangi rakama işaret ettiğinin de belirsiz olduğunu ama tüm planlanan faiz indirimlerini gelecek iki toplantıda gerçekleştireceğini öngörüyor.

Aralık ayındaki toplantıda TCMB’nin 100 baz puanlık bir indirim yapmasını bekleyen Deutsche Bank, sonraki üç para politikası toplantısında ise agresif bir faiz indirimi beklemediklerini belirtti.

Acil bir faiz artırımı kararı alınmasının şu anki durumda zor olacağını belirten kurum, TCMB’nin dolarizasyon, zayıf Türk lirası ve artan enflasyondan dolayı 2022’nin ilk çeyreğinde politika faizini yüzde 25’e çıkarmak zorunda kalabileceğini ifade etti.

TCMB'den piyasaya üçüncü müdahale

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası geçen hafta cuma günü döviz piyasasına üçüncü defa müdahale etmişti.

TCMB, döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle 1 Aralık’ta 2014'ten bu yana ilk defa piyasaya müdahale ettiğini açıklamıştı.

Bloomberg HT’nin edindiği bilgiye göre, Merkez Bankası 1 Aralık'taki doğrudan müdahale ile piyasaya yaklaşık 700 milyon dolarlık döviz satışı gerçekleştirmişti. Öğlen yapılan ilk müdahale sırasında 500 milyon dolara yakın olan işlem büyüklüğü, öğleden sonra piyasanın sakinleşmesinin ardından yaklaşık 200 milyon dolar olarak devam etmişti.

TCMB aynı hafta 3 Aralık’ta döviz piyasasına ikinci müdahaleyi de gerçekleştirmişti. Bloomberg HT’ye konuşan kaynaklar ikinci müdahalede toplamda 300 milyon dolarlık, üçüncü müdahalede ise 500 milyon dolarlık satış yapıldığını belirtmiştilerdi.

Standard Chartered, yayımladığı bir araştırma raporunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politikalarındaki belirsizliğin Türk varlıklarındaki oynaklığın ve Türkiye’nin risk primindeki artışın devam etmesine neden olacağını söyledi.

Piyasaların Türkiye’nin ortodoks ekonomik politikalara olan ilgisine ilgili şüpheyle yaklaştığını belirten banka, böyle bir ortamda kur oynaklığınının, yabancı yatırımlardaki azalmanın ve değişen enflasyon beklentilerinin büyük ihtimalle süreceğini ifade etti.

Türkiye’nin gelişmekte olan ülke yatırımcılarının radarında kalmaya devam ettiğini belirten Standard Chartered, Türkiye’nin serbest sermaye girişi, bağımsız para politikası ve sabit kurun bir arada olamayacağını öngören ‘imkansız üçlü’ prensibini görmezden geldiğini belirtti.

Deutsche: TCMB sonraki çeyrek 1000 baz puan faiz artırmak zorunda kalabilir

Deutsche Bank, yayımladığı bir araştırma raporunda piyasa koşullarının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı 2022’nin ilk çeyreğinde 1000 baz puanlık faiz artırımı yapmaya zorlayacağını belirtti.

Aralık ayındaki toplantıda TCMB’nin 100 baz puanlık bir indirim yapmasını bekleyen Deutsche Bank, sonraki üç para politikası toplantısında ise agresif bir faiz indirimi beklemediklerini söyledi.

Acil bir faiz artırımı kararı alınmasının şu anki durumda zor olacağını belirten kurum, TCMB’nin dolarizasyon, zayıf Türk lirası ve artan enflasyondan dolayı 2022’nin ilk çeyreğinde politika faizini yüzde 25’e çıkarmak zorunda kalabileceğini ifade etti.

UBS Analisti Tilmann Kolb, bundan sonra Türk lirasıyla ilgili rapor yayımlamayacaklarını ve yatırımcıların son yayımladıkları Türk lirası tavsiye raporlarını dikkate almamalarını belirten bir müşteri notu yayımladı.

UBS analisti Kolb en son Kasım ayının sonlarında bir rapor yayımlayarak, TL’deki değer kaybının mevcut para politikası çerçevesinin enflasyonla mücadelede yetersiz olduğu görüşünü yansıttığını ve bu nedenle daha fazla değer kaybı ihtimalini göz ardı etmediklerini belirtmişti.

“Mevcut tahminlerimiz politika yapıcıların para birimindeki değer kaybına tepki vereceği varsayımına dayalı. Buna karşın mevcut politikaya bağlılığı devam ettirebilir. Bu da daha fazla değer kaybına neden olabilir” diyen Kolb, dolar/TL''nin 2022 ilk çeyreğinde 10,2'ye 2022 yıl sonunda ise 10,8'e ulaşmasını beklediklerini ifade etmişti.

UBS, 5 Ekim’de de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası beklentisiyle ilgili bir rapor yayımlamış ve TCMB’nin 2021 sonuna kadar 50 baz puanlık bir faiz indirimine daha giderek faizleri yüzde 17,50’ye çekmesini beklediklerini belirtmişti.

TCMB'nin parasal gevşeme döngüsü Eylül'de başlamıştı

TCMB parasal gevşeme döngüsüne Eylül ayında 100 baz puanlık bir faiz indirimiyle başlamış ve politika faizini yüzde 19’dan 18’e düşürmüştü. TCMB sonraki aylarda da faiz indirimlerine devam ederek politika faizini yüzde 15’e kadar indirmişti.

Dolar/TL bu süre zarfında Kasım ayına kadar kademeli bir yükseliş kaydettikten sonra Kasım’da gerçekleşen 200 baz puanlık faiz indiriminin ardından ayı yüzde 40'a varan kayıpla kapatmıştı. Dolar kuru Eylül ayı başında 8,30 civarında bir seviyede bulunurken Kasım ayını 13 seviyesinin üzerinde kapatmıştı.

Yabancıların TL swap'ları yüzde 90'a yakın geriledi

Yabancıların, swap piyasalarında TL varlıklarını satma eğilimi 3 Aralık haftasında da devam etmişti. Merkez Bankası ve BDDK verilerinden yapılan hesaplamaya göre yabancıların Türk bankaları ile yaptığı TL swap miktarı geçen hafta 2 milyar dolar azalarak 2,9 milyar dolara geriledi.

Son 13 haftada yaşanan çıkış 10,6 milyar dolara ulaştı. 19 Mart haftasında yabancıların swap pozisyonu 24 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu.

Deutsche Bank, yayımladığı bir araştırma raporunda piyasa koşullarının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı 2022’nin ilk çeyreğinde 1000 baz puanlık faiz artırımı yapmaya zorlayacağını belirtti.

Aralık ayındaki toplantıda TCMB’nin 100 baz puanlık bir indirim yapmasını bekleyen Deutsche Bank, sonraki üç para politikası toplantısında ise agresif bir faiz indirimi beklemediklerini söyledi.

Acil bir faiz artırımı kararı alınmasının şu anki durumda zor olacağını belirten kurum, TCMB’nin dolarizasyon, zayıf Türk lirası ve artan enflasyondan dolayı 2022’nin ilk çeyreğinde politika faizini yüzde 25’e çıkarmak zorunda kalabileceğini ifade etti.

Enflasyonun bu yılın sonunda yüzde 25 olacağını öngören Deutsche Bank ekonomistleri, 2022’nin ilk yarısında ise enflasyonun yüzde 30’a kadar tırmanacağını düşünüyor. Deutsche Bank, kur geçirgenliğinin etkisinin enflasyona yansıyacağını ve asgari ücretteki artışla beraber Mayıs 2022’de enflasyonun yüzde 35 civarına ulaşabileceğini de dile getirdi.

Türkiye ekonomisinin 2021 yılında yüzde 10,1 büyümesini beklediklerini belirten banka, Türk lirasındaki oynaklığın tüketiciler ve iş çevresi için belirsizliği artıracağını, bunun da ekonomik aktiviteyi yavaşlatacağını söyledi. Deutsche Bank 2022 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3,5 büyümesini bekliyor.