Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Reel sektörün 205 milyar dolarlık riski

Reel sektörün 205 milyar dolarlık riski

  • Türkiye ekonomisi, enflasyonu düşürme hedefiyle yürütülen sıkı para politikasının sürdüğü ve Türk lirasının reel olarak değer kazandığı bir dönemden geçiyor.

  • Bankacılık ve finans dışındaki şirketlerin net döviz açığı rekor seviyelere yaklaşırken; üreticiler ile sanayiciler yüksek kredi maliyetleri, aşırı değerlenen TL ve yurt dışı talebin zayıflaması kıskacında hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Türkiye'nin ekonomi platformu Bloomberg HT'yi Google listesine ekleyin Türkiye'nin ekonomi platformu Bloomberg HT'yi Google listesine ekleyin
Reel sektörün 205 milyar dolarlık riski
31 Ağustos 2026, 11:02 Güncelleme :

SEMİH ALBAYRAK

Tü rkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın paylaştığı verilere göre, finans dışı şirketlerin net döviz açığı 2026’nın Haziran ayında bir önceki aya göre 2,3 milyar dolar artarak 205,7 milyar dolar seviyesine kadar çıktı.

Varlık tarafında yurt içi bankalardaki döviz mevduatlarının 1,59 milyar dolar, ihracat alacaklarının ise 568 milyon dolar gerilemesi; borç tarafında ise türev yükümlülüklerin 3,57 milyar dolar tırmanması reel sektörün döviz borcunda yükselişi tetikleyen unsurlar arasında.

REKLAM

REKLAM

2018 yılında yaşanan kur krizinde görülen 207 milyar dolarlık zirveye yaklaşılmış olsa bile ekonomik büyüklükler günümüz ile kıyaslandığında reel sektör net döviz pozisyonunun ekonomi büyüklüğüne oranında pay azalıyor. 2018 yılında 778 milyar dolar olan milli gelire (GSYİH) kıyasla net döviz açığının payı yüzde 28,2 seviyesindeyken; 2026 yılına geldiğimizde ekonominin 1,25 ile 1,3 trilyon dolar bandına büyümesiyle bu oran yüzde 16,1 seviyesine kadar gerilemiş durumda.

Finans dışı sektörlerin borç mimarisi

Besfin Finansal Hizmetler Danışmanlık CEO’su Ferda Besli, reel sektörün döviz borcunun döviz kredileri ve ithalat borçları şeklinde iki ana başlıktan oluştuğunu aktardı. Ferda Besli, ithalat borçlarının bildiğimiz işletme sermayesi mantığıyla ele alınması gerektiğini, nitekim reel sektörün 53 milyar dolarlık ithalat borcuna karşılık 54 milyar dolarlık ihracat alacağı bulunduğunu vurguladı.

REKLAM

REKLAM

Borcun kredi tarafını inceleyen Besfin Finansal Hizmetler Danışmanlık CEO’su, 2026 ortası itibarıyla yurt içinden çekilen döviz kredilerinin 188 milyar dolar, yurt dışından sağlanan kredilerin ise 133

milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. TL faizlerinin yükselmeye başladığı 2023 yıl sonundaki dip seviyeleri baz alan Besli, 2023 sonunda 207,4 milyar dolar olan toplam döviz kredilerinin her yıl ortalama yüzde 19 artarak 2026 Haziran’ında 320 milyar dolara dayandığına dikkat çekti.

Aynı süreçte Türk lirası cinsinden kullanılan kredilerin dolar bazında yüzde 10 arttığını söyleyen Ferda Besli, kısa vadeli varlıkların 150 milyar dolar, borçların ise 144 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesiyle 2023 sonunda 66 milyar dolar olan kısa vadeli net döviz fazlasının 6 milyar dolara kadar eridiğini ifade etti.

REKLAM

REKLAM

Besli, reel sektörün 2025 verileriyle 396 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı gelirine karşılık ithalat hariç 320 milyar dolar döviz borcu bulunduğunu, yani neredeyse kazandığı gelir kadar borç taşıdığını söyledi.

Reel sektörün kur çelişkisi

Reel sektörün borç yapısındaki görünümü yorumlayan Meksa Portföy Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Taylan, piyasalarda artık enflasyondan çok faiz indirim sürecinin yön belirleyici hale geldiğine dikkat çekti.

Mehmet Taylan, şirketler tarafında döviz kuru seviyelerine dair çok fazla şikayet yükselse de rakamlara bakıldığında reel sektörün net döviz borcunda rekor seviyelerin kaydedildiğini söyledi. Konuşulanlar ile sahadaki aksiyon arasında belirgin bir fark olduğunu vurgulayan Taylan, şirketlerin kur konusunda talepleri olduğunu ama mevcut şartlarda buna tam anlamıyla inanarak hareket etmediklerini dile getirdi.

REKLAM

REKLAM

Bireysel tarafta faiz indirimlerinin kurda dalgalanma yaratabileceğine dair endişeler olsa da bu durumun henüz somut bir adıma dönüşmediğini belirten Mehmet Taylan, döviz kurunun şimdilik normal akışında devam edeceğini öngörüyor.

Değerli TL ve sanayi dönüşümü rekabet gücünü zayıflattı

Reel efektif döviz kuru tarafında ise Temmuz 2026 verileriyle TÜFE bazlı endeks 105,96 seviyesine, Yİ-ÜFE bazlı endeks ise 101,50 seviyesine kadar çıktı. Değerli TL konusunda iş dünyasının söylemleri son aylarda sıklıkla dile gelse de yakın zaman Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe dövizin en az enflasyon kadar artması gerektiğini yeniden vurguladı.

REKLAM

REKLAM

Özellikle hazır giyim, tekstil ve deri gibi insan gücüne dayalı sektörlerde kurun sınırlı artışı küresel rekabet ve maliyet cephesinde yükü artırdı.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın altını çizdiği gibi, mal enflasyonu yüzde 27 seviyelerine gerilerken lojistik, kira, sigorta ve danışmanlık gibi hizmet enflasyonunun yüzde 40’a yakın seyretmesi sanayicinin bütün maliyet dengesini bozuyor.

Girdisini yüksek hizmet ve işçilik maliyetiyle TL üzerinden karşılayıp, ürününü reel olarak değerlenen TL üzerinden ihraç etmek zorunda kalan üretici, iki taraftan da kâr marjının sıkışmasıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.

REKLAM

REKLAM

Konkordatolarda başı tekstil sektörü çekiyor

Kredi imkanlarının zorlaşması ve yüksek faizler, reel sektördeki nakit akışı çarklarını bozdu. 2026’nın ilk yedi ayında 1.167 firmaya geçici konkordato mühleti verilirken, 171 firma için iflas kararı çıktı. Konkordato başvurularında 159 dosya ile tekstil ve hazır giyim başı çekerken, onu 124 dosya ile inşaat, 73 dosya ile metal imalatı ve 63 dosya ile tarım sektörü izledi.

Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın anket sonuçları da sanayideki kırılganlığın boyutunu gözler önüne seriyor. Ankete katılan şirketlerin yüzde 62’si çalışan sayısını azaltmak zorunda kaldığını söylerken, sanayicilerin yüzde 55’i ekonomiye dair beklentilerinin daha da kötüleşeceğini düşünüyor. 2026’nın ikinci yarısı için öne çıkan en büyük riskler; kurların baskılanmaya devam etmesi, yüksek kredi faizleri ve iç piyasadaki durgunluk.

REKLAM

REKLAM

Ayrıca şirketlerin yüzde 38’inin hiçbir yeşil dönüşüm planının olmaması ve yüzde 64’ünün dijitalleşme yatırımı yapamaması, yüksek finansman maliyetlerinin geleceğin yatırımlarını şimdiden kilitlediğini gösteriyor. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan’ın da belirttiği gibi, yaşanan bu durum basit bir krediye ulaşma sıkıntısı değil, doğrudan doğruya bir üretim ve nakit akışı krizi…

Değerli Türk lirası yabancı radarında

Uluslararası finans devleri de TL’nin reel olarak değerlenme sürecinin ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda temkinli duruşunu koruyor.

REKLAM

REKLAM

Goldman Sachs analistleri, üç aylık dolar/TL tahminini 51 ve altı aylık tahminini 53 seviyesine çıkarırken, enerji fiyatlarında büyük bir düşüş ya da küresel çapta dolar zayıflaması olmadıkça risklerin TL’de beklenenden daha hızlı bir değer kaybına kayacağını öngörüyor.

Commerzbank stratejisti Tatha Ghose ise kurun birden basamak atlar gibi yükselmesinin sağlıklı olmadığını, kademeli savunma hatları kurma stratejisinin döviz borcu olan firmalara vakit kazandırsa da işin esas yönünü değiştirmediğini savundu.

REKLAM

REKLAM

Faiz indirim döngüsü yaraya merhem olur mu?

Merkez Bankası’nın 12 ay sonrası reel sektör enflasyon beklentisinin yüzde 32,80 seviyesine yükseldiği bir ortamda, 2027’ye doğru ilerlerken politika faizinde başlayacak olası bir indirim süreci finansman maliyeti açısından reel sektöre bir fırsat yaratabilir.

Piyasadaki faiz adımlarını şirket bilançoları açısından değerlendiren Besfin Finansal Hizmetler Danışmanlık CEO’su Ferda Besli, TLREF gösterge faizindeki 300 baz puanlık düşüşün şirket kredilerine doğrudan yansımasının sınırlı kaldığını, ama 177 günün ardından çok önemli bir kırılma başlattığını vurguladı.

REKLAM

REKLAM

Ferda Besli, TL kredi faizlerindeki düşüşlerle birlikte şirketlerin bilançolarındaki döviz kredilerini adım adım azaltıp TL borçlarını artırması gerektiğini ifade etti. Faiz indirimi döneminin başlamasıyla TL borçlanma maliyetleri düşecek olsa da, kur üzerinde biriken baskının aniden serbest kalması 205,7 milyar dolar net açık taşıyan reel sektör için devasa bir kur farkı gideri patlamasına yol açabilir. Bu yüzden kısa vadeli döviz borçlarının yönetilmesi 2027’nin ilk yarısında takip edilecek hassas konulardan biri.

REKLAM

REKLAM

Plastik Sanayicileri Federasyonu Başkanı Ömer Karadeniz ve Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın dile getirdiği gibi, herkese eşit genel bir gevşeme yerine sanayiciye özel seçici kredi destekleri piyasa genelinde kabul gören plan olurken ihracat reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ve döviz dönüşüm desteklerinin artırılması 2027 yılı için ihracatçının beklentileri arasında…

Haziran 2026 verilerinde türev yükümlülükleri 3,57 milyar dolar artarken reel sektör; düşük kârlılık, yüksek borç ödemesi ve yavaşlayan büyüme ile geçen uzun soluklu bir dayanıklılık testinde bulunuyor. Kurların enflasyonla kademeli olarak dengelendiği, finansman ortamının seçici sanayi kredileriyle desteklendiği ve reformların yapıldığı bir dönüşüm sistemi sağlanmazsa 2027 yılında da enerji ve savaş kaynaklı risklerin masada olmadığı bir tabloda bile borç ödeme gücü zayıflayan şirketlerin ayakta kalma mücadelesi zorlu geçecek.