Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Dr. Ali Çınar Yapay zekâ dil kurslarını da sarsıyor: Yeni öğrenme çağında kim kazanacak?

Yapay zekâ dil kurslarını da sarsıyor: Yeni öğrenme çağında kim kazanacak?

12 Ocak 2026, 09:50
Güncelleme : 12 Ocak 2026, 09:50

Son aylarda İstanbul’da, Ankara’da ve yurtdışında farklı dil kursu sahipleriyle yaptığım sohbetlerde aynı cümleyi duymaya başladım: “Bu iş modeli bu şekilde devam edemez hatta satmayı düşünüyoruz” En önemli sebeplerden biri yapay zekâ.

Uzun yıllar boyunca yabancı dil öğrenmek; sınıf, öğretmen, kitap ve uzun kurs paketleriyle eş anlamlıydı. Bugün ise bir cep telefonu, bir kulaklık ve doğru uygulamalar, milyonlarca insan için bire bir öğretmen deneyimi yaratıyor. Üstelik çoğu zaman ücretsiz, her zaman erişilebilir ve sabırla tekrar eden bir öğretmen gibi.Bu sadece bir teknolojik ilerleme değil; dil eğitimi sektöründe sessiz ama derin bir iş modeli kırılması.

Yeni Öğrenme Gerçeği

Artık bir öğrenci, istediği an konuşma pratiği yapabiliyor, telaffuzunu düzelttirebiliyor, yazdıklarını anında kontrol ettirebiliyor ve seviyesine özel programlarla ilerleyebiliyor. Geleneksel kursların yıllardır sunduğu üç temel vaat : erişim, kalite ve süreklilik — bugün teknolojiyle çok daha düşük maliyetle karşılanıyor.

Bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri Duolingo. Bir zamanlar basit bir dil uygulaması olarak görülen platform, bugün yapay zekâ destekli kişisel öğretmen özellikleriyle öğrenme deneyimini tamamen kişiselleştiriyor. 2016’da yıllık geliri sadece 1 milyon dolardı; 2018’de 36 milyon dolara çıktı; 2021’de 250 milyon dolara ulaştı ve 2023’te 531 milyon doları buldu yani yalnızca birkaç yılda katlanarak büyüdü. Platform, 2025 itibarıyla 10,9 milyonun üzerinde ücretli abone ile devasa bir kullanıcı tabanı oluşturdu. Bu rakamlar, sektörün dijitalleşme hızını ve Duolingo’nun piyasadaki etkisini somut olarak ortaya koyuyor.

Benzer şekilde Google Translate, artık yalnızca metin çeviren bir araç değil; gerçek zamanlı konuşma çevirisi, kamera ile metin tanıma ve bağlam analizi yapabilen bir iletişim asistanı haline geldi. Apple ise AirPods üzerinden anlık çeviri yeteneklerini geliştirerek dil bariyerlerini günlük yaşamda fiilen ortadan kaldırıyor.

Rakamlar Ne Söylüyor?

2025’te yayımlanan bir Pew Research Center çalışması, dijital dil öğrenme araçlarının kullanımının son iki yılda %60’tan fazla arttığını gösteriyor. Katılımcıların büyük bölümü, geleneksel kurslara kıyasla mobil ve yapay zekâ destekli çözümleri daha erişilebilir, daha esnek ve daha ekonomik buluyor.Bu eğilim sadece genç kuşaklarla sınırlı değil. Profesyoneller, göçmenler, öğrenciler ve hatta emekliler için dil öğrenimi artık sınıf saatlerine bağlı bir süreç olmaktan çıkmış durumda.

Kim Kaybediyor, Kim Kazanıyor?

Bu dönüşümden en çok zarar görenler, iş modelini hâlâ yalnızca sınıf, öğretmen ve kitap üzerine kuran kurumlar. Sabit maliyetleri yüksek, dijital yatırımı sınırlı ve deneyim tasarımı zayıf olan kurslar rekabet gücünü hızla kaybediyor. Kazananlar ise yapay zekâyı tehdit değil altyapı olarak görenler. Öğretmeni bilgi aktarıcıdan öğrenme koçuna dönüştüren, sınıfı topluluk ve deneyim merkezine çeviren, kişisel öğrenme yolculuğu tasarlayan kurumlar yeni dönemin oyuncuları olacak.

Asıl Mesele Teknoloji Değil

Bu hikâye, özünde bir teknoloji hikâyesi değil; insanın nasıl öğrendiğine dair bir paradigma değişimi. Öğrenci artık sınav geçmek için değil, gerçek hayatta iletişim kurmak için öğrenmek istiyor. Zamansız, mekânsız ve kişisel bir öğrenme beklentisi var. Bu nedenle geleceğin dil eğitimi modeli:

İnsan + Yapay Zekâ + Deneyim üçgeni üzerine kurulacak.

Yapay zekâ dil öğrenimini demokratikleştiriyor, erişimi artırıyor ve maliyetleri dramatik biçimde düşürüyor. Ama insanî bağlam, sosyal öğrenme ve kültürel deneyim hâlâ vazgeçilmez.

Dil kurslarının önündeki soru artık çok net: “Biz yalnızca dil mi öğretiyoruz, yoksa insanların dünyayla kurduğu bağı mı inşa ediyoruz?”

Bu soruya doğru cevabı verenler ayakta kalacak.