Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Koray Gültekin Bahar Merkez bankalarının hedefi dijital egemenlik

Merkez bankalarının hedefi dijital egemenlik

27 Temmuz 2026, 10:22 Güncelleme :

Son birkaç hafta, Avrupa’nın dijital para yolculuğunda önemli gelişmelere sahne oldu. Önce Avrupa Parlamentosu, Dijital Euro düzenlemesini bir sonraki müzakere aşamasına taşıdı. Ardından Avrupa Merkez Bankası (ECB), aralarında Avrupa’nın önde gelen bankaları ve ödeme kuruluşlarının da bulunduğu 36 şirketi Dijital Euro pilot programına seçti. 2027’de başlaması planlanan pilot uygulama, Avrupa’nın dijital para projesini artık fikir aşamasından uygulama hazırlıklarına taşıyor. ECB’nin hedefi ise gerekli yasal süreçlerin tamamlanmasının ardından Dijital Euro’yu 2029 yılında kullanıma sunmak.

İlk bakışta bunlar teknik gelişmeler gibi görünebilir ancak aslında çok daha büyük bir dönüşümün işaretlerini görüyoruz. Çünkü bugün Avrupa’nın yanı sıra Çin, Rusya ve dünyanın önde gelen ekonomileri de kendi dijital para altyapılarını kurmak için yarışıyor. Çin, dijital yuanı hem iç piyasada hem de sınır ötesi ödemelerde yaygınlaştırmaya devam ediyor. Rusya ise dijital ruble projesini başlatmış olsa da savaşın ve yaptırımların yarattığı ekonomik öncelikler nedeniyle beklediği hızda ilerleyemiyor.

Peki neden?

Merkez bankaları gerçekten yeni bir ödeme yöntemi geliştirmeye mi çalışıyor, yoksa dijital çağın finansal egemenliğini yeniden mi tanımlıyor? Bence doğru soru tam da bu.

Bugün Dijital Euro’yu yalnızca yeni bir ödeme aracı olarak değerlendirmek, resmin tamamını kaçırmak anlamına geliyor. Çünkü mesele dijital para üretmekten çok daha büyük. Mesele, dijital ekonominin altyapısını kimin kontrol edeceği.

Lagarde: “Dijital Euro, Avrupa’nın ekonomik egemenliği için önemli”

Yüzyıl boyunca ülkeler enerji güvenliğini, doğal kaynaklarını ve sınırlarını korumaya odaklandı. 21. yüzyılda ise bunlara ödeme altyapıları başlığı eklendi. Artık ekonomik egemenlik yalnızca para basabilmekle değil, o paranın dijital ortamda hangi ağlar üzerinden dolaştığını kontrol edebilmekle de ölçülüyor. Avrupa’nın Dijital Euro’ya verdiği önem de tam olarak buradan kaynaklanıyor.

Birkaç ay önce Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Dijital Euro’nun Avrupa’nın ekonomik egemenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Ve “Dijital Euro, kritik ödeme sistemlerinde yabancı sağlayıcılara olan aşırı bağımlılığı önleyerek tamamen Avrupa altyapısına dayanacaktır. Bu proje, nakit paranın gizliliğini dijital dünyaya taşıyan güvenli bir çözüm sunacaktır” dedi.

Euro, dünyanın en önemli rezerv para birimlerinden biri. Avrupa da küresel ekonominin en büyük aktörlerinden biri olmaya devam ediyor. Buna karşın Avrupalı tüketicilerin günlük dijital ödemelerinin önemli bölümü Visa, Mastercard, Apple Pay ve Google Pay gibi Avrupa dışındaki şirketlerin altyapıları üzerinden gerçekleşiyor. Para Avrupa’nın olabilir ancak ödeme altyapısının önemli bir kısmı Avrupa’nın kontrolünde değil. Dijital Euro’nun arkasındaki temel motivasyonlardan biri de bu stratejik bağımlılığı azaltmak.

Bu bağımlılığın ne kadar kritik sonuçlar doğurabileceğini son yıllarda yaşanan bazı gelişmeler açıkça gösterdi. ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) yönelik yaptırım kararlarının ardından bazı yargıçlar ve savcılar, kullandıkları Visa ve Mastercard kartlarının çalışmadığını, çeşitli dijital finansal hizmetlere erişimlerinin kısıtlandığını kamuoyuyla paylaştı. Kartların farklı ülkelerde düzenlenmiş olması sonucu değiştirmedi. Çünkü ödeme ağlarının küresel yapısı, jeopolitik kararların bireylerin günlük finansal hayatına kadar uzanabileceğini gösterdi. Bu olay, ödeme sistemlerinin artık yalnızca ticari bir altyapı değil, aynı zamanda stratejik bir güç unsuru haline geldiğini ortaya koydu.

Parayı basan mı güçlü, ödemeyi sağlayan mı?

Aslında benzer bir yaklaşımı Çin’de de görüyoruz. Dijital yuan projesi yalnızca nakitsiz toplum hedefinin bir parçası değil; aynı zamanda Çin’in kendi finansal ekosistemini güçlendirme ve uluslararası ticarette alternatif ödeme kanalları oluşturma stratejisinin önemli unsurlarından biri. Rusya’nın dijital ruble çalışmaları da benzer motivasyonlarla başladı. Farklı ülkeler, farklı yöntemler izliyor olabilir ancak ortak hedef aynı: Dijital ekonomide finansal egemenliği kaybetmemek.

Son yıllarda yaşanan pandemi, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar, Rusya-Ukrayna savaşı ve artan jeopolitik gerilimler de bu yaklaşımı daha da güçlendirdi. Ülkeler artık yalnızca enerji güvenliğini ya da yarı iletken üretimini değil ödeme sistemlerini, finansal veriyi ve dijital altyapıları da ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.

Önümüzdeki yıllarda rekabet yalnızca para birimleri arasında yaşanmayacak. Asıl yarış, hangi ülkenin daha güvenli, daha dirençli ve daha bağımsız bir dijital ödeme altyapısı kurabileceği üzerine olacak. Dijital para projeleri de bu büyük dönüşümün en önemli araçlarından biri haline gelecek.

Belki de önümüzdeki dönemde ülkelerin ekonomik gücünü değerlendirirken yalnızca gayrisafi yurt içi hasılaya, rezervlerine ya da bastıkları para miktarına bakmayacağız. Ödeme ağlarının kime ait olduğu, finansal verinin nerede üretildiği ve dijital ekonominin hangi altyapı üzerinde çalıştığı da en az bunlar kadar belirleyici olacak. Çünkü gelecekte ülkelerin gücü yalnızca bastıkları parayla değil, işlettikleri ödeme altyapısıyla da ölçülecek.