AB'de Çin'e karşı tedarik çeşitlendirme hazırlığı
-
Avrupa Birliği, kritik sektörlerde Çin'e olan tedarik bağımlılığını kırmak amacıyla şirketlere yasal "çeşitlendirme" zorunluluğu getirmeye hazırlanıyor.
-
Financial Times'ın haberine göre, yürürlüğe girmesi planlanan yeni kurallar kapsamında Avrupalı firmalar stratejik bileşenlerinin en fazla %40'ını tek bir ülkeden alabilecek, kalan kısmı için ise en az üç farklı ülkeden tedarikçi bulmak zorunda kalacak.
Küresel üretim zincirlerindeki Pekin hegemonyası, Batı dünyasını yeni korumacı önlemler almaya itiyor. Çin'in yarı iletkenler, elektrikli araçlar (EV) ve gelişmiş savunma sanayi silahlarında hayati önem taşıyan kritik minerallerin işlenmesi üzerindeki tekelini dönemsel ihracat kısıtlamaları ve fiyat baskılarıyla bir kaldıraç olarak kullanması, AB’yi harekete geçirdi.
İngiliz Financial Times'ın AB Komisyonu yetkililerine dayandırdığı haberine göre, erken aşamadaki bu planlar özellikle kimya ve endüstriyel makine gibi lokomotif sektörleri doğrudan etkileyecek.
Taslak plana göre Avrupalı şirketler, kritik bileşen ihtiyaçlarının en fazla yüzde 30 ila yüzde 40'ını tek bir tedarikçiden karşılayabilecek.
Geriye kalan bileşenlerin, ana tedarikçiyle aynı menşeye sahip olmayan en az üç farklı tedarikçiden ve farklı ülkelerden tedarik edilmesi yasal zorunluluk haline gelecek.
Günlük 1 milyar euro açığa "cezai gümrük" freni
AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic, çeşitlendirme yasasının yanı sıra Çin menşeli kimyasallar ve makineler üzerinde bir dizi cezai gümrük vergisi uygulamayı planlıyor.
AB ile Çin arasındaki ticaret açığı günlük 1 milyar euroya (1,16 milyar dolar) ulaşmış durumda.
Gümrük vergileriyle hem bu devasa makasın kapatılması hem de Çin'in pazarı domine eden fiyat politikalarının dengelenmesi hedefleniyor.
Avrupa, tedarik zincirini güvence altına almak adına ABD ile de ortak hareket ediyor. Maros Sefcovic, geçtiğimiz Nisan ayında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile nükleer, savunma ve ileri teknoloji imalatı için kritik olan minerallerin üretimi ve güvenliği konusunda stratejik bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Yeni yasa tasarısı, bu transatlantik ittifakın kıta içindeki yasal izdüşümü olarak yorumlanıyor.