ABD piyasalarında yönü Fed ve bilançolar belirleyecek
-
Küresel piyasalar yılın ikinci yarısına, para politikalarının yanı sıra jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatları ve şirket bilançolarının aynı anda fiyatlandığı bir görünümle girdi.
Küresel piyasalar yılın ikinci yarısına, para politikalarının yanı sıra jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatları ve şirket bilançolarının aynı anda fiyatlandığı bir görünümle girdi. Son dönemde ABD Merkez Bankası'nın yeniden faiz artırabileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesi ve Orta Doğu'da yükselen tansiyon, küresel risk iştahını yeniden şekillendirirken özellikle ABD piyasalarında odak hem Fed'in atacağı adımlarda hem de şirket bilançolarında olacak.
Slayz Yatırım Holding CEO'su John Nevzat Erdem, küresel piyasalarda son yılların en önemli değişiminin yatırımcıların tek bir göstergeye odaklanarak karar veremediği yeni bir döneme geçilmesi olduğunu söyledi.
"Piyasalar artık yalnızca Fed kararlarını ya da enflasyon verilerini fiyatlayan bir yapıda değil. Petrol fiyatındaki hareket de önemli, bilanço açıklayan bir teknoloji şirketi de, Orta Doğu'daki gelişmeler de. Artık yatırımcıların tek bir veriye bakarak karar verebildiği bir dönemden söz etmek mümkün değil. Bu yüzden göstergeler arasındaki ilişkiyi doğru okuyabilenler için öngörü üretmek her zamankinden daha değerli hale geliyor."
ABD borsalarında gözler bilanço sezonunda
ABD borsalarında son yıllardaki yükseliş büyük ölçüde teknoloji şirketlerinin öncülüğünde gerçekleşti. Yapay zekâ yatırımları yüksek piyasa değerine sahip şirketleri desteklemeye devam ederken, yatırımcıların odağı giderek bu yatırımların şirket gelirlerine ve kârlılıklarına nasıl yansıdığına çevriliyor.
Yaklaşan bilanço sezonu ise ABD piyasalarının yönü açısından yılın en kritik eşiklerinden biri olarak görülüyor. Sezonun büyük bankalarla başlayacak olması nedeniyle yatırımcılar öncelikle finans sektöründen gelecek mesajlara odaklanacak. Bankaların kredi talebine, tüketici harcamalarına, kredi kalitesine ve şirketlerin yatırım iştahına ilişkin değerlendirmeleri, ABD ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin önemli sinyaller verecek.
Bilanço sezonunun ilerleyen bölümünde ise gözler yeniden teknoloji şirketlerine çevrilecek. Bu aşamada yalnızca gelir ve net kâr rakamları değil; yapay zekâ yatırımlarının gelir yaratma kapasitesi, veri merkezi yatırımlarının geri dönüşü, bulut hizmetlerindeki büyüme ve şirketlerin gelecek çeyreklere ilişkin beklentileri de yakından takip edilecek. Özellikle yüksek değerlemelerle işlem gören şirketlerin bu beklentileri karşılayıp karşılayamayacağı, Wall Street'in yönü açısından belirleyici olacak.
Jeopolitik risklerin yükselmesi ve Fed'e ilişkin beklentilerin yeniden sıkılaşması ise bilanço sezonuna girilirken ABD piyasalarında oynaklığı artırabilecek unsurlar arasında yer alıyor. Erdem’e göre yatırımcılar yalnızca açıklanan finansal sonuçlara değil, şirket yönetimlerinin gelecek döneme ilişkin mesajlarına ve makroekonomik risklere nasıl yaklaştıklarına da odaklanması gerekiyor.
"Bu bilanço sezonunda yalnızca şirketlerin ne kadar kâr açıkladığına bakılmayacak. Yönetimlerin önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri, yatırım harcamaları, marjlarını koruyup koruyamayacakları ve özellikle yapay zekâ yatırımlarının finansal sonuçlara ne ölçüde yansıdığı çok daha fazla sorgulanacak. Wall Street açısından bu sezonun en önemli sorusu, şirketlerin yüksek beklentileri karşılayıp karşılayamayacağı olacak. Aynı zamanda yükselişin teknoloji şirketlerinin dışına taşarak daha geniş bir sektörel tabana yayılıp yayılmadığını da göreceğiz."
Fed beklentileri ve tahvil faizleri yeniden öne çıkıyor
ABD tahvil piyasasında dikkatler yeniden Fed'in atacağı adımlara çevrilmiş durumda. Faiz artışı ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi, özellikle kısa vadeli tahvil faizlerini yukarı taşırken hisse senedi piyasalarında değerleme tartışmalarını da yeniden öne çıkarıyor.
Yüksek faiz ortamında güçlü bilanço yapısına sahip, düzenli nakit akışı üreten ve operasyonel verimliliğini koruyabilen şirketlerin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten John Nevzat Erdem, yüksek büyüme beklentileriyle fiyatlanan şirketlerde finansal performansın daha yakından takip edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
"Piyasa son iki yıldır büyüme hikâyelerini satın aldı. Şimdi ise doğal olarak bu yatırımların gerçekten kârlılığa dönüşüp dönüşmeyeceğini takip edeceğiz. Özellikle yapay zekâ tarafında artık yalnızca yatırım büyüklüğü değil, bunun bilançoya nasıl yansıdığı konuşulacak. Eğer şirketler beklentileri güçlü bilançolarla destekleyebilirse mevcut değerlemeler daha sağlam bir zemine oturabilir. Aksi durumda ise piyasalarda şirket bazlı ayrışmaların daha belirgin hale geldiğini görebiliriz."
Jeopolitik riskler yeniden fiyatlamaların merkezinde
Orta Doğu'da artan gerilim, enerji piyasalarında jeopolitik risk primini yeniden yükseltti. Brent petrolün 85 dolar seviyesinin üzerine çıkması, enerji maliyetlerinin küresel enflasyon görünümü üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşırken, piyasalarda arz güvenliğine ilişkin endişeleri de artırdı.
Buna karşın küresel petrol talebine yönelik aşağı yönlü beklentiler, enerji fiyatlarının yalnızca arz tarafındaki gelişmelerle değil, küresel büyüme görünümüyle de şekillendiğini gösteriyor. Kısa vadede fiyatlamalar jeopolitik risk primiyle şekillenirken, orta vadede küresel büyüme görünümü ve talep beklentileri enerji piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.
Benzer şekilde altın fiyatlamalarında da jeopolitik gelişmeler kadar doların seyri, reel faizler ve tahvil piyasasındaki hareketler belirleyici olmayı sürdürüyor.
John Nevzat Erdem, önümüzdeki dönemde ABD piyasalarının küresel sermaye akımlarının yönünü belirlemeye devam edeceğini ancak yatırımcıların tek bir göstergeye odaklanarak hareket etmesinin giderek zorlaşacağını söyledi.
"Birkaç ay önce piyasalar faiz indirimlerinin zamanlamasını konuşuyordu, bugün ise yeniden faiz artışı ihtimali tartışılıyor. Bu bile beklentilerin ne kadar hızlı değişebildiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde yalnızca Fed'i ya da jeopolitik gelişmeleri takip etmek yeterli olmayacak. Faiz görünümü, şirket kârlılıkları, enerji maliyetleri ve ekonomik veriler birbirini aynı anda etkileyecek. Bu nedenle en kritik konu, verilerin yönünden çok bu verilerin şirketlerin performansını ve yatırımcı davranışını nasıl değiştireceğini doğru analiz edebilmek olacak."